BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “KKTC onurlu bir çözümde eşit ortak olarak yerini alacak” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Cumhurbaşkanı Akıncı: “KKTC onurlu bir çözümde eşit ortak olarak yerini alacak”
Tarih: 16.11.2016 > Kaç kez okundu? 431

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, çözüm için uğraştıklarını ve uğraşmaya devam edeceklerini ancak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her anlamda ileriye gitmesi için de var gücüyle çalışacaklarını belirtti. Akıncı, “Rum tarafı makul ve gerçekçi olur, çözüme ulaşırsak, KKTC, onurlu bir çözümde eşit ortak olarak yerini alacaktır" dedi.

Kıbrıs müzakerelerinde sonuca ulaşmasının zamanının geldiğini ve artık karar anına yaklaşıldığını kaydeden Akıncı, Rum tarafının maksimalist davranışlarını kontrol edememesi ve makul bir uzlaşıya yanaşmaması halinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak devam edeceklerini belirtti.

Akıncı, "Müzakereler bir 50 yıl daha bu şekilde sürdürülemez. Bu amaçla bir buçuk yıldır Türkiye ile yakın istişare içinde yürüttüğümüz müzakerelerde artık karar anına yaklaşmış bulunmaktayız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Dr. Fazıl Küçük Bulvarı’ndaki 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 33. yılında herkesi sevgi ve saygıyla selamladı.

Akıncı, KKTC'nin 33. yılında yaşamlarının belli bir bölümünü Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi için hasreden merhum liderler Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş’ı da rahmetle andı.

Kıbrıs Türk toplumunun bu topraklarda özgür bir toplum olarak yaşayabilmesi için şehit düşen Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ile mücahitleri de saygı ile anan ve gazileri minnetle yad eden Akıncı, şöyle devam etti:

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişmesi için emek veren, benden önceki Cumhurbaşkanları ile her zaman katkılarını sürdüren Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine teşekkürlerimi ifade ediyorum. Her zaman olduğu gibi bugün de bizi yalnız bırakmayan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümet, muhalefet ve TSK adına aramızda bulunan değerli konuklarımıza ve yine farklı ülkelerden bu önemli günümüzü bizlerle paylaşmak için gelen mümtaz misafirlerimize hoş geldiniz diyorum. Ve hiç kuşkusuz, Atatürk’ün öngördüğü çağdaşlık hedefi doğrultusunda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin laik ve demokratik bir hukuk devleti olarak gelişmesi için, bu değerlere sahip çıkan siz değerli halkımızı en içten duygularla selamlıyorum."

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’de 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin karşısında ve bütün olarak demokrasinin yanında yer almış Kıbrıs Türk halkının bu badirenin atlatılmış olmasından duyduğu mutluluğu da vurguladı.

Akıncı, “Bu darbe girişimine karşı göğsünü siper edip demokrasi yolunda can veren kardeşlerimi bir kez daha rahmetle anarım. Atatürk’ün öngördüğü laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin her açıdan gelişerek yoluna devam edeceğinden kuşkumuz yoktur" dedi.

Akıncı, ortaklık devletinden dışlandıktan sonra Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme hak ve iradesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan KKTC'nin Kıbrıs’taki iki eşit halkın federasyon kurmasına açık olacağı, kuruluşundaki bağımsızlık bildirgesi ile duyurulduğunu belirtti. Akıncı, "Ne var ki bugüne kadar yürütülen müzakereler henüz Kıbrıs’ta federal bir çözüme ulaşmamızı sağlayamamıştır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

"Neredeyse yarım yüzyıldır devam eden müzakerelerin artık bir sonuca ulaşmasının zamanı gelmiştir. Müzakereler bir 50 yıl daha bu şekilde sürdürülemez. Bu amaçla bir buçuk yıldır Türkiye ile yakın istişare içinde yürüttüğümüz müzakerelerde, artık karar anına yaklaşmış bulunmaktayız. Bu çerçevede bildiğiniz gibi, geçtiğimiz hafta İsviçre’nin Mont Pelerin kasabasında yoğun çalışmalar yaptık. Bu çalışmalar çerçevesinde ilk 2 gün, ilk 4 başlık olan yönetim ve güç paylaşımı, ekonomi, AB konuları ve mülkiyet bağlamında müzakereler yürüttük. İlerlemeler sağlandığı gibi çözümlenmesi gereken ve her iki tarafça da önem verilen bazı hususların hala var olduğu da ortadadır”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 11 Şubat 2014 mutabakatında belirtildiği gibi, tüm konuların dönüşümlü olarak ele alınması ilkesi çerçevesinde Toprak konusunun kriterler bazında tartışıldığını, Güvenlik konuları ise bir fikir egzersizi çerçevesinde ele alındığını belirtti.

Akıncı, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“2016 yılı sonunu çözüm için hedef olarak belirleyip bu yönde çalıştığımız için, sona bırakılan toprak ile güvenlik ve garanti konularına da artık sıranın geldiğini söylemek yanlış olmaz. İsviçre’ye gitmeden önce de açıkladığım gibi, toprak konusunda kriterler bazında uzlaşma sağlandığı takdirde iki taraf kendi haritasını hazırlayacak ve aynı anda, beşli konferansın tarihini de Birleşmiş Milletler huzurunda tespit edecektir. Bu tarih birkaç haftalık bir zaman dilimi içerisinde yer alacaktır. Beşli konferans Annan Planı’nın görüşüldüğü Bürgenstock toplantılarında izlenen yöntem çerçevesinde gerçekleşecek ve harita ile güvenlik ve garanti konuları orada son şeklini alacaktır. Güvenlik ve garanti konuları garantör ülkelerin katılımı ile görüşülüp karara bağlanacaktır”.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçen hafta Mont Pelerin’de görüşmelerin son gününde ve son saatlerine yaklaştıkları bir anda, Rum Lider Anastasiades'in "karar verme konusunda hazır olmadığını belirttiğini ve görüşmelere bir hafta ara verilerek kendisine Kıbrıs’ta ve Yunanistan’da temaslarda bulunma fırsatı sağlanmasını talep ettiğini" belirtti.

Akıncı, şunları söyledi:

"Gelecekte ortaklık kuracağımız toplumun liderinden gelen bu talebe kulak tıkayamayacağımız için görüşmelerin 20 Kasım Pazar günü İsviçre’de yeniden devam etmesi konusunda mutabakat sağlayarak döndük. Bu bir hafta içerisinde yaşanacakların önemli olacağı açıktır. Elbette bu haftada biz de öncelikle müzakere ekibimizle burada da çalışmalarımızı sürdürürken, siyasal partilerimize de yine bilgi vereceğiz. Türkiye yetkilileri ile de en üst düzeydeki istişarelerimizi devam ettireceğiz. Bir hafta sonra aynı irade ve kararlılıkla yeniden İsviçre’de olacağız."

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, 2015 Nisan ayında halkın kendisine yüzde 60’ın üstünde destek verdiğini ve kendisine duyulan güvenin gereklerini yerine getirmek ve halka layık olan uluslararası hukuk içinde yeni çağdaş bir yaşama ulaşmalarını sağlamak için tüm gücüyle çalıştığını ve çalışmaya devam edeceğini vurguladı.

Akıncı, şöyle devam etti:

"Egemenliğin iki toplumdan eşit olarak kaynaklanacağı, iki eşit kurucu devletin var olacağı ve birbirlerini tahakküm altına alamayacakları iki kesimli, iki toplumlu federal bir devletin oluşması için ciddi bir fırsat vardır. Bu fırsat bu hafta sonu yeniden başlayacak İsviçre görüşmelerinde beşli konferansın önünü açarak bir gerçeğe dönüşebilir. Gerçekçi, makul ve adil yaklaşımlarla adamızın kaderi değişebilir. Bunu başarabiliriz. Bunun için tüm ilgili tarafların yardım ve desteğine ihtiyacımız olacaktır. Biz Kıbrıs Türk tarafı olarak Rumların hassasiyetlerine dikkat ettiğimiz gibi, aynı hassasiyeti onlardan da bekliyoruz”.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türklerinin eşitlik talebinin iki önemli parametresinden birinin dönüşümlü başkanlık, diğerinin de kararlara etkin katılım olduğunu söyledi.

Akıncı, “Kıbrıslı Türklerin ortak kurullarda sadece söz sahipliği değil, kararlar alınırken oy sahipliğinin de önemi ortadadır. Aksi takdirde kararların basit çoğunlukla alındığı üniter devlet anlayışı söz konusu olur ki, kurmaya çalıştığımız öyle bir devlet değil federal bir yapıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Çözüm olduğu zaman bir Kıbrıslı Türkün dönüşümlü olarak federal cumhuriyetin başkanı olacağı gerçeğine Kıbrıs Rum toplumunun hazırlanması zorunluluğu vardır. Bu gerçeğin gizlenmeden açıkça tartışılması ve hazmedilmesi gerekmektedir; ve bu olmadan çözüm olamayacağı da bilinmelidir.

Kıbrıs’ta toplumların eşitlik ve özgürlük içinde yaşamaları kadar güvenlik içinde olmaları da son derece önemlidir. Güvenlik ve garanti kavramı hem toplumlar açısından hem de kurulacak statünün korunması açısından önem taşımaktadır."

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Garantörlük” konusuna da değinerek, şunları kaydetti:

"Birleşik Krallık garantörlük rolünden vazgeçmek isteyebilir. Adada var olan iki egemen üs onlar açısından daha büyük değere sahiptir. Yunanistan da Kıbrıs’taki ortaklık devletini tek başına 53 yıldır gasp etmiş olan büyük toplumun yakını olarak, garantörlükten ayrılmakta sakınca görmeyebilir. Ama bu durum sayıca az olan Kıbrıslı Türkler ve Türkiye açısından farklıdır. Kıbrıslı Türkleri ‘Merak etmeyin AB içinde birşey olmaz’ sözleriyle ikna etmek mümkün değildir. Yeni bir güvenlik kavramına ancak yaşayarak ulaşılabilir. Bu da ilk günden olmaz.

Öncelikle yaratacağımız yeni statünün yürüdüğünü görmemiz lazımdır. Geçmiş deneyim bize üç yılda ortaklık devletinin yıkıldığını, 53 yıldır onun dışında bırakıldığımızı göstermiştir. Bunu yeniden yaşamak istemiyoruz. Bir daha tekrarlanmayacağından emin olmak istiyoruz."

Cumhurbaşkanı Akıncı, Güney Kıbrıs’ta iki kesimli federasyona ilke olarak karşı çıkan siyasal partilerin bulunduğuna işaret ederek, bu partilerin etkilerini geçmişe göre artırdığını belirtti. Akıncı, “Bu çevreler daha da güçlenirse, varılacak anlaşmayı çiğnemek yönüne gitmek istemeyeceklerinin garantisi yoktur. Bunun için Türkiye’nin caydırıcı gücüne ihtiyacımız vardır" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Şunu da ifade etmek isterim ki bizler, gerçek bir güvenliği ilelebet silahların gölgesinde aramıyoruz. Gelecekteki iyi gelişmelere göre karşılıklı güvenin pekiştiğini gördüğümüzde, durumu yeniden gözden geçirmek mümkündür. Ama bunu düşünebilmek için, yeni ortaklık sürecini yaşayarak, karşılıklı güvenin pekiştiğinden emin olmamız lazımdır. Öncelikle hem ada içinde iki toplum arasında, hem Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’la hem de bölgesel olarak yeni işbirliği köprüleri oluşturmamız gerekmektedir”.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz yatakları enerji alanında eşsiz bir işbirliği fırsatı sunduğuna işaret ederek, Kıbrıs’ın kuzeyine Türkiye’den gelen suyun da gelecekte tüm ada için yararlanılabilecek önemli bir kaynak, refahı ve güveni geliştirecek ciddi bir unsur olduğunu söyledi.

Akıncı, şöyle devam etti:

“Kurulacak federal devlet ve iki eşit kurucu devlet kendi yetkileri çerçevesinde uyum içerisinde çalışarak Kıbrıslılara güzel bir gelecek yaratabilirler. Türkiye’nin Yunanistan ve Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açılabilir. Çözüm sayesinde Türkçe AB’nin resmi dillerinden biri haline gelebilir. Yıllar içinde işbirliği ve güven arttıkça, iki tarafın ekonomik düzeyleri eşitlendikçe, düşmanlığın felaket, dostluğun refah getirdiği anlayışı hakim oldukça o zaman güvenlik ve garanti kavramlarına yeniden bakılır, gözden geçirilir. Ama bugün o gün değildir.”

“Bugün için yapılabilecek tek şey, garantileri ortadan kaldırmak değil 2016’nın koşullarına uyarlamak olabilir” ifadesini kullanan Akıncı, bunun için yapılması gerekenin, garantörlerin buluşması ve bir taraf kendini güvende hissederken diğerinin tehdit olarak algılamayacağı bir düzenleme üzerinde mutabakat sağlanması olduğunu söyledi.

Akıncı, “Rum tarafı maksimalist yaklaşımını bırakır, gerçekçi ve makul davranırsa bu alanda da çıkış yolu bulunabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, "Sizleri, müzakere masasında yine sizlerden aldığım yetkiyle, en iyi şekilde temsil etmeye, arzu ettiğiniz çözümü haklarınızı sonuna kadar savunarak sağlamaya çalışıyorum. Umarım Rum tarafı da bizim gibi davranır ve sonuca ulaşırız" dedi.

"Bu uğraşlarımızın yanı sıra, bir gün bile kendi evimizin içi ile ilgili sorumluluklarımızı ertelemeye hakkımız yoktur" ifadesini kullanan Akıncı, “Nasıl olsa çözüm olacak herşey hallolacak” kolaycılığına kaçmanın mümkün olmayacağını, bunun da doğru olmadığını belirtti.

Akıncı, “Evet, çözüm için uğraşıyoruz, uğraşacağız. Ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her anlamda ileriye gitmesi için de var gücümüzle çalışacağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafının makul ve gerçekçi olması ve çözüme ulaşılması durumunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin onurlu bir çözümde eşit ortak olarak yerini alacağına vurgu yaparak, "Rum tarafının maksimalist davranışlarını kontrol edememesi ve makul bir uzlaşıya yanaşmaması halinde ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak yolumuza devam edeceğiz" dedi.

Akıncı, "Temennimiz elbette barıştır, çözümdür işbirliğidir, tüm tarafların yararlanacağı yeni bir Kıbrıs’ı özellikle genç kuşaklar için inşa etmektir. Dilerim ki bu yeni yapıyı inşa etme uğraşında bizim koyduğumuz her tuğlaya onlar da bir tuğla koyarak katkıda bulunsunlar ve güzel adamızı yeni bir geleceğe birlikte taşıyabilelim" sözleriyle konuşmasını tamamladı.



Erdoğan: “Müzakere sürecine desteğimiz sürüyor”



Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya kutlama mesajı gönderdi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mesajında; “Türkiye’nin garantör ülke olarak tarihi ve ahdi sorumluluklarının bilinciyle, adada iki eşit kurucu devlete, iki kesimliliğe ve iki toplumluluğa dayalı yeni bir federal ortaklık kurulmasına yönelik kapsamlı müzakere sürecine desteğini sürdürdüğünü” vurguladı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da Erdoğan’a gönderdiği teşekkür mesajında; “Uzun yıllardır çözümsüz kalan Kıbrıs sorununa artık bir çare bulmak için Türkiye ile yakın istişare ve dayanışma içinde yürütmekte oldukları müzakerelerde, neredeyse son aşamaya ulaştıklarını” belirtti. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti ile olan yakın diyalog ve işbirliğinin devamının büyük önem taşıdığına vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya KKTC’nin 33’üncü kuruluş yıldönümü dolayısıyla yazılı bir kutlama mesajı gönderdi.

Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:

“KKTC’nin kuruluşunun 33’üncü yıldönümü münasebetiyle Zat-ı Devletlerini ve şahsınızda tüm Kıbrıslı Türk kardeşlerimi içtenlikle kutlarım.

Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüme ancak tarafların karşılıklı mutabakatıyla ulaşılabilir.

Kıbrıs meselesinin çözüme kavuşturulması, bölgede barış, güvenlik, istikrar ve refahın sağlanmasına büyük katkı sağlayacağı kuşkusuzdur. Bu anlayış ile hareket eden Türkiye ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her türlü engel ve haksızlığı beraberce aşarak aydınlık yarınlara birlikte ulaşacaklarına güvenim tamdır.

Şahsım ve Türkiye’deki kardeşleriniz adına 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nızı yeniden kurtlar, Kıbrıs Türk halkına huzurlu, barış dolu müreffeh bir gelecek temenni ederim.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderdiği teşekkür mesajında şunları kaydetti:

“Uzun yıllardır çözümsüz kalan Kıbrıs sorununa artık bir çare bulmak için sizlerle yakın istişare ve dayanışma içinde yürütmekte olduğu müzakerelerde, neredeyse son aşamaya ulaşmış bulunmaktayız.

Bu çabamızın olumlu sonuç vermesi egemenliğin her iki toplumdan eşit olarak neşet edeceği, iki eşit kurucu devlete dayalı, iki kesimli, iki toplumlu federal bir ortaklığın kurulması tüm taraflar için yararlı olacaktır.”

Cumhurbaşkanı Akıncı, bu yönde ilerlerken desteğini her zaman yanlarında hissettikleri Türkiye Cumhuriyeti ile olan yakın diyalog ve işbirliğinin devamının büyük önem taşıdığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Olası bir çözümde kurucu ortak olarak eşit yerini alacak KKTC’nin her açıdan güçlü olması zaruridir. Çözüm konusunda sağlanacak başarıyla Kıbrıs sadece Kuzey’i ile değil, Güney’i ile de bir bütün olarak Türkiye’nin yakın dostluk ve işbirliği içinde olacağı bir ada ülkesi olacaktır. Bu durum, Doğu Akdeniz’de yeni olumlu gelişmelere kapı açacaktır.

Kıbrıs Türk halkı olarak hep birlikte lanetlediğimiz 15 Temmuz başarısız darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin demokrasi içinde gelişimini daha da artırması temennisiyle Zat-ı Devletlerine en iyi dileklerimi ve saygılarımı sunarım.”



Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkeş ve Kasırga’yı kabul etti



Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum tarafının federal anlayışı içselleştirmesi gerektiğini belirtti. Akıncı, “Bir Kıbrıslı Türk’ün, dönüşümlü olsa da, ortaklık cumhuriyetinin cumhurbaşkanı olabileceğini artık hazmetmeleri lazım. Biz çoktan hazmettik. Eğer bu hazım karşılıklı olursa ve hazımsızlıklarını giderebilirlerse herkesin ‘bunu halkımıza seve seve takdim edebiliriz’ diyebileceği bir ortak payda yaratmak mümkün olabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, KKTC’nin 33. kuruluş yıldönümü kutlamaları nedeniyle adada bulunan TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ve Türkiye Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’i kabul etti.

Kabulde, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Gürdal Hüdaoğlu ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Cenk Gürçağ da hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kasırga ve Türkeş’i kabulde yaptığı konuşmada, bu özel günde Türkiye’nin en önemli kurumlarının temsilcilerinin aralarında bulunmasından duyduğu mutluluğu bir kez daha yinelemek istediğini söyledi.

Akıncı, “33. yılda yine birlikte olduk. Sizlerle işbirliği, dayanışma ve istişare içinde müzakere yürütüyoruz. Bizim de temennimiz, sizin gibi, bu 50 yıllık sorunu tarihe gömmektir” dedi.

Yeni işbirliği olanakları yaratmanın önemine vurgu yapan Akıncı, bölgede düşmanlıktan kimsenin kazanacağı bir şey olmadığını ancak dostluktan tüm tarafların kazanacağı çok şey olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şöyle devam etti:

“Tabi bunu yapabilmek için dengeli yaklaşımlar gerekir. Biz, öyle inanıyorum ki, yapabileceğimizin azamisini yaparak, bunu gösteriyoruz. Geçmişte de bu böyleydi, şimdi de böyledir. Hep çözüm arayan, isteyen, zorlayan taraf olduk. Yine aynı noktadayız. Ancak artık onların da bizim bu adımlarımıza karşılık vermesinin zamanıdır. Bu son derece önemlidir. Dengeli bir anlaşma için bu şarttır. Kaçınılmazdır.”

Maksimalist davranmayıp, makul, ölçülü ve dengeli davranış ve taleplerle bu işlerin çözümlenebileceğini kaydeden Akıncı, Güney Kıbrıs’ta bazı çevrelere hakim olan “İşte bu adanın tamamı bizimdi, Kıbrıs Türkler de sayıca çok az, onlara azınlık hakları verelim” yönündeki düşüncenin sakıncalarına dikkat çekti.

Akıncı, kilisenin başını çektiği bu tip yaklaşımlara Rum liderliğinin prim vermemesi ve federal anlayışın içselleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Bir Kıbrıslı Türk’ün, dönüşümlü olsa da, ortaklık cumhuriyetinin cumhurbaşkanı olabileceğini artık hazmetmeleri lazım. Biz çoktan hazmettik. Eğer bu hazım karşılıklı olursa ve hazımsızlıklarını giderebilirlerse herkesin ‘bunu halkımıza seve seve takdim edebiliriz’ diyebileceği bir ortak payda yaratmak mümkün olabilir. Bunu göreceğiz önümüzdeki pazardan itibaren. Temenni ederim ki bizim attığımız adımlara onlar da karşılık versinler. Çünkü şimdi deniyor ki Kıbrıs Türk tarafı bir açılım yaptı. Eğer öyleyse ki öyledir. Şimdi sıra onlarda. Onların bu adımlarını görmemiz lazım. Ve dengeli bir anlaşmaya yol almamız lazım.

15 Temmuz darbe girişimine de değinen Akıncı, yaralarını sarma çabaların sürdüren Türkiye’nin bir daha öyle bir darbe yaşanmaması çabalarını izlediklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Temennimiz bir daha böyle bir durum vuku bulmasın; Türkiye, Atatürk’ün de öngördüğü şekilde, çağdaş, demokratik, laik bir devlet olma yolunda kazanımlarını artırarak gelişerek büyüsün. Güçlü bir Türkiye, demokratik bir Türkiye KKTC’nin de en büyük güçlerinden biridir” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga da konuşmasında, cumhuriyet kutlamalarında yer almak ve Kıbrıs Türkü’nün yanında olmaktan son derece mutlu olduğunu söyledi. TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selam ve saygılarını getirdiğini kaydeden Kasırga, “Kendileri burada olmayı arzularlardı ancak gündem malum yoğun. O nedenle bizleri görevlendirdiler” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün bu gururlu gününde, elde edilen başarıların arkasındaki büyük kahramanlıkların olduğunun herkes tarafından bilindiğini kaydeden Kasırga, KKTC’nin, bugün geldiği nokta itibarıyla, hedefine emin adımlarla ilerlediğini görmekten çok mutlu olduklarını söyledi.

Kasırga, yürütülen görüşmelerin, çözüm arayışlarının başarıyla sonuçlanmasını temenni ettiklerini belirtti.



Hüseyin Özgürgün, Fahri Kasırga ve Tuğrul Türkeş’i kabul etti



Başbakan Hüseyin Özgürgün, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin elini bir anlaşma için uzatmış durumda olduğunu kaydederek, “Bu eli tuttukları takdirde Kıbrıs’ta bir anlaşmanın çok rahat şekilde yapılabileceği bellidir” dedi.

Özgürgün, KKTC’nin 33’üncü kuruluş yıldönümü kapsamında KKTC’ye gelen Türkiye Cumhuriyeti (TC) Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ile TC Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga’yı kabul etti. Görüşmede TC'nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da hazır bulundu.

Kabulde ilk sözü alan Kasırga, Kıbrıs Türk halkının Cumhuriyet Bayramını kutlayarak, “Burada olmaktan onur duyduk” dedi.

Kasırga, KKTC’ye Türk halkından ve TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan selam getirdiklerini de söyleyerek, “Daha güzel ve kalkınmış günlerde de birlikte olmayı arzu ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin her zaman KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu ve olacağını belirten Kasırga, burasını kendi ülkelerinden ayrı tutmadıklarını söyledi.

Çözüm sürecinin de olumlu sonuçlanmasını temenni ettiklerini dile getiren Kasırga, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir barış sağlanması dileklerini yineledi.

Kasırga’dan sonra söz alan TC Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, KKTC’nin kuruluş yıldönümü etkinliklerine katılmaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Buradaki güzel havayı birlikte teneffüs etmekten mutluyuz” dedi.

KKTC’ye Türk hükümetinin muhabbet, sevgi ve başarı dileklerini gerdiklerini söyleyen Türkeş, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile görüşmelerine de değindi.

Akıncı’nın Türkiye’nin sürece desteğini moral ve motivasyon kaynağı olarak gördüğünü ve bunu duymaktan memnun olduklarını ifade eden Türkeş, süreçle ilgili de değerlendirme yaptı.

Rum tarafının kafasının net olmadığını söyleyen Türkeş, “Umuyor ve diliyoruz ki Rum tarafının kafası netleşir, adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılır” dedi.

Kıbrıs’ta bir çözüm tesis edilsin edilmesin, KKTC’de huzur içinde demokrasiyi yaşatan bir yönetim oluşturulduğunu vurgulayan Türkeş, “KKTC, Ortadoğu’da kan ve gözyaşı olmayan belki de tek örnektir. Sizi kutluyor, bundan kıvanç duyuyoruz” ifadesine yer verdi.

Başbakan Hüseyin Özgürgün ile Türk hükümetinden yetkililerin KKTC’ye ziyaretinden her zaman güç ve moral aldıklarını söyledi.

Kıbrıs Türk halkının KKTC kurulmadan önce büyük mücadeleler verdiğini ifade eden Başbakan, Türkiye’nin her zaman Kıbrıslı Türklerin yanında olduğunu kaydetti.

Özgürgün, KKTC’nin ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda aldığı yola da işaret ederek, “İstikrarsız bir bölgede önemli istikrar unsuru olarak Kıbrıs Türk halkı demokrasiye sıkı sıkı sarıldı” dedi.

Türk tarafının Kıbrıs’ta bir anlaşma sağlanmasından yana olduğunu ve bunu her zaman oraya koyduğunu da dile getiren Başbakan Özgürgün, Kıbrıslı Türklerin bu ortaklıkta güçlü bir devletle yer alabileceğini her zaman söylediklerini ancak müzakerelerin Rum tarafının tavrı yüzünden sonuçlanamadığını belirtti.

Kıbrıs Türk tarafının olumlu adımlarla ve Türkiye’nin desteğiyle hareket ettiğini de söyleyen Özgürgün, “Rum tarafı ve Yunanistan bugüne Kıbrıs konusundaki açılımlarıyla değil, red cevaplarıyla geldi. Ümit ederiz ki bakışları olumlu olur ve Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılır. KKTC de bu anlaşmanın eşit kurucu ortağı olur” dedi.

Başbakan Özgürgün, Türkiye’nin ülkedeki etkin ve fiili garantisinin altının kırmızı ve en kalın çizgiyle çizildiğini kaydederek, eşitlik ve iki kesimlilik vurgusunda bulundu.

“Anavatanın buradaki varlığına tahammül edemeyen Yunan ve Rum ikilisi var” diyen Özgürgün, ne Kıbrıs Türk halkının ne de Türkiye’nin Rum tarafını ve Yunanistan’ı beklemeye tahammülü kalmadığını söyledi.

Rum tarafının ve Yunanistan’ın Kıbrıslı Türkleri eşit ortak görmesi halinde Kıbrıs’ta bir anlaşmanın yakın olacağını da söyleyen Başbakan Özgürgün, “Anavatan Türkiye’nin de, bizim elimiz de bir anlaşma için uzanmış durumdadır. Bu eli tuttukları takdirde Kıbrıs’ta bir anlaşmanın çok rahat şekilde yapılabileceği bellidir” dedi.

Özgürgün, KKTC halkı ve hükümeti adına Türkiye’ye ve Türkiye’deki hükümet yetkililerine selam ve sevgilerini gönderdiklerini belirtti.



TC Başbakanı Yıldırım: “Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını geriye götürecek hiçbir çözüm kabul edilemez"



AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Kıbrıs Türkü’nün haklarını geriye götürecek, adil temsil haklarına zarar verecek çözümün kabul edilemez olduğunu söyledi.

Yıldırım, “Kıbrıs'ta iki taraflı dönüşümlü başkanlığı içeren, adil paylaşımlı bir çözümü biz de çok arzu ediyoruz. Kıbrıs'ta geçmişte yaşanan olayların bir daha olmaması için Türkiye'nin etkin garantisi aynen devam etmelidir" dedi.

Yıldırım, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, KKTC’nin 33. Kuruluş yıldönümü dolayısıyla "Bütün Kıbrıslı kardeşlerinin bu güzel gününü kutladığını, coşkularını anavatan olarak paylaştığını" söyledi.

Türkiye'nin her zaman Kıbrıs'ın yanında olduğunu ve yanında olmaya devam edeceğini dile getiren Yıldırım, Kıbrıs'ın siyasi, ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlamaya yönelik her türlü katkıyı, hassasiyeti sürdüreceklerini bildirdi.

Yıldırım, bugünlerde Kıbrıs'ta müzakerelerin devam ettiğine dikkati çekerek, bu müzakerelerin amacının adada yıllardır devam eden haksızlıkların sona erdirilmesi olduğunu vurguladı. Kıbrıs Rum tarafının, adanın tamamını temsil ettiğini, KKTC'ye bu anlamda ambargo uygulandığını ifade eden Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu müzakerelerin amacının, bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu görüşmelerden ümit ederiz ki hayırlı bir sonuç çıkar. Sonuç ne olursa olsun Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını geriye götürecek, adil temsil haklarına zarar verecek hiçbir çözüm asla ve asla kabul edilemez. Kıbrıs'ta iki taraflı dönüşümlü başkanlığı içeren, adil paylaşımlı bir çözümü biz de çok arzu ediyoruz. Tabiatıyla Kıbrıs'ta geçmişte yaşanan olayların bir daha olmaması için Türkiye'nin etkin garantisi aynen devam etmelidir. Bu konuda farklı alternatifler ortaya sürenler asla ve asla yanılgı içinde olmasınlar. Çünkü 1974'te, 1960'lı yıllarda yaşananları hepimiz biliyoruz. Ümit ederiz ki bu görüşmeler iki tarafı da memnun edecek şekilde bir sonuca bağlanır."



Türkeş: “Türkiye birleşik bir Kıbrıs’ı ezelden beri destekliyor”



Türkiye Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin “Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesinin, çelikleşmiş iradesinin en yüce sembolü” olduğunu vurguladı. Türkeş, “Kıbrıs Türklerinin meşru haklarının daha geç olmadan teslim edilmesi, başta hava ve deniz ulaşımı olmak üzere tüm ambargoların kaldırılması, modern dünyanın ve çağdaş Avrupa’nın bir parçası olan KKTC’nin diğer tüm Avrupa ülkelerine tanınan haklardan eşit şekilde yararlanması” temennisinde bulundu.

Türkeş, Kıbrıs’ta çözümü isteyenin, masada kalarak barış için çözüm için direten Kıbrıs Türk halkının olduğunu, dünyanın bu gerçeği görmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin birleşik bir Kıbrıs’ı ezelden beri desteklediğini” söyledi ve “Kıbrıs’ta çözüm mümkündür. Dileğimiz; Kıbrıs’ta nihai barışın sağlanması, sizlerin meşru haklarının teslim edildiği bir anlaşmaya imza atılmasıdır” dedi.

Kıbrıs’ta kalıcı bir barışın önünde hiçbir zaman engel olmadığını gerek referandumda gerekse müzakere masasında çözümcü duruşuyla gösteren KKTC’nin maruz bırakıldığı haksız tecride rağmen sosyal ve ekonomik alanda büyümeye devam ettiğini, hem turizm hem de eğitim merkezi kimliğini kazandığına işaret eden Türkeş, KKTC’nin gelecekte özellikle enerji kaynakları ve bölgesel enerji hatları konusunda da taşıyacağı önemin ortada olduğunu vurguladı.

Türkeş, 20 Kasım’dan itibaren devam edecek Kıbrıs görüşmelerinde; “farklılıklar değil, ortaklıkların öne çıkarılması gerektiğine de” işaret ederek, “Çift bölgeli, çift toplumlu, eşit kurucu hakların yer aldığı Birleşik bir Kıbrıs, hem adada yaşayan sizlerin hem de bütün bölge ülkeleriyle AB’nin lehindedir. Ancak süreçten çıkacak sonuç ne olursa olsun; KKTC’ye, Kıbrıs Türk halkına yönelik Türkiye’nin desteğinin her şart altında devam edeceğinin bilinmesini isteriz” diye konuştu.

Türkiye Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, KKTC’nin 33. kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmada, kutlama törenlerine katılmaktan ve Kıbrıs Türk halkının bu onurlu gününde yanında olmaktan duyduğu büyük mutluluğu dile getirdi.

Türkeş, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım ve Türk halkının selam ve sevgilerini ileterek başladığı konuşmasında; “Yeşil ada” olarak bilinen Kıbrıs adasının bugün yine tarihi günlerinden birini yaşadığına işaret etti.

Türkeş, Akdeniz’in incisi bu güzel adanın, 1974 koşullarına gelindiğinde Kıbrıs Türkleri için karanlık, kasvetli, sıkıntılı günler yaşandığını, Kıbrıs Türk halkının varlık mücadelesi verdiğini, yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını anlattı.

“İşte bu hiçbir zaman temenni etmediğimiz sıkıntılı dönemde uluslararası meşruiyeti olan bir barış harekatı ile yardıma koşuldu, Kıbrıs Türkü Anavatan Türkiye’nin hep yanında olduğunu ve yok edilmesine izin vermeyeceğini bir kez daha size kastetmeye çalışanlara gösterdi” diyen Türkeş, bundan sonraki sürecin ise ayrı bir başarı öyküsü olduğunu kaydetti.

Türkeş, başka bir çıkar yol kalmaması üzerine 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu belirterek, o gün ilan edilen devletin bugün 33 yaşında genç bir delikanlı olduğunu, sadece bir devlet değil Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesinin çelik leşmiş iradesinin en yüce sembolü olduğunu vurguladı.

KKTC’nin kuruluşu ile dünyaya; burada iki toplumun var olduğunun ilan edildiğini ve bu gerçeği kabul etmeyenlere en güzel cevabın verildiğini belirten Türkeş, şöyle devam etti:

“33 yıl önceki bu gelişme ortaya yüzü batıya dönük, muasır medeniyet seviyesini hedefleyen, demokratik, laik bir hukuk devletinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Kıbrıs Türk toplumu KKTC ile varlıklarını temsil etme, haklarını meşru şekilde arama imkanı bulabilmiştir. Kuruluşundan bu yana sadece 33 yıl geçmesine rağmen demokratik geleneklerini sağlam temellere oturtan, kendi meclisine ve bürokratik kurumlarına sahip olan KKTC, maruz bırakıldığı haksız tecride rağmen sosyal ve ekonomik alanda da büyümeye devam etmektedir.

33 yılda gelinen noktada KKTC hem bir turizm hem bir eğitim merkezi kimliğini kazandı. Bugün dünyanın dört bir yanından eğitim için gençlerin tercihinin KKTC olması ve haksız tecrit ve ekonomik ambargolara rağmen turistlerin KKTC’ye duyarsız kalmaması bunun en güzel kanıtıdır.”

Gelecekte özellikle enerji kaynakları ve bölgesel enerji hatları konusunda da KKTC’nin taşıyacağı önemin ortada olduğunu vurgulayan Türkeş, “Dileğimiz; Kıbrıs Türklerinin meşru hakları daha geç olmadan teslim edilsin” dedi.

Türkeş, “Başta hava ve deniz ulaşımı olmak üzere tüm ambargolar kaldırılsın, modern dünyanın ve çağdaş Avrupa’nın bir parçası olan KKTC’nin diğer tüm Avrupa ülkelerine tanınan haklardan eşit şekilde yararlanması” temennisinde de bulundu.

Bunun; Kıbrıs Türk halkının hiçbir şarta başvurmadan hakkı olduğunu vurgulayan Türkeş, bugün 33. yaşını kutlayan KKTC’nin varlığının, kalıcı bir barışın önünde hiçbir zaman engel olmadığını, KKTC’yi oluşturan halkın gerek daha önce halkoyuna götürülen anlaşma metni konusunda gerekse görüşmelerde daima çözümden yana tavrını koyduğunu vurguladı.

Türkeş, bugün de ABD’de başlayan ve İsviçre’de devam eden görüşmelerde barıştan ve çözümden yana olan, bunun için çaba gösteren tarafın yine KKTC olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Çözümü isteyen, masada kalarak barış için çözüm için direten sizlersiniz. Dünyanın bu gerçeği görmesi gerekir.

Anavatan Türkiye olarak Kıbrıs Türklerinin bir azınlık değil, kurucu unsur ve eşit haklara sahip bir toplum olarak yer alacağı birleşik bir Kıbrıs’ı ezelden beri destekliyoruz.

BM himayesinde süren görüşmelerin her iki tarafı da tatmin edecek bir sonuca ulaşması hepimizin ortak dileğidir. Bu konuda gösterilen çabayı takdirle izliyor Kıbrıs Türk halkına desteğimizi sürdürüyoruz.

Kıbrıs’ta çözüm mümkündür. Bunun geçmişte örneği yaşanmıştır ve yine gerçekleştirilebilir. Bunun için BM’nin ve garantör ülkelerin yanı sıra Kıbrıs’ın güneyinde yaşayan halkın desteği de önemlidir.

Dileğimiz; Kıbrıs’ta nihai barışın sağlanması, sizlerin meşru haklarının teslim edildiği bir anlaşmaya imza atılmasıdır. 20 Kasım’da itibaren devam edecek görüşmelerden çıkmasını arzu ettiğimiz sonuç budur.

Farklılıklar değil, ortaklıklar öne çıkarılmalıdır. Çift bölgeli, çift toplumlu, eşit kurucu hakların yer aldığı Birleşik bir Kıbrıs, hem adada yaşayan sizlerin hem de bütün bölge ülkeleriyle AB’nin lehindedir.”

Tuğrul Türkeş, “süreçten çıkacak sonuç ne olursa olsun; KKTC’ye, Kıbrıs Türk halkına yönelik Türkiye’nin desteğinin her şart altında devam edeceğinin bilinmesini” istedi.

Kıbrıs’a Anavatan’dan su ulaştırılmasının ardından, elektriğin de ulaştırılması için çerçeve anlaşmasının imzalandığını belirten Türkeş, su çalışmalarında olduğu gibi elektriğin iletimiyle ilgili çalışmaların da çok kısa sürede tamamlanmasını hedeflediklerini söyledi.

Türkeş, Kıbrıs Türk halkının gerek adanın gelecekte ortaya çıkacak doğal kaynakları gerekse mevcut imkânlarından eşit şekilde yararlanması gerektiğine dikkat çekerek, “Kıbrıs Türkü hak ettiği şekilde uluslararası arenada temsil edilmeli, bu yolda herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” dedi.

KKTC’nin çözüm adına attığı cesur adımları da kutlayan Türkeş, hangi model altında olursa olsun ebediyete kadar desteklerinin süreceğini, Kıbrıs Türk halkının haklı davasında hep yanında olacaklarını vurguladı.

Türkeş, mutlu, refah düzeyi yüksek bir Kıbrıs kurulması için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini belirterek, bunu sadece bir Başbakan Yardımcısı olarak değil “aileden biri” olarak da söylediğini kaydetti.

Başta Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş olmak üzere Kıbrıs Türklerinin varlık mücadelesinde emeği geçen herkesi, tüm şehitleri rahmetle, gazileri şükranla anan Türkeş, “Kıbrıs Türklerinin varlığının teminatı” olarak nitelendirdiği KKTC’nin 33. Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.



Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, anıt mezarının temeli atıldı



Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın, müzenin de yer alacağı anıt mezarının temeli dün atıldı.

Denktaş ailesinin, devlet ve hükümet yetkilileriyle Türkiye’den konukların ve vatandaşların katıldığı temel atma töreninde sırasıyla; TC Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Başbakan Hüseyin Özgürgün ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından Denktaş ailesi, devlet ve hükümet yetkilileriyle Türkiye’den gelmiş olan devlet yetkilileri anıt mezar ve müzenin temelini attı.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 565
Bugün Tekil 447
Toplam Tekil 1983033
IP 54.167.44.32






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































22 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.001 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu