BASIN BÜLTENİ Akıncı, Özgürgün ve Denktaş’ı kabul etti - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Ara�t�rmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı, Özgürgün ve Denktaş’ı kabul etti
Tarih: 02.11.2016 > Kaç kez okundu? 451

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Başbakan Hüseyin Özgürgün ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile yaptığı toplantı tamamlandı.

Kıbrıs müzakere süreci, İsviçre’de yapılacak görüşme ve iç konuların görüşüldüğü toplantı yaklaşık 2,5 saat sürdü.

Görüşmenin ardından basına açıklama yapılmadı.



Ertuğruloğlu: “Türkiye gerektiğinde müdahale edebilmeli”



Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu “1960 garanti sistemi aynen korunması gerekir” demediklerini ancak garanti sisteminde aradıkları tek özelliğin, gerektiği takdirde Türkiye’nin müdahale edebilmesi olduğunu dile getirdi.

Dün gerçekleşen Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşan Ertuğruloğlu, bu özelliği taşımayan hiçbir sistemi kabul edemeyeceklerini anlattı. Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyi kararına bağlı bir sistemin de kabul edilebilir olmadığını ifade etti.

Ertuğruloğlu, garanti sisteminin günün koşullarına göre revize edilebileceğini ancak Türkiye’nin gerektiği takdirde tek taraflı müdahale hakkının mutlaka olması gerektiğini belirtti.

Rum tarafının Türk askerinin adadaki varlığından korktuğunu ileri sürdüğünü dile getiren Ertuğruloğlu, 1974’te Türk askerinin adaya gelmesinin nedeninin yine Rumlar olduğuna işaret etti.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Rumlar Türkiye’nin garantörlüğünden hala rahatsızsa bunun yine 1963’teki gibi bir hareket içerisine girme hedefinde olduklarını gösterebileceğini anlattı.

1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğinin kısıtlamış bir devlet olduğunu dile getiren Tahsin Ertuğruloğlu, buna Türkiye ve Yunanistan’ın ikisinin birden içinde olmadığı bir oluşuma üye olunamaması şartını örnek gösterdi.

Kıbrıs Türk halkının güvenliği talep edilirken Rum halkına güvensizlik yaratılmasının amaçlanmadığına işaret eden Ertuğruloğlu, “Bizim Rum halkının güvenliğini sarsmaya yönelik bir politikamız mı var?” diye sordu.

Ertuğruloğlu, tam tersine Kıbrıs’ta yaşananların Rum halkının Kıbrıslı Türklerin güvenliğini bozacak politikalarından kaynaklandığını dile getirdi.

Amaçlarının Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin yeniden tehdit altına girmemesini sağlamak olduğunu anlatan Ertuğruloğlu, Atatürk’ün Anzaklara yazdığı yazıyla Kıbrıs’taki durum arasında büyük fark olduğunu anlattı.

Kıbrıs Türkü’nün barışsever bir halk olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, “Biz bu adanın iki eşit sahibi olduğunu savunuyoruz” diyerek Kıbrıs Türkü’nü bir Helen adasında azınlık haline düşürmek isteyen Rumları iyi okumak gerektiğini, bu analizi yapmanın barışa karşı olmak anlamına gelmediğini dile getirdi.



Ertuğ ve Olgun: “Kıbrıs Türk tarafı İsviçre’de harita ve rakamlar konusunda elini açarsa Rum tarafına gereksiz ve tek yanlı taviz vermiş olacak”



Eski görüşmeciler Osman Ertuğ ile Ergün Olgun, Kıbrıs Türk tarafının, karmaşık ve belirsiz tablo karşısında, İsviçre'de harita ve rakamlar konusunda elini açtığı takdirde, Kıbrıs Rum tarafına gereksiz ve tek yanlı bir taviz vermiş olacağını, son derece dengesiz ve risklerle dolu bir ortama kapıyı açmış olacağını iddia etti.

Ertuğ ile Olgun, “On yıllar süren çetin müzakereler sonucu ortaya çıkan temel prensip, parametre ve kazanımlarımızdan, "yaratıcılık" veya "imaj" adına, burada veya başka bir ülkede taviz verilmesini doğru bulmadıklarını” ifade etti.

Eski görüşmeciler Osman Ertuğ ile Ergün Olgun, iki liderin, BM Genel Sekreteri'nin gözetiminde 7-11 Kasım tarihleri arasında İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında görüşmesi arifesinde bazı düşünce ve değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmayı uygun ve gerekli gördüklerini belirten ortak yazılı açıklama yaptı.

Ortak açıklamada, planlanan görüşmenin toprak başlığına odaklanacağının BM tarafından açıklandığı ve bu çerçevede ilk kez harita ve rakamların da konuşulacağın belirtildiğine dikkat çekilerek, “Aslında, süreci Kıbrıs dışına, İsviçre'ye taşımanın amacının, toprak konusunu görüşmek ve bu yapılırken sızmaları önlemek olduğu Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı tarafından da daha önce açıklanmıştı. Son aşamada görüşüleceği hususunda taraflar arasında mutabakat bulunan bu konu, ancak Güvenlik ve Garantiler başlığıyla bağlantılı olarak ve ondan hemen önce ele alınabilecek bir konudur” denildi.

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın, İsviçre'deki görüşmeyi "sondan bir önceki adım" olarak nitelediğine, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Burcu’nun ise Güvenlik ve Garantiler başlığının görüşüleceği 5'li toplantı konusunda mutabakat olmadan harita ve rakamların görüşülmeyeceğini açıkladığına dikkat çekilerek Kıbrıs Rum tarafının 5'li toplantıyı kabul etmediğinin açık olduğu kaydedildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bu karmaşık ve belirsiz tablo karşısında, Kıbrıs Türk tarafı İsviçre'de harita ve rakamlar konusunda elini açtığı takdirde, Kıbrıs Rum tarafına gereksiz ve tek yanlı bir taviz vermiş olacak, son derece dengesiz ve risklerle dolu bir ortama kapıyı açmış olacaktır.

Daha baştan beri, yani 1977 Doruk Antlaşması'ndan bu yana, toprak ve güvenlik konuları birbiriyle bağlantılı olmuştur. Kaldı ki, 11 Şubat 2014 tarihli Ortak Açıklama ‘da, tüm konuların birbiriyle bağlantılı olarak ele alınacağı belirtilmektedir.

Nitekim Kıbrıs Rum tarafı, mülkiyet başlığının toprak ayarlamaları başlığıyla birlikte ele alınması konusunda ısrar etmiş, Rum Sözcü Hristodulides daha geçtiğimiz hafta sonu yaptığı açıklamada "toprak görüşülmeden mülkiyet kapatılamaz" demiştir. Rum tarafının toprak konusuyla siyasi/ekonomik/fiziki güvenlik konuları arasındaki ilişkiyi reddeden duruşuna kararlılıkla karşı çıkılmalıdır.”

Uluslararası basın ve Kıbrıs Rum basınında çeşitli haritalar yayınlanmakta, KKTC'deki köy ve yerleşim birimlerinin isimleri ve yüzdelikler verilerek, İsviçre öncesi bu konuda çeşitli algılar yaratılmaya çalışıldığına dikkat çekilen Ertuğ ile Olgun’un açıklamasında, bunları Kıbrıs Rum tarafının resmi kaynaklarından bağımsız, salt "spekülatif" haberler olduğunu varsaymanın mümkün olmadığı dile getirildi.

Basın yoluyla manipülatif haberler yayınlayarak görüşmelerin sonucunu etkilemeye çalışmanın baştan beri Kıbrıs Rum tarafının uyguladığı bir taktik olduğu, bu yayınların Kıbrıs Türk halkını tedirgin ettiği ifade edilen açıklama şöyle devam etti:

“Aldığımız bazı duyumlar, bu konuda yapılan yayınların en azından bir bölümünün doğru olduğuna işaret etmektedir. Örneğin, Kıbrıs Rum tarafının "kırmızı çizgisi" olarak ısrarla üzerinde durduğu Güzelyurt ve Karpaz'ın kendilerine verilmesi konusunda bir "orta yol" olarak Kıbrıs Türk tarafının bu ve hatta başka bazı bölgelere "özel bölge" veya "federal bölge" statüsü verilmesini kabul ettiğine dair duyumlar alınmaktadır.

Hal böyle ise, bu, en temel ilkelerden birisi olan iki kesimlilik ilkesine aykırı ve son derece sakıncalı bir durumdur. Birleşmiş Milletler'in olası bir çözümü "toprak açısından iki kesimli, anayasal açıdan iki toplumlu" federal bir yapı olarak tanımladığı unutulmamalıdır.

Diğer yandan, Kıbrıs Türk tarafının, "yasal ikamet" ve "oturma hakkı" adı altında Kuzey'e dönecek Rumlara daha geniş özgürlükler tanımak suretiyle vereceği toprak miktarını daha sınırlı tutmayı öngördüğü belirtilmektedir. Hangi isim veya etiket altında olursa olsun, olası bir anlaşmada Kuzey'e dönecek Rumların sayısının Kıbrıs Türk Kurucu Devleti'nde Kıbrıslı Türklerin "sarih çoğunluğu" parametresini zedelememesi gerekir. Bilindiği gibi, aynı "sarih çoğunluk" parametresi mülkiyet konusunda da geçerlidir. Aksi takdirde, iki kesimlilik diye bir prensipten bahsetmek mümkün değildir”.

Olası bir uzlaşının temel parametrelerinden olan siyasi eşitlik ilkesinin gözetilmesi ve pratikte uygulanmasının yaşamsal önem arz ettiği vurgulanan Ertuğ ile Olgun’un ortak açıklamasında, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da dönüşümlü başkanlığın ve ortak karar alma mekanizmalarında iki ortağın etkin katılım ve temsiliyetinin sürekli altını çizdiğine işaret edildi.

Olgun ve Ertuğ, beklentilerinin aynı hassasiyetle yeni federal devletin ortaya çıkmasında her iki kurucu devletin meşruiyetlerinin ve geçmiş icraatlarının meşruluğunun gözetilmesi; yeni devletin münhasıran Rum tarafının işgali altındaki Kıbrıs Cumhuriyeti temelinde kurulmasına yönelik Rum pozisyonuna zemin kazandırılmaması; iki kurucu devletin eşit statüsünün gözetilmesi; gerçekleştirilecek düzenlemelerden gerekli olanlara birincil hukuk statüsü kazandırılması ve Kuzey Kıbrıs ekonomisinin rekabet edebilirliğine yönelik AB uyum çalışmalarının tamamlanabilmesi için yeterli geçiş dönemlerine yer verilmesi olduğunu vurguladılar.

Ertuğ ve Olgun, adayı bu noktaya getiren olayları Türk tarafının başlatmadığını ve çözümsüzlüğü yıllar boyu sürdürenin Kıbrıs Türk tarafı olmadığını uluslararası toplumun iyi bilmekte olduğunu, Rum toplumu içinde gerçeği söyleme cesareti gösteren saygın çevrelerin de bunu teyit ettiğini ifade ettiler.

Açıklamada, “Yaşadığımız yakın tarih, Kıbrıs Rum toplumu içinde devam eden Türk düşmanlığı, insanlarımıza Güney'de yapılan saldırılar ve bölgemizde yaşanmakta olan savaş ve insanlık trajedileri, güvenlik konusunda ne kadar hassas ve dikkatli olmamız gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kıbrıslı Türklerin güvenliğinin üçüncü çevrelerin sağlayacağı kâğıt üstünde garantilerle değil, etkinliği somut olarak kanıtlanmış olan ana vatan Türkiye'nin etkin ve fiili garantisiyle sağlanabileceği yadsınmaz bir gerçektir. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve heyetinin bütün bunların bilinci içerisinde hareket edeceği inancıyla kendilerine bu zor görevde başarılar dileriz” ifadeleri yer aldı.



Çavuşoğlu, Kocias ile Kıbrıs konusunu da görüştü



TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesindeKıbrıs konusunu da görüştü.

AA’nın diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, Kocias'ın talebiyle gerçekleşen görüşmede, ikili ilişkiler ve Kıbrıs'ta devam eden kapsamlı müzakere süreci hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.



Müzakereciler bir araya geldi



Kıbrıs sorununa çözüm bulma amacıyla sürdürülen müzakereler çerçevesinde dün tarafların müzakerecileri bir araya geldi.

Kıbrıslı Türk Müzakereci Özdil Nami ile Rum Yönetimi Müzakerecisi Andreas Mavroyannis ara bölgede görüştü.

Rum basınına göre, Mont Pelerin’de gerçekleşecek liderler görüşmesine yönelik ön hazırlıklar

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, bir süredir devam ettikleri yoğun müzakereleri, 7-11 Kasım tarihleri arasında İsviçre’de sürdürecek.



Vrang, Kıbrıs’taki dini liderlerle bir araya geldi



İsveç’in Lefkoşa Büyükelçisi Anna Olsson Vrang, Kıbrıs’taki dini liderlerle öğlen yemeğinde bir araya geldi.

İsveç Büyükelçilik rezidansında önceki gün yer alan yemekli toplantı, elçilik bünyesinde sürdürülen “Kıbrıs Barış Sürecinde Dini Yol Ofisi” çalışmaları kapsamında gerçekleştirildi.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Kıbrıs Barış Gücü Misyon (UNFICYP) Şefi Elizabeth Spehar yemeğin onur konuğuydu.

Spehar konuşmasında UNFICYP’in dini liderlerin adada din özgürlüğü, insan hakları ve barışa yönelik ortak çabalarına destek taahhüdünü vurguladı ve dini liderlerin yaptıklarını takdir edip değerli bulduğunu belirtti. Herkesin adada barış için aynı şeyi yapması gerektiğini dile getiren Spehar, dini liderlerin bu anlamda özel ve önemli bir rolü olduğunu ifade etti.

Dini Liderler de BM’ye Kıbrıs’ta barış için gösterdiği çabalara teşekkür ettiler; Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e İsviçre’de gerçekleştirecekleri görüşmelerde olumlu bir sonuç almaları için iyi dileklerini sundular.

İsveç Büyükelçisi Anna Olsson Vrang ise insan haklarını uygulamak ve güvence altına almanın barış ve güven inşa etmenin anahtarı olduğunu dile getirdi. Dini liderlerin çabalarını desteklemeye devam edeceklerini ifade eden Vrang, UNFICYP’e de verimli iş birliği için teşekkür etti.

“Kıbrıs Barış Sürecinde Dini Yol Ofisi”nin bugüne kadarki çalışma ve başarılarının değerlendirildiği toplantıda adadaki ibadet yerlerinin durumu da ele alındı. Toplantıda adada dini özgürlüklere bir insan hakkı olarak bakmaya yönelik bilgi, anlayış ve saygı eksikliğinden dolayı ofis tarafından yürütülen işlerde zorluklarla karşılaşıldığı da vurgulandı.



"Osmanlı Döneminde Kıbrıs" adlı uluslararası sempozyum kitap haline getirildi



Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) İlahiyat Fakültesi’nin Türk Tarih Kurumu ve Bağcılar Belediyesi ile birlikte YDÜ Büyük Kütüphanesi'nde düzenlediği “Osmanlı Döneminde Kıbrıs” üst başlıklı uluslararası sempozyum kitap haline getirildi.

“Osmanlı Döneminde Kıbrıs” adıyla çıkan eser, fakülte dekanı Prof. Dr. Mehmet Mahfuz Söylemez’in başkanlığını yaptığı ve onun yanı sıra YDÜ İlahiyat Fakültesi Dekanlığını da yürütmüş Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak ve arşiv görevlisi Halil Ortakçı’dan oluşan ekibin editörlüğünde, Bağcılar Belediyesi tarafından yayınlandı.

Kıbrıs tarihine dair yazıların yer aldığı eserde, Osmanlı Dönemi Kıbrıs’ında idari yapı, eğitim hayatı, ilim kültür yaşamı, Osmanlı vakıfları ve adanın siyasi tarihi hakkında bilgiler yer alıyor. Eserin KKTC ve Türkiye’deki büyük kütüphanelerde bulunduğu belirtildi.













Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı







Facebook





Twitter





YouTube





Website













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 15
Dün Tekil 565
Bugün Tekil 447
Toplam Tekil 1983033
IP 54.167.44.32






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:































































22 Rebiü'l-Evvel 1439
Aralık 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Yabancı kültürlere girmek demek, onun hakimiyetine girmek demektir.
(Mete'nin Oğlu)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.597 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu