BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Sonuca götürecek olan, toprak, güvenlik ve garantilerle mülkiyet ve yürütme ’deki bir iki konunun eş zamanlı bağlanmasıdır” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Sonuca götürecek olan, toprak, güvenlik ve garantilerle mülkiyet ve yürütme ’deki bir iki konunun eş zamanlı bağlanmasıdır”
Tarih: 19.01.2017 > Kaç kez okundu? 378

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerde sonuca ancak “Toprak” ile “Güvenlik ve Garantiler”in yanı sıra “Mülkiyet” ve “Yürütme”deki bir iki konunun eş zamanlı aynı anda bağlanmasıyla ulaşılabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cenevre’de gerçekleşen Beşli Konferans ve Kıbrıs müzakerelerinin tamamlanmasının ardından önceki gece yurda dönüşünde Ercan Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Cenevre’de başlamış olan sürecin ilk ayağının tamamlanmasının ardından Lefkoşa'ya döndüklerini kaydeden Akıncı, 1 Aralık'ta varılan mutabakatın aynen uygulandığını söyledi. 9, 10 ve 11 Ocak’ta iki tarafın bir araya gelerek yürüttüğü müzakerelerde yeni ilerleme sağlandığına işaret eden Akıncı, 12 Ocak’tan itibaren de Beşli Konferans sürecinin başlatıldığını belirtti. İlk 3 gün ikili olan sürecin, 2 Ocak’tan itibaren 3 garantör ülkenin katılımıyla ve AB’nin gözlemci olarak dahil olmasıyla devam ettiğini kaydeden Akıncı, tarafların, 1 Aralık anlaşması uyarınca haritalarını karşılıklı birbirlerine gösterdiklerini ve BM’ye teslim ettiklerini belirtti. Akıncı, şöyle devam etti:“Haritalara ilişkin bu modalite, bizim ısrarlı taleplerimizle gerçekleşti çünkü 12 Ocak’tan itibaren başlayacak sürecin kaç gün süreceği üzerinde mutabakat sağlanmadığı için ucu açık olması tehlikesini istemedik. O zaman süreç tehlikeye girerdi. Ancak bir günde bitmeyecek olan bir süreç olduğu da belliydi. O nedenle haritaların karşılıklı verilmesi ve oradan büyük spekülasyonların yaratılmasının doğru olmayacağı kanaati hepimizde vardı. BM'ye kilit altına verildi. Bu ancak 2 liderin kararıyla oradan çıkabilecek”

Rum tarafının haritasının kabul edilemeyeceğini yineleyen Akıncı, bu konuyu BM Genel Sekreteri’ne de yazdığını söyledi. Cumhurbaşkanı Akıncı, haritayla ilgili Türk tarafının pozisyonuna ilişkin bazı iddialar ortaya atıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:“Yüzde 25'e ineceğimiz, ya da Annan Planı haritasından daha kötü olacağı gibi bazı iddialar var. Bu söylenenler kesinlikle olmayacak. Bırakın yüzde 25’i, Rum tarafı zaten yüzde 28.2’den daha aşağıya bir oranda herhangi bir harita teklifi sunamaz. Bizim oranımız da yüzde 29.2’dir. Bu, üzerinde mutabakat sağlanan orandır. Bu oran, rahmetli Denktaş'ın zamanında kabul ettiği ve bizim KKTC Meclisi’nden de tüm partilerin onayıyla geçmiş bir orandır. Bunu da hatırlatmakta yarar görüyorum.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 12 Ocak’ta başlayan konferansın beşli bir konferans olduğuna vurgu yaparak, konferans öncesindeki tartışmalarda Kıbrıs Türk tarafının gerçeği ifade ettiğinin bir kere daha görülüp, anlaşıldığını belirtti. Akıncı, “Bu tam anlamıyla 5'li bir konferans oldu. 2 taraf da eşit statüde yer aldı. Güvenlik Konseyi daimi üyeleri yer almadı, Kıbrıs Cumhuriyeti temsiliyeti diye bir şey olmadı. BM gözetiminde bugüne dek yürütülen süreçte 2 tarafın pozisyonu neyse o şekilde başladı ve sürdü” dedi. Cumhurbaşkanı Akıncı, AB'ye gözlemci statü verilmesinin de 2 tarafın onayıyla olduğunu ve bundan sonra da AB'nin statüsünün bu şekilde devam edeceğini kaydetti.Bu gibi süreçlerde şeklin önemli olduğunu ancak sonuçların çok daha önemli olduğunu söyleyen Akıncı, “Biz sonuç odaklı olarak bu sürecin ilerletilmesini ve sonuçlanmasını başından beri arzuluyoruz ve bundan sonra da bunu bu şekilde sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının eşit statüde yer aldığı konferansta BM Genel Sekreteri’nin açılış konuşmasının ardından Kıbrıs’taki tarafların liderleriyle 3 garantörün Dışişleri Bakanları olmak üzere 5 tarafın konuştuğunu kaydetti. Yunanistan'ın tavrı nedeniyle hemen ertesi günden çalışma gruplarının göreve başlamasının mümkün olmadığını anımsatan Akıncı, Yunanistan hariç diğer tarafların hemen ertesi gün, yani 13 Ocak’tan itibaren sürecin devam etmesini ve sonuç odaklı olarak hızlı bir şekilde sonuçlanmasını arzu ettiğini vurguladı. Akıncı, “Bu konferans, basit çoğunlukla karar alan bir organ değil. Burada konsensüs önemlidir. Ortak açıklama da konsensüsle açıklandı. Bu konferanslarda çalışmalar bu şekilde yapılıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konferans çerçevesinde çalışmalarda bulunacak çalışma gruplarının yine 5 taraflı olarak oluşturulacağını söyledi.18 Ocak'ta çalışmalarına başlayacak çalışma grupları sürecinde Kıbrıs Türk tarafını Müzakereci Özdil Nami başkanlığındaki bir grubun temsil edeceğini belirten Akıncı, konferansın Mont Pelerin’de gerçekleşeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:“Orada yapılacak olan güvenlik ve garanti başlığı altında bizi sonuca götürecek bir modaliteyi, yani bir takım soruları sormak suretiyle tarafların pozisyonlarını ortaya çıkaracak bir çalışmanın ardından nihai kararı siyasi seviyede yeniden toplanacak konferansın vermesiyle bir sonuca gideceğiz. Bunun tarihi henüz belli değil ama ifade şudur: Bu çalışma grubunun çalışmasının birkaç gün süreceği anlaşılıyor. Bunun ardından uzak olmayan bir tarihte konferansın toplanması söz konusu olacak. Kimsede bu işi ila nihaye incir ipi gibi uzatma tavrı yoktur. Umarız ki kimse bu tavıra girmez çünkü Yunansitan'ın 10 gün erteleme talebi bile rahatsızlık yarattı. Hem genel sekreterlikte, hem AB’da, hem Türkiye’de, hem İngiltere’de, hem de Kıbrıs Türk tarafında. Yani kimse bu durumdan memnun olmadı”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çalışma grupları çalışması şeklinde devam edecek konferansın üst düzeyde yeniden ocak sonu toplanmasının söz konusu olabileceğini söyledi. Akıncı, şöyle devam etti:“Şunun altını çizmek isterim: Başlamış olan konferans bitmemiştir. Bu konuşuldu daha evvel. Konferans başlayacak ve sonuçlanacak şeklinde ilerleyecek. Ara verilebilir, nitekim bu ara oldu. Düzeyler farklılaşabilir. Şimdi çalışma grupları, bakanlar ya da liderler düzeyinde değil, biraz daha alt düzeyde gerçekleşiyor ama konferans daha sonra üst seviyeye çıkacak. Eğer her şey yolunda gider ve bir çözüme doğru evrilecekse bu çalışmalar, Dışişleri Bakanları seviyesine, Başbakanlık seviyesine de çıkabilir. Bu önümüzdeki toplantıda da olabilir, daha sonra da olabilir.”

Konferansın artık ya bir çözümle biteceğini, ya da başarısızlıkla sonuçlanacağını kaydeden Akıncı, “Bunun başka alternatifi yoktur” dedi. Akıncı, neredeyse 50 yıldır devam eden Kıbrıs müzakerelerinde 1960'tan sonra ilk defa 5'li konferans aşamasına gelindiğini ve bunda Kıbrıs Türk tarafının ciddi katkısı olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Akıncı, “Mont Pelerin olgusunu da, ondan sonra 5li konferans olgusunu da yaratan Türk tarafı oldu. Sonuç odaklı çalıştığımız, Kıbrıs Türk halkını bu belirsizlikten kurtarmak istediğimiz ve bunun dışında başka yol olmadığı için hedefimiz çözümdür” dedi. Süreçle ilgili ihtiyatlı iyimserliğini sürdürdüğüne işaret eden Akıncı, 1 Aralık’ta varılan mutabakatın aynen uygulanmasından dolayı memnun olduğumu ifade etti. Sürecin kesinlikle belirsizliğe itilmediğini ve başarısızlığa uğramadığına vurgu yapan Akıncı, “Bu çalışmaların başarıyla biteceğine dair yüzde 100 garanti var mı? Orada ihtiyatlı iyimserliğimi korumaktayım. Bunu bugünden söylemek mümkün değil. O yönde olması için yani başarıyla sonuçlanması için, haklarımızı koruyarak yolumuza devam edeceğiz” şeklinde devam etti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konferansın ardından müzakerelerdeki 6 başlığın da artık masada olduğuna işaret ederek, “Bizi zaten sonuca götürecekse bu götürecektir” dedi. Rum tarafındaki toprakta azamiyi alıp, ondan sonra güvenlik ve garantilere bakma anlayışının başarıya götürmeyeceğinin Mont Pelerin’de yaşanarak öğrenildiğine işaret eden Akıncı, tarafların paralel masalarda eş zamanlı olarak sonuca gitmeye çalışacağını söyledi.

Akıncı, dönüşümlü başkanlık ve kararlara etkin katılımın Kıbrıs Türk tarafının olmazsa olmazı ve bir çözümde yer alacak unsurlar olduğunu belirterek, “Yer almazsa bir çözüm olmayacak. Bu kadar açık” dedi. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in basın toplantısında verdiği mesaja değinen Akıncı, “Gerçeğin ne olacağını herkesin bilmesini sağlamam lazım. Durum nettir, açıktır. Bunlar Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini alakadar etmektedir. Bu konuda tereddüte, şüpheye düşmeye gerek yoktur. Bunlar bütünün önemli parçalarından olacaktır” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bizi sonuca götürecek olan, Toprak, Güvenlik ve Garantilerle Mülkiyet ve Yürütme’deki bir iki konunun eş zamanlı aynı anda bağlanması olacak. Bütün konuları bir yana bırakıp Güvenlik ve Garantileri bitirelim. Bu olmayacak.” dedi. Tarafların hassasiyetleri ve bunların aynı anda karşılanması meselesi bulunduğuna vurgu yapan Akıncı, şöyle devam etti:“Biz bunun öteden beri olacağını biliyorduk. Bunun için çalıştık. Bu noktaya gelmek için çok uğraştık ve geldik. Gelinen noktada, ortak açıklamada da dile getirildiği gibi, eğer taraflarda politik kararlılık ve isteklilik olacaksa ve herkes de çözümün zamanının şimdi olduğu noktasında hem fikirse ki 3 garantör ülke, biz, Türk tarafı, Rum tarafı öyle olduğunu söylüyor. AB da şimdiden bazı fonları ayırarak destekleyeceğini belirtiyor.”

Akıncı, görevine yeni başlayan BM Genel Sekreteri’ne, görevinin ilk günlerinde zaman ayırıp, emek koyduğu için teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Akıncı, “Gerçekten süreci çok iyi yönetti. Oradaki varlığıyla, taraflar arasında izlediği tutumla bu konuda ciddi bir genel sekreterlik yapacağını algılamamıza yardımcı oldu. İnanıyorum ki onun da varlığıyla bu çalışmalar sonuca gidecek” dedi. Konferans sonunda ortak paydada buluşularak, çözüme ulaşılması ve çözümün ana unsurlarının yerine oturması halinde sürecin Anayasa hazırlığı, federal yasaların yapılması gibi çok yoğun teknik çalışmalar gerekeceğini kaydeden Akıncı, referandum için geri sayımın başlamasıyla referandum öncesinde varılan çözümü anlaması için halka gereken zamanın ayrılması gerekeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Çözüm bulunamaz ve bu süreç de başarısızlıkla sonuçlanırsa, bir daha böyle bir şans ne zaman gelir onu taktirlerinize bırakırım. Şimdi olumlu senaryoya odaklanalım ve sonuca ulaşmak için elimizden geleni yapalım” dedi. Akıncı, bu noktadan sonra ucu açık bir süreç olmadığını, süreklilik ve sonuç odaklılık olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, sürecin başında beri Türkiye ile yakın diyalog ve istişare içinde olduklarını, bundan sonra da bunu böyle devam edeceklerini belirtti. Türkiye’nin bu süreci desteklemesinin çok önemli olduğunu ve Kıbrıs Türk halkı açısından öneminin yadsınamaz olduğunu kaydeden Akıncı, Yunanistan ile Rum tarafının da yakın ilişki içinde çalıştığını bizzat gözlemlediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şöyle devam etti:“Hangi görüşten olursak olalım hep birlikteyiz. Görüşlerimizi olumlu ya da olumsuz yansıtma hakkımız var. Belki dozunu iyi ayarlayarak yerini zamanını ayarlamak söz konusu olabilir ancak herkesin bir yoğurt yiyişi var biz ona karışamayız ancak Türkiye ile yakın diyalog içinde sabırla yürütülen bir süreç var. Cumhurbaşkanı olarak sorumluluğumun ağırlığının bilinci içinde gelecek kuşakları düşünerek, her adımda vicdan muhasebesi de yaparak ilerlettiğim bir süreç var. Bu süreç şöyle ya da böyle bir noktaya geldi. Yıllardır belirsizlik içinde devam eden, daima ertelenen, her zaman uzatılan ve Kıbrıs Türk halkına yeter artık dedirten bir süreçten bahsediyoruz. Artık garantörleri de sürecin içine alarak hep birlikte sonuç alma heyecanını yaşarken sabırlı olmak ve referanduma giden bu süreci desteklemek, desteklenemiyorsa en azından referandum gününü beklemek gerekir çünkü henüz ortada her şeyiyle bitmiş ve benim bile ‘evet tamamdır, hadi sandıklara gidip, evet diyelim’ diyeceğim bir metin henüz ortaya çıkmış değil. O noktaya gelene dek sabırlı, temkinli, ihtiyatlı olmak ve bana değil de Kıbrıs Türk halkına destek olmak gerekir. Kıbrıs Türk halkının bu sürecin sonunda daha iyi bir yaşama ulaşması, daha iyi bir geleceğe yol alması sanırım hepimizin ortak hedefi olmalı. Ben bu duygularla gittim, geldim. İhtiyatlı iyimserliğimi koruyorum. Bu yöndeki çabalarımızı bıkmadan usanmadan sürdüreceğim.”Cumhurbaşkanı Akıncı, konuşmasının sonunda, Çözüm ve Barış Platformu, KTTO ve İŞAD olmak üzere sürece Cenevre’ye gelerek destek verenleri yanı sıra davetine icabet edip, zirveye giden siyasi partiler ve süreci takip eden gazetecilere ve halka teşekkür etti.

Soruların da yanıtlayan Akıncı, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarının anımsatılması üzerine, sürecin Türkiye ile yakın istişare içinde ve elbirliğiyle götürüldüğünü yineledi.Demeçlerle ilgili polemiklere girmekten yana olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, tarafların sunduğu ve BM tarafından kilit altına alınan haritalarla ilgili bilgi vermesinin doğru olmayacağını söyledi.Akıncı, Kıbrıs Türk halkının çok açık ve net Türkiye’nin güvencesinin devamlılığını istediğine vurgu yaparak, 1960-2017 arasında geçen zaman dilimi göz önüne alındığında yeni şartlara adaptasyonun şart olduğunu da kaydetti. Akıncı, “Uyarlanması ne şekilde olabilir ki bir tarafın güvenlik ihtiyacı, diğer taraf için tehdit olmasın. Bu konferansın ortak açıklamasında yer alan bir unsurdur. Bunu eskiden ben söylerdim şimdi konferansın söylemi haline geldi” dedi. Akıncı, “Eğer bir taraf gelir sıfır asker sıfır garanti derse, çözümü unutun. Diğer taraf da noktası virgülü değişmez, ne varsa odur ders, gene bir anlaşma olmaz” şeklinde devam etti. Cumhurbaşkanı Akıncı, AB’nin çözüm finansmanı sözüne ilişkin bir soruyu yanıtında, AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in finansman konusundaki desteği Cenevre’de yinelediğini söyledi.



Erdoğan: “Garantiler noktasında, güvenlik noktasında Türkiye’nin olmadığı bir garantörlüğü asla beklemeyin, biz ilanihaye oradayız”



Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin "Şimdi burada da tabii Kuzey Kıbrıs yoğun bir çalışmanın içinde ve bir samimiyet ortaya koyuyor ama Güney Kıbrıs ve garantör ülke olarak Yunanistan, hala bunlar farklı beklentiler içerisindeler. Mesela garantiler, güvenlik... Biz bunları kendilerine açık ve net söyledik. Bir defa garantiler noktasında, güvenlik noktasında Türkiye'nin olmadığı bir garantörlüğü asla beklemeyin. Biz ilanihaye oradayız" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Hz. Ali Camisi'nde kıldığı cuma namazı sonrasında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Kıbrıs müzakerelerine ilişkin soru üzerine Erdoğan, garantör ülkelerin maalesef temsil noktasında istikrarlı bir durumda olmadıklarını kaydetti.

İngiltere, Türkiye, Yunanistan olmak üzere üç garantör ülke bulunduğunu anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Tabii bu tür temsillerde malum İngiltere zaten sadece Başbakanla - Kraliçe bu tür müzakerelere filan katılmıyor, sürekli orada Başbakan katılır - Fakat bizim bundan önceki İsviçre Burgenstock'taki müzakerelerde de o zaman Başbakanlığım dönemiydi, malum Yunanistan'ın Başbakan'ı müzakereye katılmış fakat diplomatlar orada 4 gün 4 gece, yoğun bir çalışma yapmışlardı. O yoğun çalışmadan sonra da bizler o zamanki BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın nezaretinde bir araya gelmiş ve benim Davos'ta verdiğim sözü biz orada Yunanistan tarafı kaçmasına rağmen, biz Sayın Annan'a 'Davos'ta size söz verdik, kaçan taraf biz olmayacağız, göreceksiniz kaçan taraf yine Rumlar olacak' demiştik, işte şimdi yine kaçıyorlar. Sayın Annan o zaman çok dik durdu ve 'Ben burada geri adım atamam, söz verdim, dolayısıyla burada bunu imzalayacağız.' dedi ve orada kalktık imzalar atıldı. Tabii imzalar atıldı da fakat burada farklı bir süreç daha başladı. Neydi? Referandum süreci."

Referandum sürecinde plana Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin "evet", ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin "hayır" dediğini anlatan Erdoğan, bu sürecin ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin AB'ye alınmadığını, Güney Kıbrıs'ın alındığını kaydetti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Böyle bir samimiyet dışı uygulama var. Şimdi burada da tabii Kuzey Kıbrıs yoğun bir çalışmanın içinde ve bir samimiyet ortaya koyuyor ama Güney Kıbrıs ve garantör ülke olarak Yunanistan, hala bunlar farklı beklentiler içerisindeler. Mesela garantiler, güvenlik... Biz bunları kendilerine açık ve net söyledik. Bir defa garantiler noktasında, güvenlik noktasında Türkiye'nin olmadığı bir garantörlüğü asla beklemeyin. Biz ilanihaye oradayız. İki, güvenlikte de biz daha önce de belirlendiği gibi Güney Kıbrıs'la, Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi burada eşit oranda, eşit derken daha önce onlar 950 orada asker bulunduracak, biz 650 bulunduracaktık. Aynen bu devam eder. Oradan tamamen Türk askerinin çekilmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Biz bunu daha önce de zaten bu şekilde konuşmuştuk. 'Eğer böyle bir şey düşünülüyorsa o zaman her iki tarafın da askerlerini tamamıyla buralardan çekmesi gerekir' dedik. Bunun yanında bir başka olay daha var. Onu da çok açık net söyledik."

Açık Maraş, kapalı Maraş, Erenköy ve Erenköy-Güzelyurt arasındaki durumu da değerlendiren Erdoğan, şunları dile getirdi:

"Bu konuda da ben kendilerine çok açık net söyledim. Sayın Akıncı da zaten bunu söylediler. Eğer, Maraş'ı tamamen halkın istifadesine sunmak istiyorsanız, bizim size bir teklifimiz var. Nedir? Erenköy, Erenköy'le Güzelyurt arası birleştirilmek suretiyle burası Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi'ne bırakılır. Aynı şekilde açık Maraş, kapalı Maraş, o bölge de tamamıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne bırakılır. Ama bunun dışında 'Yok Karpaz'ın belli bir bölümü bize bırakılsın, şurada şöyle bir yer var, orası bize bırakılsın, böyle bir şey söz konusu olamaz.' dedik. Bunu da zaten temsilci arkadaşlarımız orada açık ve net söylediler. Sahil şeridinde şu kadar olsun, bu kadar olsun... Bunların hepsi bitmiş şeyler. 'Annan'da şöyleydi, burada böyleydi.' Annan Planı'nın artık geçerliliği yok. Şimdi yeni bir müzakere sürecidir. Bire dört, yani bir dönem Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi başkanlık yapacak, 4 dönem Güney Kıbrıs Rum Yönetimi başkanlık yapacak, böyle bir şey de olamaz. Bunu daha önce de konuşmuştuk; 1'e 2. Bir dönem Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi liderliği alacak, iki dönem Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yönetimi alacak. Adil olan budur. Yani biz orada adil, kapsayıcı bir barış istiyorsak ölçüsü budur. 'Bunun dışında bizden kimse bir şey beklemesin.' dedik, bunu yetkililerine söyledik. Biz orada adil ve kapsayıcı bir barış istiyorsak ölçüsü budur. Bunun dışında bizden kimse bir şey beklemesin. Bunu yetkililerine söyledik. Bunu BM'deki dostlarımıza, Sayın Ban Ki-moon'a da söylemiştim. Diğer devreye giren bazı ülkeler oldu. Onlara da söylemiştik. Şu anda da zaten Dışişleri Bakanımız, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanımız hepsi de bunları söyledi. Bu konuda temennim odur ki bir anlaşma temin edilir. Adımları da atılır."



Özgürgün: "Bu aşamada harita sunmak stratejik hata"



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıs Türk tarafının bu aşamada harita sunmasını “stratejik hata” olarak değerlendirdi. “Kıbrıs Türk tarafı haritayı vererek elindeki kozu kaybetti” diyen Başbakan Özgürgün, haritanın son aşamada verilmesi gereğine dikkat çekti ve sürecin referandumdan uzak olduğunu kaydetti.

Başbakan Özgürgün, Cenevre'de BRT'ye yaptığı açıklamada, Cenevre’de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

“Görüşmelerin daha ilk günden bu noktaya geleceği belliydi” diyen Başbakan Özgürgün, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın bu aşamada harita sunmasını yanlış olarak niteledi ve “stratejik bir hata yaptık” dedi.

Özgürgün “ Biz bu aşamada harita verilmesinin sakıncalarını hükümet olarak ve parti olarak doğru olmadığını söyledik. Bunun stratejik bir hata olduğunu belirttik. Kaldı ki verdiğimiz haritanın sızması halinde sıkıntı yaşanacağını söyledik. Harita verilirken, hükümetle istişare edilmedi, bizim hiç haberimiz olmadı” dedi.

Kıbrıs Türk tarafının haritayı vererek elindeki kozu kaybettiğini kaydeden Özgürgün, haritanın son aşamada verilmesi gereğine dikkati çekti ve sürecin referandumdan uzak olduğunu kaydetti.

Başbakan Özgürgün, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias’ın “Bizim hedefimiz Kıbrıs’ta işgale son vermek” sözlerine de atıfta bulunarak, “Yunanistan’ın istediği, Kıbrıs’ta Türk bayrağının olmadığı bir çözümdü, Kuzey Kıbrıs’la Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında ciddi bir uçurum var, bunun böyle olduğu biliniyordu. Bilinmeyen bir şey değildi" dedi.

“Uçurumun kapanmayacağı net ortada” diyen Başbakan Özgürgün, “anlaşma olursa olur, olmazsa KKTC yoluna devam eder” noktasında olduklarını kaydetti.

Başbakan Özgürgün “Bu uçurumun kapanmayacağı net ortada. Rum tarafı Türk silahlı kuvvetlerinin güvencesinde, adada etkin ve fiili Türkiye’nin garantisinde bir anlaşmayı kesinlikle kabul etmiyor. Her iki taraf da masadan kaçan taraf olmasın diye bu noktaya gelinmiştir diye düşünüyorum ama çok büyük bir uçurum var. Bu ne kadar gider Sayın Akıncı da açıkladı; eğer anlaşma olursa olur, olmazsa KKTC yoluna devam eder demişti. Biz bu noktayız, en doğru çözüm bu ve bu böyle olmalı” dedi.

KKTC’nin yasal bir devlet olduğuna da vurgu yapan Başbakan Özgürgün, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti her organıyla, demokratik yapısı ve kurumlarıyla burada, enerjimizi bir 50 yıl daha müzakere etmeye harcamamalıyız" diye konuştu.

Başbakan Özgürgün, "Rum tarafı ve Yunanistan’ın yaklaşımı görüldükten sonra ve aradaki uçurum görüldükten sonra bu kadar farkın içerisinde hala daha enerjimizi sadece bu işe harcayıp da diğer konulara harcamamak gibi bir sıkıntımız var. Birçok siyasetçimiz bu konularla meşgul olmaya devam ediyor... Rum tarafının katı tutumu değişmedi, bu demektir ki, 'ben her şeyi alıp, daha da isterim' politikası bitmedi, bitmeyecek. Bu sürecin nereye gideceği 50 yıl daha mı gider, 40 yıl daha mı gider onu bilmem... Biz KKTC devletinin, halkının refahının, ekonomisinin nasıl daha ileriye gidebileceğine enerjimizi harcamalıyız, bu çok daha doğru olur” dedi. KKTC’nin devamından yana olduklarına vurgu yapan Özgürgün, “masaya ancak Rum tarafının gerçekten anlaşma niyeti olduğuna kanaat getirdiğimiz gün oturup konuşmalıyız” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Erenköy-Güzelyurt arası bağlanıp açılması şartıyla Maraş’ın açılabileceği yönündeki açıklamalarına yönelik olarak ise Başbakan Özgürgün, kendilerinin Erdoğan’ın bu önerisini zaten bildiklerini o nedenle harita konusuna tepki gösterdiklerini söyledi.

Başbakan Özgürgün, "Son zamanlarda Sayın Erdoğan’la iki kez buluştuk, her ikisinde de bana Maraş ile ilgili görüşlerini aktardı. Kapalı Maraş’ın Güney Kıbrıs’a bırakılması buna karşılık Yeni Erenköy’den Güzelyurt’a kadar olan bölgenin tamamen Kıbrıs Türk tarafına bırakılması ile ilgili önerisini biliyorduk. Bunları bildiğimiz için harita konusunda tepki gösterdik. Eğer Erdoğan bunu açıklamasaydı biz de söylemezdik" ifadelerini kullandı.

Başbakan Özgürgün, Kıbrıs Türk Halkına da rahat olmaları ve topraklarına sahip çıkmaları çağrısı yaptı.

Başbakan Özgürgün, Kıbrıs konusundaki çalışmalar için gittiği Cenevre'den Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve beraberindeki heyetle birlikte geçtiğimiz cuma akşam yurda döndü.



Yıldırım: " Kıbrıs’ta güvenlik ve garanti konusu, Türkiye’nin etkin garantisi ve güvenliği hiçbir şart altında vazgeçilemez, ortadan kaldırılamaz”



Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, önceki gün Anayasa'nın ilk 4 maddesiyle ilgili TBMM Genel Kurulunda yaşanan tartışmaya ilişkin Mecliste gazetecilerin sorularını yanıtlarken Kıbrıs müzakereleriyle ilgili eleştirileri de yanıtladı.

Başbakan Yıldırım, "Kıbrıs görüşmeleri için Cenevre'ye gitmemeniz eleştirildi. Bugün (önceki gün), Meclise yansıdı. Muhalefet, hükümeti 'Kıbrıs'ı satmakla' suçladı. Cevabınız ne olur?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:

"Ne demek satmak, çok ayıp bir şey. Bu en azından hakikaten haddini bilmemektir. Yani gitmeyince satmış mı oluyoruz? Böyle bir şey olur mu? Gitmemizi gerektiren bir durum yok. Kıbrıs ile ilgili görüşmeler uzun yıllardan beri devam ediyor.

Madde 1: Kıbrıs için bizim şartlarımız bellidir, kırmızı çizgilerimiz bellidir. Kıbrıs'ta güvenlik ve garanti konusu, Türkiye'nin etkin garantisi ve güvenliği hiçbir şart altında vazgeçilemez, ortadan kaldırılamaz.

Madde 2: Eğer iki toplumlu bir devlet kurulacaksa bu devletteki yönetim adil, paylaşım adil olmalıdır.

Madde 3: Toprak ve mülkiyet konularında Türk tarafının herhangi bir mağduriyeti, kazanılmış haklarının ortadan kaldırılması söz konusu olamaz. Kısacası kurulacak bir ortaklık, ortak bir devlette her şey iki tarafı da mutlu ve memnun edecek şekilde olmalıdır. Bütün bunlar olduktan sonra da Türkiye'nin etkin garantisi ve güvenlikle ilgili tedbirleri aynen devam etmelidir."



Özgürgün: “Dr. Küçük hayatını Kıbrıs Türk’lerinin varlığını korumaya adamış büyük bir devlet adamı”



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Dr. Fazıl Küçük’ün, Kıbrıs Türklerinin milli mücadele kahramanı ve hayatını Kıbrıs Türklerinin varlığını korumaya adamış büyük bir devlet adamı olduğunu vurguladı.

Başbakan Hüseyin Özgürgün yayımladığı Dr. Fazıl Küçük’ü anma mesajında, Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve var oluş mücadelesi verdiği zor yıllarda kutsal bir görev üstlenerek toplumuna öncülük etmiş, Kıbrıs Türk mücadele tarihiyle bütünleşmiş büyük lider Dr. Fazıl Küçük’ü ölümünün 33. yıldönümünde saygı ve rahmetle andı.

“O’nun Türk toplumunu insanca bir yaşama kavuşturmak adına yaptıkları saymakla bitmez. Dr. Küçük, en zor yıllarda ortaya çıkarak cesaret ve kararlılığıyla halkına ışık tutmuş tüm baskı, tehdit ve saldırılar karşısında umutsuzluğa kapılmadan, yılmadan halkıyla birlikte mücadelesini sürdürmüştür” diyen Özgürgün, o karanlık dönemde halkına moral vermesinin yanı sıra, Dr. Küçük’ün, insani özellikleriyle de öne çıkan, her zaman her koşulda halkının yanında olmuş biri olduğunu söyledi.

Özgürgün, Küçük’ün yoksul, yardıma muhtaç insanlara yardım etmeyi çok seven, yüreği insan sevgisiyle dolu kişiliğiyle genç, yaşlı herkesçe tanınan, gittiği her yerde büyük saygı ve sevgiyle karşılanan değerli bir şahsiyet olduğunu ve dönemin zor şartlarında yaşam sürmeye çalışan insanlara yaptığı karşılıksız iyiliklerin O’nun halkını ne kadar çok sevdiğinin en büyük göstergesi olduğunu belirtti.

1950’li yıllarda Adanın Yunanistan’a ilhakını öngören ‘Megali İdea’nın yarattığı sıkıntılı süreçte Dr. Küçük’ün, Kıbrıs Türklerinin lideri olarak öne çıktığını ve Kıbrıs Türklerinin yok edilmesi için yapılan tüm planlara karşı köy köy, kasaba kasaba gezerek insanları bilinçlendirmek adına büyük bir fedakarlıkla çalışarak, Türk toplumunun güç, güven ve direniş kaynağı olduğunu anımsatan Özgürgün, şöyle devam etti:

“Dr. Küçük, Kıbrıs Türklerinin davasının Anavatan Türkiye’de benimsenmesi ve Kıbrıs Türk halkının tezinin dünyaya tanıtılmasında katıldığı tarihi görüşmeler, konferanslarda da Kıbrıs Türklerini temsil etmiştir. Gazetesi Halkın Sesi’nde yazdığı yazılarıyla halkı aydınlatma ve örgütleme yolunda büyük gayretler ortaya koymuş, hekimlik ve fikir adamlığı yanında iyi bir mücahit olduğunu birçok savunma örgütü kuruculuğuna önderlik ederek de ispatlamıştır.

Dr. Küçük’ün, o zorlu yıllarda azim ve kararlılıkla verdiği mücadeleler sayesinde Kıbrıs Türk halkı bugün sahip olduğu kendi bayrağı altında, özgür topraklarında ve demokratik yönetim yapısında bir ülkeye, aydınlık ve refah günlere kavuşmuştur.”

Özgürgün, onun geçmişte başlattığı ve Kıbrıs Türkü’nü karanlıktan aydınlığa çıkaran onurlu mücadelesinin geleceğimize yön verirken, devletimizi yüceltip güçlendirmek ve halkın mutluluğu için atılacak her adımda daima yol göstericimiz olacağını ifade etti.

Özgürgün mesajına şöyle devam etti:

“Bizlere düşen en önemli görev, adını Kıbrıs tarihine altın harflerle yazdıran Dr. Küçük’ün Kıbrıs Türk toplumu için yaptığı mücadelenin genç nesiller tarafından daima hatırlanmasını sağlamaktır.

Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine ömrünü adamış, yıllarca yılmadan, ümidini kaybetmeden halkına liderlik etmiş olan Dr. Fazıl Küçük’ü ölümünün 33. yıldönümünde saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Aziz ruhu şad olsun”



Ertuğruloğlu: “Dr. Küçük Kıbrıs Türk tarihiyle bütünleşmiş bir liderdi”



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının milli mücadele yılları lideri Dr. Fazıl Küçük'ü saygı ve rahmetle andığını belirterek, hayatını Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesine adayan Dr. Küçük'ün Kıbrıs Türk tarihiyle bütünleşmiş bir lider olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Dr. Fazıl Küçük’ün 33. ölüm yıldönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Dr. Küçük'ün; hayatını Kıbrıs Türklerinin varlığını korumaya adamış büyük bir devlet adamı olduğunu belirterek, milli mücadele yıllarında üstlendiği görevle topluma öncülük ettiğini, cesaret verdiğini ve halkın geleceğine her zaman ışık tuttuğunu kaydetti.

Dr. Küçük'ün zor ve acılar içinde geçen milli mücadele yıllarında Kıbrıs Türk toplumunu bağımsızlığına ve egemenliğine kavuşturmak adına yaptıklarının saymakla bitmeyeceğini belirten Ertuğruloğlu, Dr. Küçük'ün, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ve mücadele arkadaşları ile birlikte en zor yıllarda ortaya koyduğu cesaret ve kararlılığıyla halkına öncülük ettiğini, tüm baskı, tehdit ve saldırılar karşısında umutsuzluğa kapılmadan ve yılmadan halkıyla birlikte mücadelesini sürdürdüğünü vurguladı.

Ertuğruloğlu, Dr. Küçük'ün halkını çok seven, her zaman yardım eden bir kişi olduğunu, milli mücadele yıllarında üstlendiği zor görevle de Kıbrıs Türklerinin lideri olarak öne çıktığını ve Kıbrıs Türklerinin yok edilmesini önlemek için büyük bir fedakarlıkla çalıştığını anlattı.

Dr. Küçük'ün ayrıca Kıbrıs Türklerini tarihi uluslararası görüşmelerde temsil ettiğini, davasını ve sesini dünyaya duyurmak için çalıştığını ifade eden Ertuğruloğlu, Halkın Sesi gazetesinde yazdığı yazılarla Kıbrıs Türk halkını aydınlatma ve örgütlemek için çalıştığını vurguladı.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının bugün, Dr. Küçük’ün, o zor yıllarda azim ve kararlılıkla verdiği mücadeleler sayesinde kendi devleti ve bayrağı altında bağımsız, özgür, egemen, güven ve huzur içinde yaşadığını belirtti.

Dr. Küçük'ün gelecek nesillere anlatılması ve daima hatırlanması için üzerlerine düşen görevi her zaman yerine getireceklerini vurgulayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ü ölümünün 33. yıldönümünde saygı, rahmet ve minnetle andığını aktardı.



Kalın: "İki kesimli, iki toplumlu, iki devletli bir yapının kurulması mümkündür"



Türkiye Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Kıbrıs sorununun çözümü için Cenevre'de gerçekleşen görüşmelere ilişkin, "İki kesimli, iki toplumlu, iki devletli bir yapının kurulması, siyasi temsil ve eşitlik ilkesinin korunması şartıyla Ada'da bir çözüm bulunması şüphesiz mümkündür." dedi.

Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi tarafından önceki gün düzenlenen programda "İslam-Batı İlişkilerinde Dün, Bugün ve Yarın" konulu konferansta Kıbrıs ile ilgili olarak "Cenevre'deki Kıbrıs müzakerelerini zamanlama açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu yanıtlayan Kalın, Cenevre'de bir dizi görüşme yapıldığını, bu görüşmelerin, yaklaşık 20 aydır devam eden Kıbrıs görüşmelerinin zirve noktası olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde belli konularda önemli mesafeler alındığını, belli konularda da görüşmelerin devam ettiğini aktaran Kalın, şöyle devam etti:

"O yüzden şimdi 18 Ocak'ta uzmanlar düzeyinde yeni bir toplantı yapılması için karar alındı ve evvelsi gün de heyetler Cenevre'den ayrıldılar. Biz sürecin geleceği konusunda olumlu ve umutluyuz. Burada iki kesimli, iki toplumlu, iki devletli bir yapının kurulması, siyasi temsil ve eşitlik ilkesinin korunması şartıyla Ada'da bir çözüm bulunması şüphesiz mümkündür. Yaklaşık yarım asırdan fazladır devam eden bu meselenin artık adil, kalıcı ve sürekli bir çözüm ile sonuçlandırılması, Ada için de bizim için de Yunanistan için de çok önemli kazanımlar getirecektir ama Türkiye olarak Ada'daki Kıbrıs Türkleri olarak bizim bahsettiğim ilkelerden de vazgeçmemiz mümkün değil. Müzakereler devam edecek, umarım önümüzdeki günlerde, haftalarda olumlu neticeler alma imkanı olur."



Çavuşoğlu: "Kıbrıs Türk halkının ve TC vatandaşlarının güvenlik, garanti, toprak ve diğer konulardaki hassasiyeti bizim hassasiyetimizdir”



Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının güvenlik, garanti, toprak ve diğer konulardaki hassasiyeti bizim hassasiyetimizdir. Bu konudaki haklarımızı ve çıkarlarımızı biz sonuna kadar savunuruz. Hiç kimse endişe içinde olmasın." dedi.

Çavuşoğlu, dün 9'uncusu düzenlenen Büyükelçiler Konferansı'nın kapanışının ardından yaptığı basın toplantısında, başarılı geçen konferansta nasıl bir dış politika izleneceği konusunu büyükelçilerle değerlendirme fırsatı bulduklarını belirtti.

Bakan Çavuşoğlu, Kıbrıs müzakerelerine ilişkin de bilgi vererek, Türkiye olarak Kıbrıs sorununun çözümünde her zaman ne dediğini, ne istediğini bilen ve yapıcı bir ülke olduklarını söyledi. Çavuşoğlu, müzakerelerin sonucunda bazı konularda yaklaşımlar olsa da bazı konularda görüş ayrılığının devam ettiğini anlattı.

Beşli konferansta da Türkiye'nin kendinden emin bir şekilde masada olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, Türkiye ile KKTC heyetinin görüşlerinin tamamen örtüştüğünü vurguladı. KKTC müzakere heyetinin ne kadar olgun ve vizyoner bir devlet olduğunu bu süreçte herkese gösterdiğini belirten Çavuşoğlu, "Çözüm için kararlı olduklarını ama ne olursa olsun çözüm olsun demediklerini de herkese gösterdiler." ifadesini kullandı.

Genel anlamıyla sakin bir ortamda geçen görüşmelerde Birleşmiş Milletler (BM) temsilcisinin objektif bir tutum sergilediğini ancak bu süreçte görüşler arasında ciddi farklılıklar olduğunu gördüklerini söyleyen Çavuşoğlu, teknik çalışmaların sürmesi konusunda hemfikir olduklarını ve bir takvim belirlediklerini hatırlattı.

Türkiye'yi 18'inde başlayacak bu görüşmelerde Müsteşar Yardımcısı Ahmet Muhtar Gün'ün temsil edeceğini dile getiren Çavuşoğlu, daha sonra dışişleri bakanları olarak bir araya geleceklerini ve burada somut bir sonuç çıkması halinde başbakanların davet edileceğini kaydetti.

Çavuşoğlu, Başbakan Binali Yıldırım'ın 12 Ocak'ta yapılan görüşmelere katılmak için hazır olduğunu ancak özellikle Yunanistan'ın başbakan düzeyinde katılım konusunda çekince göstermesi nedeniyle Yıldırım'ın da katılmasının uygun olmadığını belirtti.

Teknik çalışmaların uzun sürmemesi gerektiğine işaret eden Çavuşoğlu, "Biz bunun aylar sürmesini istemiyoruz. En fazla bir ya da iki hafta içinde olacaksa da olmayacaksa da bunun kararını vermemiz lazım." dedi.

Bakan Çavuşoğlu, her iki tarafın da BM temsilcisine, haritaları kısa süre içinde birbirlerine gösterdiğini ve karşılıklı harita paylaşımı gibi bir durumun söz konusu olmadığını vurguladı. Ancak iki tarafın da bu haritaların kabul edilemeyeceğini belirten birer mektubu BM Temsilcisine verdiğini söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Sayın Akıncı da zaten Rum tarafının teklifinin ciddi olmadığını, hiçbir Kıbrıs Türkü'nün bu haritayı kabul etmeyeceğini güçlü bir şekilde vurguladı. Aynı şey bizim için de geçerlidir. Yok, öyle Karpaz'mış, diğer yerlermiş, bunlar zaten söz konusu olamaz ama daha harita aşamasına geçilmediği için tüm detaylara girmenin de bir anlamı yok. Ama herkes müsterih olsun. Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının güvenlik, garanti, toprak ve diğer konulardaki hassasiyeti bizim hassasiyetimizdir. Bu konudaki haklarımızı ve çıkarlarımızı biz sonuna kadar savunuruz. Hiç kimse endişe içinde olmasın. Sosyal medyada da çok manipülatif bilgiler de yayılıyor. Onlara itibar etmesinler ve bize güvensinler."



Johnson: "Kararlılık ve siyasi istekle, tarihi bir anlaşmaya varılabileceğine inanıyorum"



İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Kıbrıs'ta çözüm için bu ay önce teknik daha sonra ise siyasi görüşmelerin yapılacağını belirterek, "Kararlılık ve siyasi istekle, tarihi bir anlaşmaya varılabileceğine inanıyorum." ifadesini kullandı.

Kıbrıs müzakerelerinde geçtiğimiz hafta garantör ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla Cenevre'de yapılan Kıbrıs konferansında hazır bulunan Johnson, yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

"Son birkaç gündür Kıbrıs'la ilgili bir çözüm bulmak için, özellikle de birleşmiş bir Kıbrıs'ın güvenlik geleceğiyle ilgili kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşılıyorum. Uzmanlar, bu ayki siyasi düzeydeki görüşmelerden önce 18 Ocak'ta bir araya gelecek. Kararlılık ve siyasi istekle, tarihi bir anlaşmaya varılabileceğine inanıyorum."

İngiliz hükümeti görüşmelerden önce, "müzakerelere açıklık ve esneklik anlayışıyla yaklaşıldığı" müddetçe bir çözüme ulaşılabileceğini vurgulamıştı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve ABD'den Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan da, Cenevre'deki müzakerelerden önce Ankara ve Atina'yı ziyaret etmişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçtiğimiz hafta Cenevre’de düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs müzakerelerinde teknik konuları konuşmak üzere 18 Ocak'ta uzmanların, daha sonraki bir tarihte ise bakanların bir araya geleceğini, buradan bir sonuç çıkması halinde de başbakanları davet edeceklerini söylemişti.

Çavuşoğlu, Türkiye'nin görüşmelerin ara verilmeden sürmesini talep ettiğini ancak Yunanistan tarafının zaman istediğini ifade etmişti.



Eide: “Oldukça iyi bir noktadayız, burada yaşananlar daha önce yaşanmadı”



BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Espen Barth Eide, güvenliğin birçok şeyle ilgili olduğuna vurgu yaparak, Kıbrıslı Türk ve Rumların kendini güvende hissetmesinin sadece askeri unsurlara bağlı olmadığını, öncelikle halkın çözümün yaşaması gerektiğine inanması gerektiğini belirtti.

Espen Barth Eide, BM Cenevre Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısında, Cenevre’de gerçekleşen Kıbrıs müzakereleri ve Beşli Konferansı değerlendirdi.

Kıbrıs konusunda oldukça iyi bir noktada bulunulduğunu ve burada yaşananların daha önce yaşanmadığını kaydeden Eide, “En iyi şansla karşı karşıyayız. Son şans olduğu yönünde açıklamalar var. Belki haklılar ancak ben en iyi şansla karşı karşıya olduğumuza inanıyorum” dedi.

Eide, uzun yıllardır devam eden müzakerelerde tarafların ilk kez karşılıklı harita sunduğunu ve garantörlerle bir araya gelip, güvenlik ve garantiler konusunu ele aldığını söyledi.

Eide, güvenlik ve garantiler konusunun ele alındığı konferansta konuyu ana başlıklarıyla ele aldıklarını kaydederek, oldukça zor olan güvenlik ve garantiler konusunda üstesinden gelinmesi gereken konular olduğuna vurgu yaptı.

Konferansın devam ettiğini kaydeden Eide, 18 Ocak’ta yeniden toplanılacağını ve tarafların çalışma gruplarının zemin hazırlamak amacıyla çalışacağını söyledi.

Eide, müzakerelerin 6. başlıkta devam ettiğini ancak “Güvenlik ve Garantiler” başlığının ilk kez konferansta ele alındığına işaret etti. Güvenliğin birçok şeyle ilgili olduğuna vurgu yapan Eide, Kıbrıslı Türk ve Rumların kendini güvende hissetmesinin sadece askeri unsurlara bağlı olmadığını belirtti.

Güvenlikle ilgili olarak öncelikle halkın çözümün yaşayacağına inanması gerektiğini kaydeden Eide, anlaşmayı sağlama kadar onun nasıl uygulanacağının da önemli olduğunu söyledi.

Eide, güvenlikle ilgili müzakerelerde, eski metinlerden çok, yeni unsurların göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek, mevcut yapı halkın korkularını gideremiyorsa yeni yöntemler üzerinde durmak gerektiğini belirtti.

Espen Barth Eide, zaman kaybedilmemesi gerektiğini, tarafların hızla çalışmaya başlaması gerektiğini çünkü çok fazla zaman olmadığını söyledi.

Eide, tarafların yapıcı yaklaşımı ve ortaya koyduğu cesareti iyi değerlendirmek gerektiğini kaydetti.

Eide, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs ile ilgili son açıklamalarına ilişkin soruyu yanıtında, bu konuya fazla girmek istemediğini ancak bölgedeki gelişmelerin, çok daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğinin göstergesi olduğunu söyledi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, düzenlediği basın toplantısında, 18 Ocak’ta devam edecek konferansın nasıl ve ne şekilde yapılacağına ilişkin de bilgi verdi.

Güvenlikle ve garantilerle ilgili ilk görüşmelerin dostça, açık ve iyi olduğunu kaydeden Eide, üstesinden gelinmesi gereken zor konular bulunduğu konusunda hemfikir olunduğunu söyledi. Konferansın nasıl devam edeceği konusunun da konuşulduğunu kaydeden Eide, daha sonra ilgili taraflarla ciddi görüşmeler yaşandığını ve ikili müzakereler yapıldığını belirtti.

Eide, gelecek hafta 18 Ocak’ta devam edecek konferansta, tarafların oluşturacağı çalışma gruplarının, belirli görüşler ve olasılıklar üzerinde çalışacağını, ancak müzakere etmeyeceğini söyledi. Müzakerelere zemin hazırlamaya yönelik bu çalışmanın siyasi seviyede gerçekleşecek görüşmelerin prensiplerini belirleyeceğini kaydeden Eide, bir sonraki aşamaya geçişin nasıl ve ne zaman olacağının belirlenmediğini ancak yakın zamanda olmasını beklediklerini söyledi.

Eide, konferansın devam edeceğini, gerekmesi halinde daha yüksek bir siyasi seviyede yapılacağını kaydetti.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide, Beşli Konferansın devam ettiğine işaret ederek, aranın hazırlık yapılmak amacıyla talep edildiğini söyledi.

Eide, düzenlediği basın toplantısında, Beşli Konferans ve Cenevre Zirvesi’ni değerlendirdi; gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Eide, 18 Ocak’ta devam edecek konferansın seviyesiyle ilgili bir soruyu yanıtında, daha alt seviyede uzmanlar tarafından teknik çalışmalar yapılmadan üst seviye katılım olamayacağını söyledi.

Bazı heyetlerin konferansa devam etmek istediğini kaydeden Eide, “Bir heyet hazırlanmak için ara talep etti. Uzmanlar Çarşamba günü yineden bir araya gelecekler. Konferans devam ediyor” dedi.

Eide, başka bir soruyu yanıtında, güvenlik ve garantiler konusunun karmaşık olduğunu, tarafların geleneksel pozisyonlarının birbirinden farklı olduğunu hatırlattı. Eide şöyle devam etti:

“Burada görmemiz gereken nokta, mevcut sistem devam mı edecek yoksa yerine başka bir sistem mi oluşturulacak? Bir şey yapıp yapmayacağımızı konuşmuyoruz. Eğer başarısız olursak, garantiler sistemi aynı şekilde kalacak. Askerler orda sonsuza dek kalır. Başarısızlığın sonucu statükonun devamı olacaktır. Her iki lider, 11 Şubat 2014 anlaşmasında belirtildiği gibi, statükonun devamının sürdürülemez olduğunu defalarca açıklamıştır.”

Espen Barth Eide, AB’nin rolüne ilişkin soruyu yanıtında, konferansın 5’li bir konferans olduğunu ve AB’nin gözlemci olarak katıldığını, gerektiğinde katkı koyduğunu ancak karar verici olmadığını belirtti.

AB’nin rolünün bugüne kadar nasılsa konferansta da aynı olduğunu vurgulayan Eide, “Tabii birleşik bir Kıbrıs AB üyesi olacağı için, bulunacak çözümün ve güvenlikle ilgili konuların AB’nin güvenlik antlaşmaları çerçevesinde ele alınması gerekir” dedi.

Eide, “Haritalar ne olacak?” sorusuna, “Haritalar güvenli bir şekilde bizde muhafaza ediliyor. Haritalar, her iki taraf bir sonraki adımı kararlaştırana kadar bizde kalacak. Şu sıralarda ortada sadece fikirler var. Öneriler ikinci aşamada konulacak masaya” yanıtını verdi.

İngiltere’nin rolünün ne olacağına ilişkin soruyu yanıtında, “Çok büyük bir değişiklik beklemiyoruz. İngiltere egemen üslerden çözüm bulunması halinde toprak vereceği taahhüdünde bulundu. Kıbrıs’ın İngiltere ile tarihi, kültürel ve ekonomik ilişkileri var” dedi.

Espen Barth Eide, dönüşümlü başkanlığın konuşulup konuşulmadığına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:

“Konu burada ve daha önce de konuşuldu. Dönüşümlü başkanlık, sürecin daha ileriki aşamasında ele alınacak ancak zaten sürecin ileri aşamasındayız. Bu konu aslında yürütme ile ilgili bir konu. Bu konuyu çözmek için siyasi sistemin nasıl olacağını tam anlamıyla belirlememiz gerekiyor. Örneğin seçim sistemi. Mülkiyet konusunda önemi bir atılım yaşandı ancak detayları konusunda yapılması gerekenler var.



Kıbrıslı Türk Pehlivan’ın buluşu kansere çare olabilir



İngiltere’deki bir üniversitede eczacılık eğitimini tamamlayan 26 yaşındaki Kıbrıslı Türk genç Mustafa Pehlivan, kansere çare olacak bir buluş yaptı.

Hem KKTC’de hem dünyada çok yaygın görülen sağlık problemlerinin başında gelen ve ölüm nedenleri sıralamasında da ilk sıraları tutan kanser hastalığının insan vücuduna yayılmasını önleyecek bir hücre keşfeden Pehlivan, buluşunun patentini de aldı. Sırada, ilacın üretilmesi için bir ilaç şirketiyle anlaşma var.

Halen Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde (UKÜ) “kanser” konusunda yüksek lisans eğitimini sürdüren Mustafa Pehlivan’ın Hertfordshire Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasındaki “Nano Floro Tricyclohexane” adlı buluşu bilim çevrelerinde takdir topluyor. Geçtiğimiz yılsonlarında Dubai’deki bilimsel bir toplantıda sunuş yapan Pehlivan, daha pek çok ülkeden davetler alıyor.

Mustafa Pehlivan buluşu hakkında Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türk Maarif Koleji’nden 2007’de mezun olan ve İngiltere’de Hertfordshire Üniversitesi’ndeki eczacılık eğitimi sırasında “Nano Floro Tricyclohexane” adlı buluşuna “wo2016178099” patent numarası da alan Pehlivan, şu anda UKܒde kanser dalında master yaptığını ve projesini yürüttüğünü anlattı.

Pehlivan, buluşuyla ilgili her türlü standardı yerine getirerek yayın yapılmak üzere akredite etmeyi başardı. Buluş, 10 Kasım 2016’dan beri “wo2016178099” numarasıyla yayında bulunuyor.

Mustafa Pehlivan, buluşunun ne işe yarayacağı konusunda şunları söyledi:“Bulduğum ilaç, metastası, yani kanserin vücuda yayılmasını durduracak yeni bir moleküldür. Her türlü kanser tedavisinde kullanılabilecek. Dirence dayalı olduğu için ışın tedavisinde de kullanılabilecek yani ışın tedavisi sonrası kemoterapi alacaklarda veya her türlü kanser ilacının yanında kullanılabilecek. Her türlü kanser tedavisi yanında direnci ortadan kaldırmak için her türlü ilacın yanında takviye tedavisi olarak yayılmayı durdurmak amacıyla kullanılabilecek.”













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 7
Dün Tekil 565
Bugün Tekil 180
Toplam Tekil 1982766
IP 54.90.92.204






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































22 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.096 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu