BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Çözümün olumlu sonuçları, Kıbrıs’ın sınırlarını aşacak” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “Çözümün olumlu sonuçları, Kıbrıs’ın sınırlarını aşacak”
Tarih: 20.12.2016 > Kaç kez okundu? 346

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı çözümün olumlu sonuçlarının Kıbrıs’ın sınırlarını aşacağını vurguladı.

“Karşılıklı korkuları giderecek yol, işbirliği ve birlikte kalkınmadır” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, geçmişin acılarını paylaşan toplumların, artık yeni fırsatları ortaklaşa değerlendirerek refah ve kalkınmayı paylaşmalarının zamanının geldiğini söyledi.

Kıbrıslı Türkler’in geçmişte yaşadıklarından dolayı Kıbrıslı Rumlar’dan, Rumlar’ın da 1974 deneyimlerinden dolayı Türkiye’den korkularını dile getirdiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu karşılıklı korkuları giderecek yol, işbirliği ve birlikte kalkınmadır” dedi.

9 Ocak’ta Cenevre’de önce iki taraflı olarak başlayacak olan yeni sürecin, 12 Ocak’ta garantörlerin de katılımıyla Kıbrıs’ı artık bir çözüme götürmesini hedeflediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs’ta çözümün sonuçları sadece Kıbrıs’ın kendi içiyle sınırlı bir gelişme olmayacak. En başta biz Kıbrıslıları ilgilendirecek ama, buradan başlayarak bölgeye ve dünyaya korkuların yerini işbirliğine bırakmasının gerekliliği mesajını verecek” dedi.

Kıbrıs’ta iki bölgeli, iki toplumlu, eşitlik, özgürlük ve güvenlik temelindeki federal çözümden sadece iki toplumun değil, bölge ülkelerinin de kazançlı çıkacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle dedi:

“Türkiye’nin hem Yunanistan hem de Avrupa Birliği ile ilişkileri Kıbrıs’taki çözümden çok pozitif etkilenecek. Tüm tarafların kazançlı çıkabileceği ortamı yaratmak için çalışıyoruz. Bütün paydaşlara çok önemli roller düşüyor. Tam da o safhaya geldik. Bu nedenle sizlerin desteği bizim için son derece anlamlı.”

Cumhurbaşkanı Akıncı TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü ve Avrupa Birliği Temsilcisi Dr. Bahadır Kaleağası ve Brüksel Temsilcisi Dilek Aydın, Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, İŞAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Metin Şadi, Başkan Dengiz Kürşat, Asbaşkan Ersun Kutup ve Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Ergün’ü kabul etti. Akıncı yaptığı konuşmada, gerek Türkiye iş dünyasının, gerekse Kıbrıs’ın her iki kesimindeki iş dünyasının çözüm hedefinde birleştiğini görmenin çok önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu geçmişte pek böyle değildi. Bu birlikteliğin yararlı sonuçlar vereceğini düşünüyorum. Sadece iş dünyası değil, Kıbrıs’ın her iki yakasında çalışanlar da aynı mesajları veriyor” dedi.

TÜSİAD Uluslararası Koordinatörü ve Avrupa Birliği Temsilcisi Dr. Bahadır Kaleağası, Türk iş dünyasının çözüm sürecine sonuna kadar desteğini vurgulamak için Kıbrıs’ta olduklarını söyledi.

Kaleağası, “Kıbrıs’ta çözüm, sadece Kıbrıs için değil tüm dünya için demokrasi, sosyal devlet, kalkınmakta olan ekonomiler için çok iyi bir haber olacak. Kıbrıs’ı çok aşan iyi bir habere, yegâne iyi habere doğru çok yaklaştık. Tüm desteğimiz sizinle” dedi.



Nami: “Müzakerelerde güvenlik ve garantiler dışındaki konularda resim netleşti”



Müzakereci Özdil Nami, müzakerelerde güvenlik ve garantiler dışındaki konularda resmin netleştiğini, çözüme hazırlık yapılması gerektiğini kaydederek, çözüm olacakmış gibi davranmanın hiçbir zararı olmayacağını belirtti. Nami, “Bu elbette iki halkın özgür iradeleriyle referandumda kullanacakları oyun sonucuna bağlı. Ama biz bu olumlu olacak gibi davranalım. Hazırlıkları tam olarak yapalım. Her şeyin başı hazırlıktır. Bu hazırlığı en iyi şekilde yaparsak o zaman çözümün getirilerinden en iyi şekilde faydalanma imkanına kavuşuruz” ifadesine yer verdi.

Kıbrıs Türk İşadamları Derneği (İŞAD), Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) işbirliğinde, “Birleşik Federal Kıbrıs'ta Kıbrıs Türk Ekonomisi ve Ekonomik Beklentiler Paneli” düzenlendi.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Konferans Salonu’nda Cumartesi gün gerçekleşen, moderatörlüğünü İŞAD YİK Başkanı Metin Şadi’nin üstlendiği, İŞAD Başkanı Dengiz Kürşat, KTSO Başkanı Ali Çıralı, KTTO Başkanı Fikri Toros, TUSİAD Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası’nın konuşmacı olduğu panelin açılış konuşmasını Müzakereci Özdil Nami yaptı. Panelin başında Kayseri’de şehit düşen askerler için saygı duruşunda bulunuldu.

Nami, birçok başlık gibi mülkiyet üzerinde de değerlendirmede bulunarak, “Mülkiyette Annan Planı’na göre çok daha net, anlaşılabilir, algılanabilir kriterler üzerinde mutabakatı hemen hemen sağladık. Yüzde yüz diyemem. Görüşmeler devam ediyor. Başladığımız noktayla şimdi arasında geceyle gündüz gibi fark var” açıklamasında bulundu.

Özdil Nami, panelde müzakerelerde gelinen son aşama ve Ocak ayında yapılacak “Kıbrıs Konferansı” konusunda konuklara bilgi verdi.

“Hedefimiz Kıbrıs konusuna kapsamlı çözüm bularak ekonomimizi bugünkünden daha iyi noktaya taşıyacak zemini oluşturmak” diyen Nami, bunun zorlu bir süreç olacağını kaydetti.

Nami, şunları belirtti:

“Çözümün ertesi günü bütün ekonomik sorunlarımızdan kurtulacak değiliz. Ancak Avrupa standartlarında bir ekonomiye kavuşmak için gereken yola girmiş olacağız. Bu yolculukta Avrupa Birliği’nin de tüm mekanizmalarını kullanma kabiliyetine kavuşmuş olacağız. Dünyayla entegre bir ekonomiye kavuşma imkanımız doğacak. Bütün bu yapılardan ne kadar faydalanıp faydalanamayacağımız ise kendi maharetimize bağlı olacak.”

Bugünden itibaren ne kadar hazırlık yaparsak, çözüm sonrasında bize sunulacak fırsatlardan yararlanma kabiliyetimiz de o denli yukarda olacak” şeklinde konuşan Nami, şöyle devam etti:

“Kıbrıs, stratejik olarak dünyanın önemli bir bölgesinde. Avrupa’yla Ortadoğu arasında bir geçiş bölgesi. Ticaret imkanları son derece cazip olan bir ülke. Hem Türkiye, hem Ortadoğu, hem Avrupa Birliği hem de Afrika ile çok ciddi ticari ilişkiler oluşturma potansiyeli olan bir ülke.

Kıbrıs sorununu çözmek adına bugüne kadar ciddi çalışmalar yapıldığını da belirten Nami, “Bu ciddi çalışmalar olmasaydı Ocak ayında Kıbrıs Konferansı’na gidilmesine yönelik karar alınmazdı” dedi.

Bu konferansın Kıbrıs müzakere tarihinde bir ilk olduğunu vurgulayan Nami, “Bürgenstock örneği verilir ancak Bürgenstock’ta BM Genel Sekreteri, Kıbrıs’taki iki lideri, Türkiye ile Yunanistan’ı da iki lidere yardımcı olmak üzere buraya davet etmişti. Halbuki şimdi ilk kez iki lider müzakerelerde elde ettikleri ilerlemelerin bir noktaya geldiğini tespit etti ve BM Genel Sekreteri değil kendileri bu konferansın yapılmasına karar verdi” şeklinde konuştu.

Garantör ülkelerle istişare içinde onların da burada olması üzerine karar üretildiğini anımsatan Nami, şunları ekledi:

“Bu konferansın nasıl yapılacağına dair çeşitli spekülasyonlar yapıldı. Konferansın nasıl yapılacağı açıktır. İki lider 9 Ocak’ta BM himayesinde görüşmelerine başlayacak. 3 gün sonra garantör ülkeler de oraya gelecek ve konferans 5’li şekilde oluşmuş olacak.

İki lider eğer ihtiyaç duyarsa başka tarafları da konferansa davet edebilecek. Akla gelen ilk örnek Avrupa Birliği’dir. Çünkü neticede Birleşik Kıbrıs AB üyesi bir ülke olacak ve birçok konunun AB ile birlikte orada ele alınması gerekebilecek. Ki Bürgenstock’ta da benzer bir format uygulanmıştı.”

Müzakerelerdeki başlıklara, Güç Paylaşımı ve Yönetim, Avrupa Birliği, Ekonomi, Mülkiyet, Toprak Düzenlemesi, Güvenlik-Garantiler konularına işaret eden Özdil Nami, şu bilgileri verdi:

“Bunların hepsinde çok ciddi müzakereler yürütüldü. Belki en az değinilen konu Güvenlik ve Garantiler konusu oldu. Çünkü bu konunun detaylı şekilde görüşülebilmesi için garantör ülkelerin de masaya oturması gerekiyordu. Fakat bunun dışındaki konularda artık resim netleşti.

Kıbrıs’ta yasama, yürütme, yargı nasıl oluşacak, bağımsız kurumlar nasıl karar verecek, bunlar neler olacak, bellidir. Merkez Bankası, Maliye Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, mali konularla ilgili bağımsız kurumlar, vergi politikaları, dolaylı vergiler, doğrudan vergiler, iki ekonomi arasındaki yakınsamanın nasıl sağlanacağı, AB politikaları gibi birçok konu uzmanlar tarafından ele alındı. Bu konularda ciddi ilerlemeler sağlandı.”

AB başlığı altındaki ilerlemelerden söz eden Nami, “AB, programlarından nasıl faydalanacağız, AB içinde nasıl hareket edeceğiz, karar alacağız, AB’de değişen yasaları federal seviyede ya da kurucu devlet seviyesinde ülkemizde nasıl uygulayacağız bunlar ele alınıp çözüme kavuşturuldu” dedi.

Ekonomiyi etkileyen bir diğer başlığın mülkiyet olduğunu dile getiren Özdil Nami, şunları kaydetti:

“Bu konuyla ilgili, Annan Planı’na göre, çok daha net, hızlı karar üretebilen, belirsizlikten uzak, yeni bir rejim oluşturuldu. Bu rejimi oluşturmadan, muhataplarımızla ilkeler üzerinde mutabık kaldık. Oluşturacağımız, mülkiyet rejiminin mülkiyet taleplerine çok hızlı bir çözüm getirebilmeli, ekonomik çarkların dönmesini engellememeli, istikrarsızlık yaratmamalı, sosyal adaletsizliğe yol açmamalı ve ekonominin önünde engel değil fırsat açacak şekilde kurgulanmalı diye bir dizi ilkeler üzerinde anlaştık.

Daha sonra rejimin detaylarını oluşturmaya geçtik. Bunda başarılı olduk. Gerçekten Annan Planı’na göre çok daha net, anlaşılabilir, algılanabilir kriterler üzerinde hemen hemen mutabakatı sağladık. Yüzde yüz diyemem. Görüşmeler devam ediyor. Başladığımız noktayla şimdi arasında geceyle gündüz gibi fark var.”

Nami, şunları da aktardı:

“Mülk talebi olanlar Türk, Rum ayrımı olmadan bağımsız mülkiyet komisyonuna müracaatlarını yapacaklar, bu kurumda eşit sayıda Türk ve Rum üye olacak. Mülkiyetiyle ilgili talebi olanlar, ‘takas’, ‘tazminat’ veya ‘iade’ yollarından birini istediğini ifade edebilecek ama hangisinin yapılacağına komisyon karar verecek. Neye göre karar verecek? İki taraf arasında uzlaşılan kriterlere göre karar verecek. Bu kadar nettir. Bu kriterler de açık bir şekilde belirlendi.”

Ekonominin çözüm sonrasında hızlı şekilde gelişmesi ve büyüme performansı gösterebilmesi için çeşitli hazırlıkların yapılması gerektiğini belirten Nami, şunları dedi:

“Bu hazırlıkları iki başlıkta konuşabiliriz. Biri çözümden önce, bugünden yapılması gerekenler. Diğeri de çözümden sonra yapılacak olanlar.

Çözümden önce yapılması gerekenlerle ilgili yoğun çalışmalar devam ediyor. İki önemli kurumla istişare işinde bu çalışmaları yapıyoruz. Birincisi Avrupa Birliği, ikincisi de Dünya Bankası’dır. Son zamanlarda IMF’de resmin içine girmeye başladı. AB ile aslında 2004’ten beri yürüttüğümüz çalışmalar var. Müktesebata Uyum Programı diye bir program hazırlandı, revize edildi. AB Koordinasyon Merkezi oluşturuldu. Mali Yardım Tüzüğü altında bize sağlanan kaynaklar bu yönde kullanıldı. Dikmen çöplüğünün rehabilitasyonundan tutun da Haspolat’taki arıtma tesisine, kentsel yerleşim yerlerindeki projelere kadar birçok proje hayata geçirildi, birçok bürokrat AB Müktesebatıyla aşina olmak için eğitim programlarına katıldı.

Belki de en önemlisi bizim yasalarımızla AB yasaları arasındaki farklar tespit edildi, bunların nasıl giderileceğiyle ilgili programlar da oluşturuldu.

Bu çalışmaların kendilerini belli bir yere kadar getirdiğini anlatan Nami, şöyle devam etti:

“Rum tarafı federal yetki alanına giren konularda bu çalışmaları yapmamızı engelleyen bir tavır içine girmişti. Dolayısıyla yeni dönemde biz bu sorunu aşabilmenin yollarını aradık. Bu çerçevede Rum tarafıyla birlikte İki Toplumlu Avrupa Birliği Ad-Hoc Komitesi oluşturduk. Ad-Hoc komitenin görev tanımını ilerde kurulacak Kıbrıs Türk Kurucu Devleti’nin AB yasalarını uygulaması için hazırlık çalışmaları olarak belirledik. Bu çalışmalar ciddi şekilde devam ediyor. Teknik uzmanlar ülkemize gelmektedir. Bizim yetkililerimizle istişare ve işbirliği içinde araziye gitmekte, hayvan sağlığı, gıda sağlığı, gümrük gibi konularda ciddi çalışmaları başlatmışlardır.”

Kıbrıslı Rum Müzakereci Andreas Mavroyannis ile Brüksel’e ortak bir ziyarette bulunduklarını ve çözüm gününe hazırlanılması için yapılması gereken 10 öncelik konusunu belirleyip, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile yaptıkları bir toplantıda bunu karara bağladıklarını ifade eden Özdil Nami, şöyle devam etti:

“Çalışmaların bu önceliklere hizmet edecek şekilde kurgulanmasını sağladık. Şunu ifade etmek isterim ki, biz müzakere heyetiyiz. Görevimiz Rum tarafıyla müzakere edip kapsamlı çözüm planını ortaya çıkarmaktır. Halbuki, bahsettiğim bu konular hükümetimizi ilgilendiren konulardır, her bir bakanlığı ilgilendiren konulardır. Günlük hayatta icraatın, yürütmenin devreye girip de hayata geçirmesi gereken konulardır.

Her platformda bu çağrıyı tekrar ediyor, hükümetlere bu konuda önemli görevler düşmekte. Hem bu çalışmalara etkin katılım sağlanması hem de çözümün artık ufukta gözüktüğünün bilinciyle çözüm ortamında çalışacak personelin yetiştirilmesi, yabancı lisana hakimiyetten tutun, AB Müktesebatı’na vakıf olmakla, teknik konularda eğitimle ilgili birçok çalışmanın şimdiden yapılması gerekir. Bunlarla ilgili ana sorumluluk hükümete düşmektedir.”

Ekonomi başlığının müzakerelerde ciddi ilerleme sağlanan başlıklardan biri olduğunu yineleyen Özdil Nami şunları kaydetti:

“Ekonomi başlığı altında 5 kağıt üretildi. Bunlar Merkez Bankası, diğer mali kurumlar, Kıbrıs ekonomisinin istikrarı için oluşturulacak konsey, federal bütçe, federal vergiler, dolaylı vergiler, iki kurucu devletle federal hükümet arasında gelirlerin nasıl paylaşılacağı, devlet yardımlarının hangi formüllere, hangi denetleme mekanizmalarına hangi kurallara göre verilebileceği, kamu borcunun idaresinin nasıl olacağı, şirketler yasası, şirketler mukayyitliği, bunların nasıl çalışacağı ve kalkınma politikalarının nasıl üretilip nasıl hayata geçirileceği, Sosyal Sigortalar, emeli sandığı, sağlık sigortası, diploma ve sertifikaların karşılıklı tanınması, vergilendirme konseyi, maliye politikası konseyi, ortak tarım politikası, AB ekonomik politikalarının ülkeye nasıl adapte edileceği, geçiş dönemi uygulamaları gibi birçok konu son derece detaylı şekilde ele alındı ve bunlarda da ciddi mutabakatlar sağlandı.”

Nami, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çözüm olacakmış gibi davranmanın bize hiçbir zararı yok, olup olmayacağı elbette iki halkın kendi özgür iradeleriyle referandumda kullanacakları oyun sonucuna bağlı. Ama biz bu olumlu olacak gibi davranalım. Hazırlıkları tam olarak yapalım ve umalım ki yıllardan beri yaşamakta olduğumuz Kıbrıs sorunu tarihe karışır ve Kıbrıs birleşik, Avrupa Birliği içinde, siyasi eşitlik temelinde bir Avrupai federasyon olarak yaratılmış olur. Hem bu ülkede yaşayanlara hem de bölgeye önemli getirileri olacak yeni bir sayfanın açılmasına vesile olur.”



TC Başbakanı Yıldırım: “Kıbrıs konusundaki duruşumuz net”



Türkiye Cumhuriyeti (TC) Başbakanı Binali Yıldırım, Kıbrıs konusundaki duruşlarının net olduğunu kaydederek, çözümün adil yönetim, dönüşümlü başkanlık, iki tarafın haklarına saygı ve Türkiye’nin etkin garantörlüğünü temin edecek bir çözüm olması gerektiğini söyledi. Başbakan Binali Yıldırım, TBMM Genel Kurulunda, 2017 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuştu. Yıldırım, Kıbrıs konusuna da değindi.

Binali Yıldırım, Kıbrıs meselesinin de uzun zamandır gündemdeki yerini koruduğunu belirterek, “Kıbrıs'taki duruşumuz da çok nettir. Kıbrıs'ta eğer bir çözüm olacaksa bu çözüm mutlaka adil bir yönetim, dönüşümlü başkanlık, iki tarafın haklarına, hukukuna, toprak haklarına, mülkiyet haklarına saygı göstereceği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin etkin garantörlüğünü temin edecek bir çözüm olmalıdır. Ortaya çıkacak çözüm mutlaka ve mutlaka KKTC'de yaşayan soydaşlarımızın vereceği karar olacaktır” dedi.



DİMED: “Kadın Hakları: Aile İçinde ve İş Hayatında Ayrımcılık” konulu panel düzenledi



Dışişleri Bakanlığı Mensupları ve Eşleri Derneği (DİMED) “Kadın Hakları: Aile İçinde ve İş Hayatında Ayrımcılık” konulu panel düzenledi.

Lefkoşa Merit Otel’de Cumartesi düzenlenen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.

Panele, Meclis Başkanı Sibel Siber, Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, UBP Lefkoşa Milletvekili İzlem Gürçağ ve Türkiye’den gelen akademisyenler katıldı.

Panelin açılışını yapan DİMED Başkanı Yrd. Doç. Dr. Oya Ertuğruloğlu, derneğin bugüne kadar kermes ve benzeri etkinlikler yanında çeşitli yardım organizasyonlarına katkıda bulunan çalışmalar yaptığına işaret ederek, ilk kez kadını ilgilendiren bir konuda panel gerçekleştirdiklerini söyledi.

Ertuğruloğlu, kadının dünyada erkeklere göre nüfus olarak daha çok yer almasına rağmen sosyal haklar açısında tarihsel süreçte daima geride bırakıldığını vurguladı.

Panelde konuklara hitap eden Cumhuriyet Meclis Başkanı Sibel Siber ise, Türkiye’nin Kayseri ilinde yaşanan terör saldırısını kınayarak konuşmasına başladı.

İnsanın yaşamının elinden alınmasının kabul edilebilir olmadığına vurgu yapan Siber, teröre karşı mücadelenin tüm dünyanın ortak sorumluluğu olduğuna işaret etti.

Siber, günümüz dünyasında kadınların haklarında erkeklere göre gerileme yok gibi gözükse de biraz daha derinden bakıldığında üst yönetim mekanizmalarında kadınlarının sayısının erkeklere göre daha düşük bir seviyede olduğunun görüldüğünü belirtti.

Konuyla ilgili KKTC’den de örnekler veren Siber, mecliste kadın milletvekillerinin azlığı ve üst kademe yöneticilerde yeteri kadar kadın olmayışına işaret etti.

Birçok işin sadece erkekler tarafından yapılabileceği algısının çoklukla yerleştiğini ifade eden Siber, zamanla bu işleri kadınların da yaptığını ancak aranın yüksek oranda açılmasından dolayı bugün toplumsal cinsiyet eşitsizliği yaşanabildiğini belirtti.

Siyasi partilerdeki kadın kotasına vurgu yapan Siber, bunun birçok ülkede uygulandığını ancak kadınların siyasetteki başarısı kanıtlandıktan sonra bu kotalara gerek kalmayacağını ifade etti.

Panel daha sonra Prof. Dr. Ayşe Akın’ın “Aile içinde kadının konumu”, Prof. Dr. Nermin Özgülbaş’ın “Kadın Statüsünün güçlendirilmesi” ve Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik’in “KKTC Hukukunda Kadının Hakları” başlıkları ile yaptıkları sunumlarla devam etti.



Hochstein: “Türkiye çözüm olmadan İsrail’den doğal gaz almayacak”



ABD Dışişleri Bakanlığının Uluslararası Enerji Konularından Sorumlu Koordinatörü ve Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Türkiye’nin Kıbrıs sorununda bir çözüm olmadan, İsrail’den doğal gaz almayacağını öne sürdü.

Hochstein, “Kıbrıs üzerinden (geçecek) bir İsrail-Türkiye boru hattına ilişkin planlama olup olmadığı” sorusuna karşılık, “böyle bir boru hattının önemli bir planlamadan ibaret olacağına inandığını, ancak muhtemelen bunun öncesinde siyasi bir çözüm olması gerektiğini düşündüğünü” ifade etti.

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Kathimerini gazetesine demeç veren Hochstein, “Ankara’da, pratik anlamda, İsrail’den Türkiye’ye denizde bir boru hattı yerleştirmek için, Kıbrıs’ın da rızasının olması gerektiğinin anlaşıldığını” savundu.

“Doğal gazın çözüm olmadığını, ancak siyasi bir anlaşmanın ek bir avantajı ile büyük bir motivasyon olduğunu” dile getiren Hochstein, “ABD’nin, Kıbrıs’ın kaynaklarını geliştirme hakkını desteklediğini, ancak bunun mümkün olan en iyi şekilde olmasını istediğine ve şüphesiz, en ucuz ve stratejik anlamda en iyi yöntemin, Türkiye’nin de katılımı olduğuna” vurgu yaptı

“Doğal gaz Kıbrıs sorununu çözecek mi sorusuna” ise olumsuz yanıt veren ve bütün diğer zor meselelerde anlaşma olması gerektiğine işaret eden Hochstein, ancak doğal gazın bir motivasyon olduğuna inandığını ve bir uzlaşma ararken, bunu yapmak için de, bir motivasyon olması gerektiğini söyledi.

Hochstein, “Exxon Mobile gibi dev bir şirketin, üçüncü tur ruhsat ihalesinde yer alma ve buraya yatırımda bulunma kararının, enerji piyasasına inancı olduğunu, burada keşfedilmeye yönelik çok doğal gaz olduğunu göstermekte olduğunu” sözlerine ekledi.



Güvenlik konusu iki toplumun önceliği



Sürdürülebilir Barış ve Demokratik Kalkınma Merkezi’nin (SeeD), Berghof ve Interpeace kurumları işbirliğiyle gerçekleştirdiği güvenlikle ilgili araştırmada, güvenlik konusunun Kıbrıs’taki her iki toplumun önceliğini oluşturduğu sonucunun ortaya çıktığı belirtildi.

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Fileleftheros gazetesi, SeeD’in araştırmasının sonuçlarına yer verdi.

Araştırma temelinde, güvenlik tehdidine ilişkin 8 kategorinin bulunduğunu yazan gazete, bu 8 kategorinin, 62 güvenlik tehdidi içerdiğini, bunlardan 35’nin ise ortak olmakla birlikte, geçici dönem, işlevsellik ve ekonomik güvenlikle alakalı olduğunu belirtti.

Geçici dönem konusunda üzerinde anlaşmaya varılacak düzenlemelere ilişkin endişelerin bulunmasının temel unsur olduğunu belirten gazete, toplumların kendilerini güvende hissetmek istediğini, ayrıca insanların geçici düzenlemelerle alakalı büyük özgüvene sahip olmak ve anlaşmanın devamlılığı ve sürdürebilirliği konusunda da daha güvenli hissetmek istediklerini yazdı.

Kıbrıslı Türkler için korkuların, aşırı sağ ve aşırıya kaçan unsurların davranışları ve güç paylaşımıyla ilişkili karar alma mekanizmaları tarafından olası marjinalleştirilmeleriyle alakalı olduğunu yazan gazete, Kıbrıslı Türklerin ayrıca ekonomi alanında rekabet ve finans sistemine ilişkin endişeler de taşıdığını belirtti.

Kıbrıslı Rumlar için ise en büyük sorunun, garantiler ve asker konusu olduğunu, net olarak Türkiye’nin müdahalesinden ve devletin iç konularıyla alakalı korkularının bulunduğunu belirten gazete, Kıbrıslı Rumların ayrıca garantörler tarafından gücün kötüye kullanılması gibi endişeye de sahip olduğunu yazdı.

Gazete, Kıbrıslı Rumlarda Türk ordusunun adadaki varlığından dolayı egemenlik eksiliği şeklinde net bir algının oluştuğunu, Kıbrıslı Rumların ayrıca Kıbrıs Rum kurucu devletin çözüm maliyetine ilişkin ekonomik ağırlığı yükleneceğine ilişkin endişenin de bulunduğunu belirtti.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 31
Dün Tekil 973
Bugün Tekil 139
Toplam Tekil 1937160
IP 54.158.55.5






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































4 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Asil yetimler anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olanlardır. (HZ. ALİ)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.692 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu