BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Rum lider hassasiyetlerimize saygı göstermedi, kapıyı vurup çıktı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Rum lider hassasiyetlerimize saygı göstermedi, kapıyı vurup çıktı”
Tarih: 19.02.2017 > Kaç kez okundu? 326

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı dünkü liderler görüşmesinde Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in kapıyı vurup çıktığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı Rum lider Anastasiadis’le ara bölgedeki görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığı’nda açıklamalarda bulundu.

Akıncı, Rum lider Anastasiadis’in, Rum Meclisinde alınan “Enosis plebisitinin okullarda kutlanması kararı üzerine Kıbrıs Türk tarafında oluşan endişe ve hassasiyetlere saygı göstermediğini belirtti.

Akıncı dünkü liderler görüşmesinde Rum lider Anastasiadis’ten hem karara karşı net bir tutum sergilemesini, hem de kararın iptali ve geçersiz kılacak adımları atmasını istediğini açıkladı.

Akıncı, Rum Meclisinde Enosis’le ilgili kararın iptal edilmesi gerektiğini belirterek, Rum liderin ilk önce bu kararı benimsemediğini halkına açıklaması ardından da bu kararın iptalini gündeme getirmesi gerektiğini söyledi.

Akıncı, görüşmeye Rum tarafının 5 sayfalık bir metinle gelip karşı tezlerini sunduğunu, Türk tarafını dinlemediğini, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin ara yol bulma çabaları sırasındaysa görüşmeyi terk ettiğini söyledi.

Akıncı, Rum tarafının kendi eliyle hazırlamış olduğu koşulları yine kendi eliyle geri döndürebileceğini, hatasını anlayıp bugün (dün) çarptığı kapıyı aralayarak yeniden görüşmelere dönmesinin mümkün olabileceğini ifade etti.

Akıncı, dünkü toplantıya giderken Enosis plebisitinin okul programlarına alınması ve kutlanacak günler listesine konulmasının Kıbrıs Türk tarafında yarattığı hayal kırıklığını konuşmak istediğini, önceki günkü teknik toplantının da sırf bu nedenle iptal edildiğini ifade etti.

Geçen yıl Rum liderin İstanbul’daki yemek krizinde yaptığı gibi bir krize neden olmamak ve yüz yüze görüşmek istediğini anlatan Akıncı, toplumlararası var olmayan güvenin yaratılması gerektiği bir zamanda, Kıbrıs konferansının gündemde olduğu günlerde, İki Toplumlu Eğitim Komitesi oluşturulmuşken ve barış kültürünün eğitimle gençlere aşılanması gereken bir dönemde, bu tür bir kararın Türk tarafında yarattığı sıkıntıyı izah etmek için görüşmeye gittiğini söyledi.

Karara ELAM partisinin önayak olması ve DİSİ’nin de buna destek vermesinin toplumda bir tepkiye neden olduğunu anlatan Akıncı, konunun Rum toplumunda dahi tepkiyle karşılandığını ifade etti.

Enosis fikrinin hâlihazırda zaten Rum tarih kitaplarında ve Rum eğitim sisteminin içerisinde olduğunu da dile getiren Cumhurbaşkanı, bunu kutlanacak bir olay diye göstermenin farklı bir olay olduğunu ifade ederek, masada Kıbrıs Türk tarafının hissiyatına saygı gösterilmediğini söyledi.

Rum tarafında da 20 Temmuz’un 15 Temmuz darbesinin bir sonucu olduğunun bilinmesine rağmen bu konuda hassasiyetleri bulunduğunu, onların da zamanında acılar çektiklerini ve bunların görmezden gelinemeyeceğini 20 Temmuz töreninde dile getirdiğini kaydeden Akıncı, geçmişte ortaya çıkmış törenlerin iki tarafta da aynen durduğunu fakat buna karşın, üzerine ekleme yapmak isteyenin Rum tarafı olduğunu dile getirdi.

Kendisinin gösterdiği anlayış ve duyarlılığı Rum lider Anastasiadis’in göstermediğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, Güney’deki tüm kamuoyu yoklamalarının çözüme en uzak kesimi genç nesiller olarak gösterdiğini vurgulayarak, bu gençlerin okullarına böylesi bir kutlamayı getirmenin hem liderlerin çözüm çabalarına hem de Birleşmiş Milletlerin uğraşlarına tezat teşkil ettiğini bildirdi.

“Bu olayın mutlaka düzeltilmesi gerek” diyen Akıncı, Kıbrıs Türk toplumunun olası bir çözümde ülkeyi yönetecek liderlerden biri olarak gördüğü Anastasiadis’in ELAM gibi bir partiyle el ele yürümesini görmek istemediğini, dün masada bir kez daha bildirdiğini ifade etti.

Dünkü görüşmede Anatsasiadis’ten net bir pozisyon ve karara karşı olduğunu belirten net bir tavırla, kararı geçersiz kılacak adımların atılmasını istediğini anlatan Akıncı, Rum liderin bunları dinlemediğini, 5 sayfadan oluşan ve 20 Temmuz, 15 Kasım ve “Türkiye’den su getirilmesi” konularını da içeren bir metinle çeşitli bahaneleri öne sürdüğünü belirtti.

Akıncı, Anastasiadis’in Türk tarafının duygularını anlamayacak bir tavır sergilediğini belirterek, Rum liderin kararı onaylamadığını da söylediğini fakat kararın geçersiz kılınması konusunda garanti istendiğinde bu garantiyi veremediğini kaydetti.

Bu noktadan sonra BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin araya girerek durumu toparlamaya yönelik bir konuşma yaptığını anlatan Akıncı, bu konuşma sırasında Rum lider Anastasiadis’in “Söyleyecek bir şeyim yoktur” diyerek toplantıyı kapıyı da sertçe çarparak terk ettiğini bildirdi.

Saygı çerçevesinde geçmesini bekledikleri toplantının bu şekilde sonlandığını kaydeden Akıncı, daha önce Rum liderin benzer fevri davranışları olduğunu da söyleyerek, “Bu bardağı taşırdı. Buna tolerans göstermek mümkün değildi” ifadelerini kullandı.

Yapılan her toplantının karşılıklı saygıyı gerektirdiğinin altını çizen Akıncı, aksi halde devamının gelmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, şimdiden Rum kesiminde “Akıncı toplantıyı terk etti” söyleminin yayılmaya başlandığına da işaret etti.

Toplantıya yapılan bu saygısızlığı kabul etmenin mümkün olmadığını belirten Akıncı, herkesin tavırlarına dikkat etmesi gerektiğini, kendisinin Kıbrıs Türklerinin seçmiş ve yetkilendirmiş olduğu ve masada “toplum lideri” sıfatıyla oturan bir kişi olarak hiçbir ortamda saygı çerçevesinden çıkmadığını, karşısındaki muhatabın da bir toplum lideri olduğunu ve BM’nin de o masada olduğunu unutmayarak hareket ettiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, görüşmelerin olgun bir noktaya gelmesi zamanında, son rötuşların verilmesi gerekirken, Enosis duygularını çağrıştıran söz konusu olayın gerçekleşmesinin ve çocuklara bunun aşılanacak olmasının hiçbir olumlu mantığı olmadığını söyleyerek, Rum tarafının Türk tarafının “Konuyu abarttığını” ifade ettiğini fakat Türk tarafının az tepki koymuş olduğunu kaydetti.

Kararı ortadan kaldırıp süreci ilerletmek varken, Rum tarafının kapıyı vurup gittiğini adını da “Akıncı masadan kaçtı” koyduğunu ifade eden Akıncı, “Kendi elleriyle yarattıkları bu durumu tersine çevirmek ve vurup gittikleri kapıyı açıp gelmek yine kendi ellerindedir. Kendilerinden çözümü ve barışı isteyen insanlar bunu beklemektedirler” şeklinde konuştu.

Akıncı bir soruya karşılık Rum tarafının Mont Pelerin’de 10 günlük bir mola istediğini ve hazır olmadığını bildirdiğini kendilerinin de bunu saygıyla karşıladıklarını ve gereğini yaptıklarını anlattı.

Müzakere sürecine kapıyı kapatmak istemediğini fakat çözümün tek taraflı değil, çift taraflı geleceğini de vurgulayan Akıncı, 2016 yılından beri söylediği gibi Rum tarafının 2017 yılındaki önceliklerinde bir kayma olacağının belli olduğunu, seçim propagandasının da beklenenden erken başladığını ifade etti.

Önceleri, bahar sonuna kadar bir çözüm için şans olduğunu düşündüğünü söyleyen Akıncı, seçim propagandasının başlamasıyla bu ihtimalin de azaldığını, Enosis kararının içerisinde DİSİ’nin de oluşu ve konunun Anastasiadis’i de ilgilendirmesinin endişeye neden olduğunu belirtti.

Rum tarafında bazı sözcülerin konuya “Zamanlama yanlıştı” ifadeleriyle açıklama getirdiğini belirten Akıncı, “Zamanlama yanlış diye bir şey olamaz… Bunun hiçbir zaman yapılmaması gerekirdi… Bizim bugün beklediğimiz sonuç bu değildi. Belki daha sonra daha sakin kafayla, serinkanlılıkla konuyu tekrar ele alırlar” ifadelerini kullandı.

“Enosis ruhu Rum toplumunda hep önümüze çıkıyor. Geçmişte Talat ve Denktaş zamanlarında da çıktı, siz Kıbrıs’ta kendi döneminizde çözüme ulaşabileceğinize inanıyor musunuz?” şeklindeki soruya karşılık Akıncı, çözüm için politik karar ve siyasi iradenin gerekli olduğunu söyleyerek “bu olmazsa konuların etrafında dönüp dolanırsınız” yanıtını verdi.

Bu irade de olmadığı sürece, bir sonuca varmanın mümkün olmadığının altını çizen Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm toplumun Enosis peşinde koştuğu yönünde değerlendirmem yoktur. Ama bazı politik gruplar vardır ki Enosis’i, aşırı sağ ve ırkçı felsefeyi kendine şiar edinmiştir. ELAM bunlardan bir tanesidir. Küçük olabilir, ama büyüğü peşinden sürüklemiştir.

İngiltere’den örnek verecek olursak, UKİP partisi küçüktür ama peşinden Birleşik Krallığı Brexit’e taşımıştır. Geçen gün parlamentoda oylama oldu. Muhafazakârlar, İşçi Partisi hepsi çok büyük bir çoğunlukla AB’den ayrılmayı onayladılar. Ama başlangıçta onların gerçek fikri bu değildir. Ancak iş o noktaya kadar geldi. Dolayısıyla ELAM, belki çok küçük bir gruptu ama şimdi parlamentodadır.

İşte bu nedenlerdendir ki ben bir caydırıcı unsur olması gerektiğinin altını çiziyorum ve bunun da Türkiye olması gerektiğini vurguluyorum. Çünkü Rum tarafında bu gruplar göreceli olarak küçük olsalar bile aslında bir araya geldiklerinde ELAM’dan başlayarak DİKO’ya kadar olayı getirirseniz ki DİKO, ELAM’ın aynısıdır demiyorum. Ama iki kesimli, iki toplumlu federasyona prensip olarak karşı çıkmakta birleşiyorlar. Ve bu birleşen grup yüzde 35-40’a kadar varabiliyor.

O nedenle biz bir caydırıcılığa ihtiyacımız vardır noktasında güvenlik ve garanti konusunda yaklaşıyoruz ve Türkiye’nin bu konudaki varlığını istiyoruz. Tam da bu noktada böyle bir eylem yapmak suretiyle, böyle bir karar da geçirmek suretiyle Kıbrıs Türk tarafının ne kadar haklı olduğunun da altını çizdiler. Bu da işin diğer yönüdür. Dolayısıyla yapılan bu iş küçük bir grup tarafından tetiklenmiş olsa da, büyük bir parçayı da beraberinde götürmüş olması anlamında önemlidir. Eğer Rum toplumunun gerçek anlamda hassasiyetlerini teşkil etmiyorsa bu hadise, düzeltmek Rum toplumunun elindedir. Bize söylediğini, yani ‘bu işe ben karşıyım’, bunu çıkıp izah etmeli ve yanlışlığını anlatmalı, bunu ortadan kaldıracak kararları da çekinmeden almalıdır.

Yanlışlardan dönmek de bir erdemdir. Rum liderin yapması gereken budur. Bize de, dünyaya da, kendi toplumuna da bu gibi konuların artık kendi toplumunda da prim yapmadığını kanıtlamak kendi elindedir. Atacağı adımlarla bunu göstermek durumundadır. Aksi takdirde bu tam tersi algıların daha da perçinlenmesine neden olacaktır. Kişi olarak benim umutlu olup olmamamdan ziyade, asıl olan pratikte ne olduğudur. Yoksa hayal âleminde yüzebilirsiniz. Ben bu konularda ihtiyatlı olmanın doğru olduğu kanaatindeyim. Yapılması gerekenin ne olduğunu da biliyorum.

Kıbrıs’ta bugün tamamen çözümsüzlüğü hedefleyen anlayışlara kendimizi kaptırmamamız lâzım. Çözüm için uğraşlarımızı sürdürmemiz lâzım. Ancak bunun gelişi güzel bir çözüm olmayacağını, Rumların yaptıkları yanlışlara da göz yummayacağımızı herkesin görüp anlaması da lazım ki ona göre daha doğru tavırlar da bu memlekette gelişebilsin. Yoksa bir yerde sorun varsa o surunun giderilmesi için mutlaka uğraşmak gerekir.

Ama bir sorunun zaman içerisinde çözüm modelleri de değişebilir. Biz şimdi, federal bir çözümü gerçekleştirmek isteyen neslin son denemesini yapıyoruz diye defalarca vurguladım. Eğer bu bizim neslin denemesi de başarısızlıkla sonuçlanırsa, bizden sonraki kuşaklar nasıl bir model üzerinde anlaşacaklar onu bilemem. Genç kuşaklar iki ayrı yan yana komşu modeline mi geçecekler? Yoksa daha farklı modeller mi düşünecekler onları zaman gösterecek. Ama biz şimdi halen yitip gitmesin dediğimiz bu fırsatı yaşama geçirmek için uğraşmak durumundayız. Benim görevim bu, yapmaya çalıştığım da bu. Ama bunu tek başıma yapamam. Ama karşı tarafın da buna ayak uydurması lazım. Bir taraftan bu yapılmaya çalışılırken, bir yandan genç beyinler 67 yılın öncesinin Enosis plebisiti olayıyla doldurulacak. O zaman bu genç kuşaklar ileride nasıl bir Kıbrıs yaratacak? Bunu uyarmak benim görevim değil mi? Ben kaç gündür bunu yapmaya çalışıyorum. Ama maalesef bizim bu hassasiyetlerimiz de Rum tarafından ‘abartılı tepki’ olarak nitelendiriliyor. Halbuki kendilerinin de bizim de ortak geleceğimiz için çalışıyoruz. Umarım bu hassasiyetimiz daha kolay anlaşılır.”

“Akıncı masayı terk etti söylemi uluslararası medyaya pompalanıyor. Bu konuda sizin uluslararası temaslarınız olacak mı? Bu süreçte Türkiye ile bir istişareniz oldu mu? Suçlu koltuğuna oturtulmak endişeniz var mı?” şeklinde bir soruya karşılık da, “Gerçekler eninde sonunda anlaşılır” diyen Akıncı, “nasıl olsa gerçekler öğrenilecek” demeyeceklerini ve konuyu gerekli herkese anlatacaklarını belirtti.

Karşılıklı bir suçlama oyununu başlatmadığını, sadece süreci kurtarmaya ve yapılan yanlışı düzeltmeye çalıştığını belirten Akıncı, “Kıbrıs’ın geleceğini kurtarmaya katkı yapmaya çalışıyorum” dedi.

“Ama onlar Akıncı ne kadar çözüm istemez diye yaymaya çalışırsa çalışsın gerçek duvarına toslayıp geri gelecektir. Bütün dünya benim geçmişimi, benim yıllarımı bu konuya nasıl harcadığımı herkes biliyor. Çözüm istemez, o yüzden masayı terk etti söylemleri dünyada yankı bulmaz” diye konuşan Akıncı, boş durmamak gerektiğinin ve olayın gerçek boyutlarını anlatma gerektiğinin ve şu anda da bunu yaptığının altını çizdi. Akıncı şöyle devam etti:

“Medyamıza da görev düşüyor. Uluslararası medya da doğru bilgi ile doğru mesaj vermelidir. Türkiye ile bu son günlerde bir diyalogum olmadı ama bir kaç gün önce aldığımız bir bilgi var. Çok büyük bir ihtimalle Pazartesi günü Sayın Çavuşoğlu burada olacak. Onunla da bütün bu konuları değerlendireceğiz. Sırf bu sıcak olayın üstüne gelmiyor. Daha öncede planlanmış bir görüşmedir.”

Cumhurbaşkanı, “Anastasiadis toplantıda size, ben de bu karara karşıyım dediğini söylediniz. Bunu çıkıp da aleni bir şekilde Rum toplumuna söylerse sizin için yeterli olur mu? Teknik nedenlerden bu kararın geri alınamayacağı söyleniyor. Dolayısıyla bunu söylemesi sizin için yeterli olur mu?” şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi:

“Bize toplantıda söylediğini aleni olarak söylemesi iyi bir başlangıç olur. Ama onun ardından bu kararın bertaraf edilmesi gerekir. Bunun yolu vardır. Mümkün değildir diye bir şey söz konusu olabilir mi? 19 oyla geçti. Parlamentoda iki büyük parti bir araya gelir, 30’dan fazla oyla onun düzeltmesini yapar. Neden yapılamasın. Hele bu kamuoyunun önünde net bir tavır sergilensin, budur önemli olan. Şimdi yapılan açıklamalara baktığınızda işte biz federal çözüm isteriz. Enosis isteyen mi var filan gibi demagojiye sapılıyor. Olayın gerçek boyutundan farklı bir mecraya çekiliyor. Muhtemelen yine bu yapılacak. Ama konu o değil. Konunun ne olduğunu defalarca anlattık. Bugün orada da anlattık. Umarım artık bu kadar anlatmadan sonra anlaşılmış olsun.”

Bundan sonra atılacak adımların ne olacağının sorulması üzerine ise Cumhurbaşkanı Akıncı, gelişmelere göre adımlar atılacağını yineleyerek “Hele bir görüşmeleri görelim ona göre adımlarımızı atacağız” dedi.

Akıncı başka bir soruya karşılık, “Bize verilen hazırlanmış yazıdan, bizim bu hassasiyetimize yeterli duyarlılığın gösterilmediğini anladım. O nedenle elbette, bu konudan çok umutlu değilim. Bunu gördüm” yanıtını verdi.

Akıncı şöyle devam etti:

“Daha farklı olsaydı, yani meselâ önceden 5 sayfa metin hazırlanıp gelineceğine, ‘Kıbrıs Türkünü bu kadar rahatsız eden nedir, açık kalple dinleyim ve bir çıkış yolu bulalım’ yerine, üstelik bu çıkış yoluyla ilgili belki Eide’nin bir şey söylemeye, formüle etmeye çalıştığı bir anda ‘söyleyecek bir şeyim yoktur’ deyip bu gösterilen tepki, insanda bu konuda olumlu adım atılacağına dair umut bırakmıyor.

Ama yine de görelim. Bu sağlıklı bir değerlendirme, Rum toplumunda yükselen bu seslere de kulak verirler ve bu olayın yarattığı tahribatın üstünden gelinmeye çalışılır. Bütün kapıları da kapatmayalım ve değerlendirmelerini birlikte izleyip görelim.”



Özgürgün : “Müzakere sürecine katkı koyan tüm uluslararası güçlere karşı düpedüz saygısızlık”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, dünkü liderler görüşmesinde Rum lider Anastasiadis’in faşist - ırkçı bir grubun önerisini sahiplenerek sergilediği tutumun, 20 aydır sürdürülen son müzakere sürecine katkı koyan başta Türk tarafı olmak üzere tüm uluslararası güçlere karşı düpedüz saygısızlık olduğunu vurguladı.

Başbakan Özgürgün yaptığı yazılı açıklamada, Rum Temsilciler Meclisi’nin Enosis’in Rum okullarında kutlanmasına ilişkin kararının sonrasında gerçekleşen dünkü liderler toplantısında Rum lider Anastasiadis’in müzakere masasını terk etmesini, “Özellikle Mont Pelerin’ deki görüşmelerden bu yana beklenen bir sonuçtu ve şaşırtıcı olmamıştır” diyerek değerlendirdi.

Başbakan Özgürgün, Anastasiadis’in Rum Meclis kararının Kıbrıs Türk halkında yarattığı olumsuzluğun gölgesinde gerçekleşen buluşmayı saygı sınırlarını aşan tavır sergileyerek terk etmesinin, masada tanıklık eden BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’nin yanı sıra herkesi şaşırttığını ifade etti.

Özgürgün, müzakere sürecini iyice çıkmaza sürükleyen son bir haftada gelişen olayların dünkü versiyonunun Rum tarafının büyük çoğunluğunda hakim olan Kıbrıs Türklerini ortak sahibi görmeyen zihniyetin değişmemiş olması olduğunu vurguladı.

Başbakan Özgürgün açıklamasında şu soruları yöneltti:

“Ada’da iki eşit halkın ortaklığına dayalı bulunacak adil, yaşayabilir bir anlaşmanın her iki halkın çıkarlarına olacağı inancıyla yıllardır Kıbrıs Türk tarafınca gösterilen gayretlerin, bağnaz Rum tutumunun kurbanı olmasına ne kadar daha seyirci kalınacaktır? Dahası, Ada’da çözümsüzlüğün gerçek kaynağının değişmeyen Rum –Yunan zihniyeti olduğu, ne zaman anlaşılacaktır?”



Çavuşoğlu: “Rum Parlamentosunun kabul ettiği "Enosis" kararı Türkiye ve Kıbrıs Türkü için kabul edilemez bir karardır"



Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde yapılan liderler görüşmesinde Rum tarafının ortaya koyduğu tavrın müzakereye ve adadaki sürece bakış açısını gösterdiğini belirterek, "Üstelik Rum parlamentosunun kabul ettiği "Enosis" kararı Türkiye ve Kıbrıs Türkü için kabul edilemez bir karardır." dedi.

Çavuşoğlu, yaptığı açıklamada, sorunun daha önce olduğu gibi şimdi de Rum tarafından kaynaklandığını belirtti.

TC Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

"Bu esasen Rum tarafının müzakereye ve adadaki sürece bakış açısını gösteriyor. Üstelik Rum parlamentosunun kabul ettiği Enosis kararı Türkiye ve Kıbrıs Türkü için kabul edilemez bir karardır. Bu kriz bugün Anastasiadis'in masadan kalkmasıyla başlamadı, bu kararın meclis tarafından kabul edilmesiyle başladı. Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanmasını hala görüşüyorlar, karar kabul ediyorlar. Yani emellerinden vazgeçmemişler. Diğer taraftan Türkiye'nin garantisine ve güvenlik konularına artık ihtiyaç yok.

Siz bir taraftan Enosis'i istiyorsunuz, diğer taraftan Türkiye'nin garantisini kaldıralım diyorsunuz. Bunların gerçek niyeti bu yaklaşımlarla ortaya çıkmıştır. Bu konularda Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye'nin ne kadar haklı olduğunu kendileri ortaya koydular. Biz bugüne kadar hep yapıcı bir tutum sergiledik. Ne istediğimizi biliyoruz, ne istemediğimizi de biliyoruz. Net bir şekilde kaprissiz kompleksiz kendine güvenen bir devlet gibi güçlü bir ülke gibi net toplantılarda ortaya koyuyoruz. Aynı tutumu Kıbrıs Türk heyetinin de sergilediğini görüyoruz. Böyle olunca da işte Rum tarafı masadan kaçıyor. Müzakere istiyorlarsa o masaya döneceklerdir, istemiyorlarsa da kendileri bilir. Artık bir daha da böyle bir müzakere olmaz, gereğini yaparız."



Eide gerilemenin bir fırsata dönüştürülmesinin önemli olduğunu kaydetti



BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide yaşanan gerilemenin bir fırsata dönüştürülmesinin önemine işaret etti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, dünkü liderler görüşmesindeki krizin ardından bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleşen görüşme sonrasında Eide basına açıklamalarda bulundu.

Eide, yaşanan gerilemenin bir fırsata dönüştürülmesinin önemine işaret etti.

Eide bunun gerçekleştirilebileceğine inandığını ve kendisinin de elinden geleni yapacağını kaydetti ancak sürecin Liderler tarafından yürütülen bir süreç olduğunu da vurguladı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’i dün yaşananlarla ilgili bilgilendirdiğini ve onun da durumun olumlu bir noktaya çekilmesi için elinden geleni yapmasını istediğini söyleyen Eide, Guterres’in bu gibi gerilemeler yaşanmasının zaman zaman mümkün olduğunu kendisine hatırlattığını kaydetti.

Müzakerelerde zor bir zaman içerisinde bulunduklarını kaydeden Eide, bunun müzakereler haricindeki konulardan, Kıbrıslı Türk ve Rum toplumlarını bölen geçmişin zor ve 2 toplum arasındaki güveni erozyona uğratan konularından kaynaklandığını söyledi.

Eide, kendisinin ve iki liderin görüşünün dünkü görüşmeyi havayı temizleme, bu konuları geride bırakıp ilerlemek için kullanmak yönünde olduğunu; bunu yapmaya da başladıklarını ancak bir noktada geçmişte acılar yaşatan konuların tıkanma yarattığını belirtti. Eide, bu noktada, Akıncı’nın kendisinin de ifade ettiği gibi toplantıyı terk edip Cumhurbaşkanlığı’na gelmeyi doğru bulduğunu savundu.

Gelinene noktada nasıl ilerlenebileceğinin önemli olduğunu ve iki liderin de müzakere sürecini durdurmak değil devam ettirmek yönünde taahhütleri bulunduğunu kaydeden Eide, Akıncı’nın bu toplantıda ifadesini yinelediğini Anastasiadis için de bunun geçerli olduğunu ifade etti.

Müzakere sürecinin çöküntüye uğramasını ve müzakerelerde elde edilen ilerlemenin yıkılmasını isteyen bazı çevrelerin yaşanan bu gerilemeyi ilerleyen günlerde kullanabileceğini ifade eden ve çözüm isteyen ve istemeyenler arasında bir tartışma yaşanabileceğini belirten Eide, Liderlerin sorunun çözümü için uğraş verme kararı aldıklarını, BM’nin de yardımını istediklerini, bunun önemli olan nokta olduğunu söyledi.

Her iki toplumda da geçmişte yaşanan ve haklı nedenlerle duygusal hassasiyetler yaratan noktaların kullanılıp müzakerelerde gerileme yaratmaya çalışanlar olabileceğini, çözüm istemeyen çevreler arasına iş birlikleri geliştirilebileceğini ve bunların çözüme yönelik uğraşları zorlaştıracağını ifade eden Eide, Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar’ın değil, adanın birleşmesini isteyen “Kıbrıslılar” ile istemeyen “Kıbrıslılar”’ın karşı karşıya gelebileceğini savundu. Eide yapılması gereken doğru şeyin ne olduğunu söylemenin kendi görevi olmadığını, böyle bir durumda zaten çözümlemeleri gereken müzakere konuları da varken Liderler’in çok zor durumda olacağını söyledi.

Eide, her iki toplumun da geçmişte acılar yaşadığını, bunları yarıştırmak ve karşılıklı suçlamalar yerine yapılması gerekenin nereye gidilmek istendiğine ve geleceği konuşmaya yönelmek olduğunu vurguladı.

Tüm ilgili taraflarla her iki toplumun kabul edebileceği güvenlik ve garantiler üzerinde çalıştıklarını da hatırlatan Eide, ilerlemek ve çözüm fırsatını değerlendirmek gerektiğini kaydetti.

Görüşmeye Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Barış Burcu, Cumhurbaşkanlığı AB ve Siyasi İşler Danışmanı Erhan Erçin ile BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar da katıldı.



Markulli: “Akıncı yüzde yüz haklıdır”



“Dışişleri eski Bakanı ve günümüzde mülkiyet komitesi üyesi Erato Kozaku Markulli Rum Meclisinde alınan ENOSİS referandumunu okullarda kutlama ve okutma kararı konusunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın tepki göstereceğini bildiğini ve bu kez yüzde yüz haklı olduğunu söyledi. Markulli açıklamasında şöyle dedi:

“Kıbrıslı Türk liderin tepki göstereceğini önceden tahmin ettim ve bu kez yüzde yüz haklıdır. Ben de Cumhurbaşkanı Anastasiadis’i, yeniden birleşme sürecinin raydan çıkmasını ve Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında tehlikeli güvensizlik tohumları ekmek isteyen ELAM’ın kabul edilemez girişimini alaşağı etmeye çağırıyorum. Özgür ve yeniden birleşmiş ortak bir vatan istediğimiz ve geri dönülemez geçmiş olarak görülen tarihe ait milliyetçi heyecanlara geri dönüşü kınadığımız yönünde mesaj verelim.”



Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti: “Anastasiadis’in kapı vurarak terk etmesi Akıncı’nın şahsında Kıbrıs Türk halkına saygısızlık”



Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Reşat Akar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in, dünkü toplantıyı kapı vurarak terk etmesinin, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın şahsında Kıbrıs Türk halkına yönelik bir saygısızlık olduğunu belirtti.

Akar yazılı açıklamasına, bu tavrı şiddetle kınadıklarını ifade etti ve Anastasiadis’in hem Cumhurbaşkanı Akıncı hem de BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide’den özür dilemesini istedi.

Akar, “Kıbrıslı Türkleri küçümsedikleri ve gerçekleri kabul etmedikleri sürece bu ülkede kalıcı bir çözüm sağlamak mümkün değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, adaya kalıcı bir çözüm bulunması yönündeki çabalarının, Rum Liderliğinden aynı karşılığı görmediğinin bir gerçek olduğunu kaydeden Akar, “Rum çocuklarını ENOSİS ruhuyla yetiştirmek, iki toplum arasında dostluk, dayanışma ve işbirliği anlayışını geliştirmeye vurulan en ağır darbedir” ifadelerini kullandı.



Mücahit Komutanları Derneği: “Enosis kararı Türklere karşı düşmanca görüşlerini yansıtıyor”



Mücahit Komutanları Derneği, Rum Meclisi’nin Enosis plebisitinin okullarda kutlanması kararının, Rumların, Türklere karşı düşmanca görüş ve düşüncelerini yansıttığını ifade etti.

Mücahit Komutanları Derneği Başkanı Gözkamaş Ergüneş yaptığı yazılı açıklamada, yıllardır aynı hayal içerisinde yaşayan Rumların her zaman Türkleri Kıbrıs’ta ikinci sınıf vatandaş, kendilerini de tüm Kıbrıs’ın tek sahibi olarak gördüklerini belirtti.

Ergüneş, Rumların, komşuları olan Türklerin kanları ile korudukları Kıbrıs’ı ve kurdukları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğunu bilmeleri gerektiğini kaydetti.

Ergüneş, “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Rumların bu görüşlerinde geri adım atmamaları halinde olumlu bir netice alınamayacak masada daha fazla oturup zaman kaybetmemesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin devamı ve geliştirilmesi için çaba harcaması gerektiği” görüşünde olduklarını da ifade etti.



Ambargoya “pedal” freni



Dünyanın farklı ülkelerinden gelen 139 sporcunun pedal çevireceği 2. Uluslararası Kuzey Kıbrıs Bisiklet Turu dün başladı.

Turun Girne Kapısı’ndaki törensel açılışı, Başbakan Hüseyin Özgürgün tarafından yapıldı.



Başbakanlık himayelerinde, Turizm ve Çevre Bakanlığı, Spor Dairesi, Bisiklet Federasyonu işbirliğinde, birçok kurumun ve kuruluşun desteğiyle “Yaşam Sürdükçe, Sürdükçe Keşfet”, “Dünya Bisikletçileri Kuzey Kıbrıs’ı Keşfediyor” sloganlarıyla düzenlenen bisiklet turuna, 16 farklı ülkeden 18 takım katıldı. Bisiklet turu kapsamında, 4 etapta ve 4 gün boyunca 543 kilometre kat edilecek.

Sporcular ve teknik ekipleri olmak üzere ülkede 400’ü aşkın konuk ağırlanacak. Yarışı takip etmek için yurt dışından basın ekipleri de KKTC’de bulunuyor.



Rum İdari Mahkemesi ebeveynlerinden biri TC kökenli olan, 1974 sonrası Kıbrıs’ta doğmuş şahsa vatandaşlık verilmesini reddetti



Rum İdari Mahkemesi’nin, ebeveynlerinden biri 1974 Barış Harekatı’ndan sonra ülkeye gelmiş TC kökenli, diğeriyse Kıbrıslı Türk olan şahısların, bir ebeveynin Kıbrıs’a “yasa dışı girişi” gerekçesiyle, “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığını elde etme hakkına sahip olmadığı kararına vardığı belirtildi.

Rum Politis gazetesi, KKTC’de ikamet eden Kıbrıslı Türk’ün dava başvurusu nedeniyle, Rum İdari Mahkemesi’nin bu davayı ele aldığını yazdı.

Söz konusu Kıbrıslı Türk’ün, 1979 yılında KKTC’de doğduğunu, annesinin Kıbrıslı Türk olduğunu yazan gazete Kıbrıslı Türk’ün babasının ise, Türk Barış Harekatı’nın ardından Kıbrıs’a geldiğini ve 1975 yılında annesiyle evlendiğini belirtti.

Gazete Kıbrıslı Türk’ün, annesinin de Kıbrıslı Türk olmasından dolayı “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığı almak için başvuruda bulunduğunu ancak talebinin reddedildiğini, 2009 yılında yine başvuruda bulunduğunu bunun gene reddedildiğini ardından ise, konuyu, kısa bir süre önce, “vatandaşlık başvurusunun reddedilmesinin doğru olduğu kararına varan” İdari Mahkeme’ye taşıdığını yazdı.

Habere göre Mahkeme ilgili kararında, Türk “işgali” olarak nitelendirdikleri Barış Harekatı’nın ardından doğan ve ebeveynlerinden biri TC kökenli olan çocuklarla ilgili kriterlere atıfta bulundu.

İlgili kararda, ebeveynlerinden biri “Kıbrıs Cumhuriyeti ’”ne “yasa dışı gelen” kişilerin “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığının alınmasına yönelik geçerli durumun değiştirilmesinin hiç makul olmadığı belirtilirken, ülkenin çıkarlarının korunması gerekliliğine de atıfta bulunuldu.

Kararda, TC kökenlilerin çocuklarının durumlarının, ebeveynlerinden biri “Kıbrıs Cumhuriyeti’”ne yasa dışı gelen, diğeri Kıbrıslı Türk olan çocuklardan farklı olduğuna da dikkat çekildi.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil
Notice: Use of undefined constant Y - assumed 'Y' in /home/u7646496/public_html/say/sayac.php on line 40

Notice: Use of undefined constant m - assumed 'm' in /home/u7646496/public_html/say/sayac.php on line 40

Notice: Use of undefined constant d - assumed 'd' in /home/u7646496/public_html/say/sayac.php on line 40
661
Bugün Tekil 300
Toplam Tekil 1983547
IP 54.196.201.241






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































23 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P

Notice: Undefined variable: the_day in /home/u7646496/public_html/sag.php on line 341
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat, Vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin, vermem.
(Mete)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 2.408 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu