BASIN BÜLTENİ Akıncı İngiliz Yüksek Komiseri Kidd’i kabul etti - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı İngiliz Yüksek Komiseri Kidd’i kabul etti
Tarih: 31.01.2017 > Kaç kez okundu? 309

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, İngiliz Yüksek Komiseri Matthew Kidd'i kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleşen görüşmede, Cumhurbaşkanlığı Diplomasi ve Avrupa Birliği Özel Danışmanı Erhan Erçin ile Cumhurbaşkanlığı Siyasi İşler ve Tarih Danışmanı Meltem Onurkan Samani de hazır bulundu.



Müzakereciler 3 saat görüştü



Müzakereciler dün ara bölgede saat 10.00'da bir araya gelerek saat 13.00'e kadar görüştü.

Cumhurbaşkanlığı açıklamasına göre, müzakerecilerin dünkü toplantısında, Cumhurbaşkanı Akıncı'nın Rum lider Nikos Anastasiadis ile 1 Şubat Çarşamba günü saat 11:00'de yapacakları görüşmede ele alınacak konularla ilgili ön hazırlık yapıldı.



Osman Ertuğ Cumhurbaşkanı Akıncı’ya mektup gönderdi



3’ncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun görüşmecisi ve 2010-2015 dönemi Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Osman Ertuğ Cumhurbaşkanı Akıncı’ya bir mektup göndererek, “Cuellar Belgesi içinde yer alan Kıbrıs Türk Federe Devleti’ne yüzde 29 artı toprak bırakılmasının entegre bir bütün içinde kabul edildiğini, toprakla ilgili olarak ayrı bir yüzdelik önerisi sunulması, ya da kabul edilmesinin söz konusu olmadığını” belirtti.

Ertuğ, Akıncı’ya gönderdiği mektubunda, Kıbrıs görüşmeler sürecinde ele alınmakta olan toprak konusunun harita ve rakam boyutlarıyla ilgili olarak son günlerde yapılan açıklamalar ve kamuoyunda yer alan tartışmalarla bu konuda telaffuz edilen "%29+" rakamına ilişkin gelişmelerin bir bölümüne şahsen tanıklık etmiş bir kişi olarak kendisinin elindeki bilgileri paylaşmakta yarar görmekte olduğunu belirterek, “Maksadım polemik yaratmak veya herhangi bir kişiyle polemiğe girmek değil, bu son derece önemli konuya tarihi perspektif içinde bir açıklık getirmek ve konunun sağlıklı değerlendirilmesine katkıda bulunmaktır.

Malumunuz olduğu üzere, "%29+" rakamı, 1984-85 ve 1986 yıllarında zamanın BM Genel Sekreteri Javier Perez de Cuellar tarafından taraflarla istişare edilerek masaya konan ve sırasıyla Taslak Anlaşma (Draft Agreement) ve Taslak Çerçeve Anlaşması (Draft Framework Agreement) olarak adlandırılan belgeler bağlamında gündeme gelen bir yüzdelik/rakamdır. Kıbrıs Türk tarafı, o güne kadar toprak konusunun rakam veya yüzdelikler zemininde değil, 1977 Denktaş-Makaryos ve 1979 Denktaş-Kipriyanu Doruk Anlaşmalarında öngörülen kriterler zemininde ele alınmasını savunuyordu. Bunlar ise, bugün için de geçerliliğini koruyan, ekonomik yaşayabilirlik, verimlilik ve güvenlik gibi temel kriterlerdi” dedi.

Kıbrıs Rum tarafının ısrarı üzerine, Kıbrıs sorununun çözümünde yaşanan tıkanıklığın, Kıbrıs Türk tarafının elinde "hakkından fazla toprak bulundurması" olduğu iddiasıyla devreye giren üçüncü çevrelerin, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş nezdinde girişimde bulunarak bir rakam/yüzdelik telaffuz etmesini istediğini hatırlatan Ertuğ, “Bu çerçevede, 1984-1987 yılları arasında Kıbrıs'ta görev yapan ABD'nin Lefkoşa Büyükelçisi Richard Wood Boehm, Sayın Denktaş'ı ziyaret ettiğinde ben de bir Dışişleri yetkilisi olarak toplantıya katıldım ve not tuttum. Toplantıda söz alan ABD Büyükelçisi, ziyaret maksadını özetle şu şekilde izah etmişti:

"Sayın Denktaş, Kıbrıs sorununun çözümlenememesinin esas nedeni psikolojiktir. Kıbrıs Rum tarafı sizin elinizde hakkınızdan fazla toprak bulundurduğunuza inanıyor. Elinizdeki toprak oranını %30'un hemen altına indirirseniz bu psikolojik engeli aşabilirsiniz. İsterseniz %29.99 deyin ama bu engeli aşın. Kıbrıs Rum tarafı bunu kabul ederse (Perez de Cuellar Taslak Anlaşması'nın bir parçası olarak) arzuladığınız iki kesimli, iki toplumlu federal yapıyı elde etmiş olacaksınız. Paketi Kıbrıs Rum tarafı reddederse çok zor durumda kalacak ve sizin de uluslararası alanda önünüz açılacaktır. Dahası, bundan sonra kimse sizi %29 oranının altına indirmeye çalışmayacaktır" dedi.

Ertuğ mektubuna şöyle devam etti:

“Uluslararası alanda verilen sözlerin tutulmadığını, hatta alınan kararların uygulanmadığını gayet iyi bilen Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı, bu konuda son derece endişeliydi. "Paketin diğer unsurları unutulur ama somut olduğu için herkes sadece bu rakamı hatırlar; bu da bize ileride ayak bağı olur" diyordu. Buna karşın, bir açılım yaparak Rum tarafının blöfünü gördü, fakat büyük bir diplomatik maharet göstererek rakamın sonuna bir artı işareti koyarak bunu "%29+" yaptı. Bunun anlamı, kendisine %29'un üzerinde bir pazarlık marjı bırakmaktı; bu da %29'un üzerinde herhangi bir rakam olabilirdi. Nitekim o güne kadar Kıbrıs Türk tarafı, bütün kriterler ve konunun tarihi gelişimi göz önüne alındığında, bunun %32.8 olduğunu savunagelmişti.

Sonuçta, Kıbrıs Rum tarafı sırasıyla gerek 17 Ocak 1985 gerekse 29 Mart 1986 tarihli Perez de Cuellar belgelerini reddetti. Böylece Kıbrıs'ta çözümün önündeki engelin Kıbrıs Türk tarafının toprak konusunda somut rakam zikretmemesi olduğu efsanesi de çökmüş oldu. Söz konusu belgeler "entegre bütün" (integratedwhole) olduğu için, belgelerle birlikte %29+ rakamı da böylece ortadan kalktı.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Anahatlarıyla kaleme aldığım bu bilgiler, kuşkusuz Cumhurbaşkanlığı arşivindeki kayıtlardan da teyit edilebilir. "Tarihi gerçekliğin" birparçası olan bu bilgileri katıldığım çeşitli televizyon programlarında da sık sık dile getirdim. Maksadım, daha önce de belirttiğim gibi, polemik veya gereksiz tartışma yaratmak değil, bizzat şahit olduğum bu tarihi olaya ışık tutmak ve içinden geçmekte olduğumuz bu kritik dönemde, eski bir görüşmeci olarak, bazı gözlem ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmaktır.

Kıbrıs Rum tarafı, siyasi eşitlğin bir gereği olan ve 1980'lerden beri bir BM parametresi haline gelmiş bulunan dönüşümlü başkanlık gibi çok önemli bir konuda kendini taahhüt altına sokmaz ve bu kartı en son aşamada oynayacağını söylerken; dahası, iki kesimliliğin gerekleri dahilüzerinde mutabık kalınan yakınlaşmalardan (convergences) dahi geri adım atmakta bir sakınca görmezken, BM tarafından1985 ve 1986'da masaya konup Rum tarafının reddettiği paketlerin sadece bir unsuruna Kıbrıs Türk tarafının kendinibağlı sayması, kendi aleyhimize selektif bir yaklaşım olduğu gibi kanımca müzakere gücümüzü de zayıflatan bir yaklaşımdır.

Uygulamakta olduğunuz müzakere teknik ve stratejisi açısından bu durumu köklü bir şekilde düzeltmeyi şu aşamada mümkün görmeseniz bile, en azından başlangıç noktası olarak %29+'nın alt sınırlarını değil de üst sınırını seçebilirdiniz diye düşünüyorum. Kaldı ki Sayın Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf R. Denktaş’ın kabul ettiiği %29+ oranı (ki bu %29.9 da olabilirdi) yapılan görüşmeler sonucu ortaya çıkan nihai bir alt sınırdı; halbuki şimdi yapılan teklifte %29.2’nin bir üst sınır olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Bu anlamda,tarafınızdan üst sınır olarak verilen %29.2 oranının Kurucu Cumhurbaşkanımız'ın verdiği oranla bağlantılı kılınmasını yanıltıcı bulduğumu da ifade etmek isterim.

Takdir edeceğiniz gibi, mülkiyet konusuyla birlikte müzakerelerin tek somut unsuru olan ve bir kere elinizden çıktı mı bir daha diplomasi yoluyla geri alamayacağımız toprak konusunda çok küçük bir yüzdeliğin bile KKTC Devleti ve halkı açısından çok ağır bedeller ödememize yol açabilecek bir potansiyele sahip olduğu endişesini taşıyorum.

Müzakere heyetiniz tarafından daha önce bize verilen bilgilerden, genel strateji itibarıyle "özgürlükler konusunda karşı tarafa daha liberal/cömert davranarak elimizde daha fazla toprak tutma" şeklinde özetlenebilecek bir yaklaşım izleyeceğiniz ifade olunmuştu. Ancak, gelinen noktada, her iki konuda da "kaybeden taraf" durumuna düşme riskiyle karşı karşıya olduğumuzu değerlendiriyorum. Bunun sebebi ise Kıbrıs Türk tarafının masada izlemekte olduğu "empati" politikasının Kıbrıs Rum liderliği tarafından karşılık görmemesi ve sizlerin de ifade ettiği gibi "maksimalist" politikalarını sürdürmeleridir.

Son olarak bir hususu daha önemle dikkatinize sunmak istiyorum. Eskiden beri taraflar arasındaki bütün anlaşma, mutabakat ve belgelerde yer alan ortak bir husus, olası bir anlaşmanın entegre bir bütün olacağı ve "her şey kabul edilmeden hiçbir şeyin kabul edilmiş olmayacağı" prensibidir. Bu prensipten hareketle, malumları olduğu üzere, Üçüncü Cumhurbaşkanımız Sayın Dr. Derviş Eroğlu'nun görev döneminde, Cumhurbaşkanlığı Görüşmecisi ve Sözcüsü olarak müzakeresini yaptığım 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama'da, bütün konuların birbiriyle bağlantılı olarak (interdependently) görüşülmesi öngörülmektedir. Halbuki, Kıbrıs Rum tarafı, birçok diğer konuda olduğu gibi, halen görüşülmekte olan güvenlik ve garantiler konusunda da anılan Ortak Açıklama'ya ters bir davranış içine girerek toprak konusuyla güvenlik ve garantiler konusunun bağlantısını reddettiğini söylemektedir. Kanımca, bu kabul edilebilir bir husus değildir ve tolere edilmemelidir. Güvenlik kriteri, eskiden beri, toprak konusunun ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu bağlamda, sizlerin de sık sık ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk halkı Türkiye'nin etkin ve fiili garantisini vazgeçilmez görmekte ve bunun Kıbrıs Rum tarafının insafına bırakılamayacak ve sulandırılamayacak kadar önemli hatta yaşamsal bir husus olduğunu vurgulamaktadır. Halkımızın bu konuda gösterdiği hassasiyete tamamen katıldığımı ifadeyle, güvenlik ve garantiler konusunda kararlı bir duruş sergilenmesinin önemini bir kez daha vurgular, üstlendiğiniz bu zor görevde başarılar dilerim.”

(Kıbrıs Postası)













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 13
Dün Tekil 844
Bugün Tekil 229
Toplam Tekil 1982472
IP 54.92.194.75






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































26 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Kargalar ötmeye başlayınca bülbüller susar.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu