BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Anastasiadis vardığımız mutabakattan geri adım attı” - TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi - http://www.turansam.org









BASIN BÜLTENİ Akıncı: “Anastasiadis vardığımız mutabakattan geri adım attı”
Tarih: 29.09.2016 > Kaç kez okundu? 447

Paylaş


Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, New York’a BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile görüşmeye gelirken Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’le verecekleri mesaj konusunda anlaştıklarını, ancak Anastasiadis’in Ulusal Konsey’in etkisi altında kaldığını ya da ret cephesinin şamatasından çekindiğini ve vardıkları mutabakat konusunda geri adım attığını söyledi.

New York’taki son gününde TAK muhabirine New York temaslarını değerlendiren Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile hem baş başa hem de üçlü görüşmede bir araya geldiğini; ayrıca ABD Başkan Yardımcı Joe Biden, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Müsteşar Feridun Sinirlioğlu ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile görüştüğünü hatırlattı.

Akıncı, bir yandan Ban ile görüşmeleri ve bir yandan da bu temaslarıyla yoğun bir hafta geçirdiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, üçlü görüşmede Kıbrıs Türk tarafının beklentilerinin ne ölçüde karşılandığı sorusu üzerine, New York’a mucizeler beklentisiyle gelmediğini Ercan’dayken ifade ettiğini hatırlattı ve “Buraya bir durum değerlendirmesi yapıp bundan sonraki yol haritasını belirlemek için geldik çünkü ortada sıkışık bir takvim olduğu belli. Bu takvim yılsonu itibarıyla bir takvimdir.

BM Genel Sekreteri Ban, yılsonu görevden ayrılıyor ve biz bu genel sekreterden sürece daha aktif katılımını bekliyoruz” dedi.

Akıncı, 2016 sonuna kadar bir çözümün iki tarafın da ortak hedefi olduğunu belirterek, Genel Sekreter’in kişisel takvimine de bakınca yılsonu hedefinin ortaya çıktığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs’ta bir çözümün 2017’ye sarkmasının sakıncalarını yineleyerek bu yılsonuna kadar bir çözüme ulaşmanın herkesin yararına olacağını vurguladı; “Bu bir doğal takvim olarak önümüzde duruyor” diye konuştu.

Yazılı açıklamaya yansımasa da herkesin kafasındaki zaman diliminin de zaten bu olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, üç aylık dönemin ara tarihlendirmelerini de yapabilmeyi arzuladıklarını; bunu istediklerini belirtti. Akıncı şöyle devam etti:

“Kilometre taşları da konulabilseydi çok daha iyi olacaktı. Ancak konulmamış olması gerçekleşmeyecek anlamında değildir. Biz bunun gerçekleşmesini istiyoruz çünkü çözüm istiyoruz.

Takvim istemek demek, bir işi planlamak ve sonuca götürmek demektir.

Dolayısıyla takvim isteğini bu şekilde ortaya koyan Kıbrıs Türk tarafı, çözüm isteğini de New York’ta BM zemininde bir kez daha en açık ve net şekilde kanıtlamıştır diye düşünüyorum.”

“Bu söylediklerinizden Kıbrıs’ta çözüm için atmosferin, konjonktürün uygun olduğunu düşündüğünüzü anlıyoruz” yorumu üzerine Cumhurbaşkanı Akıncı, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu konjonktür bence bir daha zor ele geçecek. Tarihsel bir fırsattan, önemli bir fırsat penceresinden bahsediyoruz. Bunu yitirmek hiç de iyi bir gelişme olmayacaktır. Çünkü bu fırsat kaçarsa, ben, ayrılığın daha da kökleşeceğini görebiliyorum. Federal çözüm için de bunun son deneme olduğunu düşünüyorum. Bizim yaş kuşağının son çabası olarak değerlendirdiğimi defalarca söyledim. Sadece o değil, federal çözüm arayışlarının da herhalde son denemesidir. Eğer bu olmazsa bir on yıl daha çözümsüz geçecek Kıbrıs’ta ayrılık çok daha kökleşmiş hale gelecek. Bu konjonktürde bu başarıyı elde eder ve Kıbrıs sorununu çözersek Doğu Akdeniz’deki doğal gaz yataklarının işbirliği içinde işletilmesi gündeme gelecek. Uzmanlar bunu net söylüyor. Doğal gazın Türkiye üzerinden pazarlanması en mantıklı, en ucuz ve en kısa yol olduğunu bütün uzmanlar söylüyor. İsrail ile Türkiye ilişkilerinin daha iyiye gittiğini düşününce, Kıbrıs sorununu da çözdüğümüz zaman bu bölgedeki doğal gazın Türkiye’ye hem Türkiye’nin hem de AB’nin ihtiyacı için gönderileceğini düşündüğümüzde bunun tüm tarafların kazançlı çıkacağı bir formül olduğu kendiliğinden ortaya çıkıyor.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’den KKTC’ye gelen suya işaret ederek, bir yandan doğal gaz, bir yandan su konusunda karşılıklı yarar üretecek yeni bir durum yaratılabileceğini kaydetti. Buna kabloyla elektrik konusunun da eklenebileceğini söyleyen Akıncı, İsrail gazının Türkiye üzerinden Yunanistan’a ulaştırılmasının çok daha mantıklı, ucuz ve hızlı olabileceğine dikkat çekti ve Doğu Akdeniz’deki işbirliğinin hem istikrar getireceğini, hem de bölgede yeni dinamikler yaratacağını ifade etti.

Akıncı, Kıbrıs’ta bir çözümün sadece Kıbrıs’ın kendi içinde ve iki toplumun yararına olmakla kalmayacağını, yansımalarının çok daha ötede kendini hissettireceğini; Türk-Yunan ilişkileri, Türkiye-AB ilişkilerine olumlu katkılar sağlayacağını, bölge için çok ihtiyaç duyulan güzel bir örnek yaratılmış olacağını anlattı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, adada bir çözümün Kıbrıs’ın boyutunun çok daha ötesinde olumluluklar içereceğini belirterek, bugünkü konjonktürün buna uygun olduğunu, bu fırsatın kaçırılmamasının da herkes için yararlı olacağını vurguladı.

Akıncı, New York sonrası müzakere sürecinin nasıl olacağı sorusunu yanıtlarken, yılsonuna kadar bir çözüm hedefi için adaya dönünce yoğun bir çalışma süreci ve “Toprak” başlığı için kamp formatında sürekli bir toplantı düzenine geçilmesi gerektiğini söyledi.

Ardından da adadaki taraflar ve garantör ülkelerin de katılımıyla beşli toplantıda güvenlik ve garantilerin sonuçlandırılmasına çalışılmasını istediklerini anlatan Akıncı, bunu yapabilirlerse teknik ayrıntıların daha sonra tamamlanabileceğini, halka, süreci iyice anlayabileceği bir zaman da ayrılacağını kaydetti.

Akıncı, bu yapılamazsa da nedenleriyle halka açıklanacağını ifade ederek “Ancak bu süreci yaşamamız lazım. Kıbrıs’ta Rum basınının abartılı ve spekülatif haberleriyle bu süreci zehirlemememiz, öldürmememiz lazım” diye konuştu.

Akıncı, çözüm isteyen Kıbrıslı Türklerin New York sonrası hayal kırıklığı yaşamasına gerek olmadığını, çünkü New York’ta sürecin bir aşamasının yaşandığını; BM Genel Sekreteri Ban’ın sürece kişisel katkı arzu ve kararlılığını ifade ettiğini; 2016 hedefinin bir kez daha vurgulandığını; uluslararası boyutla da ilgilendiğini ve bunun hem garantörlerin de katılacağı 5’li zirveyi hem de çözümün finansal boyutlarını kapsadığını anlattı.

“Dolayısıyla yapılan açıklamada hayal kırıklığı yaratacak bir unsur yoktur, bizim gördüğümüz eksiklik vardır” diyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Doğal takvim içinde ara kesitler de isimlendirilebilseydi çok daha iyi olurdu, bizim söylediğimiz budur. Rum tarafında 2004 Annan Planı’ndan kalma takvim fobisi maalesef vardır, bu konuda ne yazık ki rahatsızlıkları var” dedi. Rum tarafının hakemlik karşıtı tutumu da olduğunu belirten Akıncı, Kıbrıs Türk tarafının “hakemlik” talebi olmadığını açıkladı ve ifadelerin doğru kullanılması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, takvimlendirmenin ise çözüm isteğinin bir göstergesi olduğunu ve bundan çekinmeye gerek olmadığını kaydetti.

Güney Kıbrıs’taki çözüm karşıtı güçlerin tavrıyla ilgili yorumu istenen Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum tarafındaki bazı siyasi güçlerin iki toplumlu, iki kesimli federal çözüme karşı olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Çözüm yönündeki her gelişmeden ürkmeleri ve bazı kaygılara da sevinmeleri hep yaşadığımız durumlardır. Rum basınından gelen haberlerden, arzu ettiğimiz bir takvimlendirme olmamasından dolayı bir zafer algısı ya da söylemi olduğunu anlıyoruz. Bunu gerçekten anlamakta zorlanıyor insan. Çözüm istemeyen kesimlerin çözümü hızlandıracak bir takvime de karşı oldukları anlaşılır bir şeydir. Onlar Kıbrıs’ta maalesef hiçbir olumluluğu görmek istemiyor. Ancak bu tür zafer edaları hoş değildir. Şu uyarıyı yapmakta da yarar var: Gün gelir bu bir Pirus Zaferi şekline de dönüşebilir ve bunun sonuçlarından da kimse mutlu olmaz. Biz Kıbrıs’ta Sayın Anastasiadis’in de bazen ifade ettiği gibi tüm tarafların kazançlı çıkmasını istiyoruz. En başta iki toplumun… Kazananın ve kaybedenin olacağı değil, iki tarafın da kazanacağı bir çözüm. Anastasiadis de, biz de bunu seslendiriyoruz.

Dolayısıyla Kıbrıs Rum tarafınca federal çözüme karşı olan unsurların bu tür zafer çığlıkları çok dikkatli değerlendirilmelidir. Çünkü 2017 ucu açık ve istediğimiz planlamayı yapamadan, önce yoğunlaştırılmış, sonra üçlüde toprak ve beşlide güvenlik ve garantileri konuşacağımız bir formülasyonu yaratamadan olduğumuz yerde sayarak 2017’ye girersek, bu şamatayı çıkaranlar çok da sevinmesin, bu bir Pirus zaferi anlamına da gelebilir, bugün zafer diye addettikleri.”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, metodolojinin değişmesinden, Kıbrıs’a dönüp birkaç hafta içinde 4 başlıkta kalan konuları bitirip, toprak konusunu harita, yüzdelik ve yer isimleriyle birlikte farklı bir formatta ve sürekli bir düzende konuşmayı; ardından da beşli toplantıya gidilmesini anladıklarını söyledi.

Bunu bu yıl içinde başarı isteniyorsa yapmak gerektiğini; Rum tarafının da artık bunları seslendirmesini istediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Akıncı, BM Genel Sekreter Ban’la görüşmeye gelirken Anastasiadis’le “Dönüşte yoğun çalışıp ekim ortalarında 5’liye giden yolu açmak için işaret vereceğiz, eğer o noktaya gelemezsek de bunun teyidini yapmayacağız ama New York’ta Genel Sekreter’e beşli için artık hazırlıklara başlamasının mesajını vereceğiz ” şeklinde anlaştıklarını belirtti.

Ancak Anastasiadis’in Ulusal Konsey’in etkisi altında kaldığını ya da ret cephesinin şamatasından çekindiğini ve vardıkları mutabakat konusunda geri adım attığını belirten Akıncı, “Umarız ki Kıbrıs’ta bu geri adımlara bir son verilir ve çözüm için kararlılıkla yola devam edilir” dedi.

Akıncı, bir başka soruyu yanıtlarken ABD’nin de finansal katkı dahil çözüme katkı için ellerinden geleni yapmak istediğini belirterek “Ancak şu unutulmasın bu BM gözetiminde Kıbrıslıların bir sürecidir. Bunun dışında doğrudan müdahil olacak başka bir ülke yoktur. Garantörler de kendi alanlarıyla ilgili konularda dahil olacaklardır. Ancak dolaylı katkılar olabilir. Amerikan yönetiminin tavrı olumludur, yardımcı olmak istediklerini bizimle yaptıkları görüşmede de söylediler” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, garantilerle ilgili taraflar arasında henüz uzlaşma olmadığını ancak konunun konuşuluyor olmasının bile ileri bir adım olduğunu; bugüne kadarki “noktası virgülü bile değişmez” konumundan çıkıldığını, iki tarafı da memnun edecek bir formül arayışı başladığını vurguladı.

Akıncı, Türkiye ile Yunanistan’ın ilk kez bu konuyu konuştuğunu; Kocias ile Çavuşoğlu’nun önümüzdeki günlerde bu konuyu yine görüşeceğini kaydetti.

Güvenlik konusunda kendisinin halkın beklentisini seslendirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Halkımızdan aldığımız mesaj güvenliğini, Türkiye’nin garantisinde görmekte olduğudur” diye konuştu. Akıncı, bunu, bugünün 1960’ın koşullarının bugünden farkını göz önünde tutarak değerlendirdiklerini vurguladı ve “2016’da bulacağımız bir çözüm artık iki kesimli bir çözüm olacak. 1960’ta Kıbrıs Türk halkı adanın her tarafında dağınık şekilde yaşıyordu, Kıbrıslı Türklerin ayrı polis gücü yoktu. Şimdi, 2 kesimli bir coğrafya olacak ve bunun getirdiği niteliklere uygun bir güvenlik ve garanti sistemi oluşabilir. Ancak bu daha tartışmaya muhtaçtır” sözleriyle açıkladı.

“Federal Kıbrıs’ı savunan bir aday olarak Kıbrıslı Türk barış güçlerinin desteğiyle Cumhurbaşkanı seçilmiştiniz. Kendi hedefleriniz açısından hangi noktadasınız?” sorusuna karşılık da Akıncı, 16 ayda epey mesafe alındığını söyledi. Federal çözüm doğrultusunda bugüne kadar yapılanların hiçbirini çöpe atmadığını vurgulayan Akıncı, kendinden önceki Cumhurbaşkanlarının yaptıklarından yararlanacağını söyleyerek seçildiğini, gereğini de yaptığını belirtti.

Son 16 ayda birçok yeni uzlaşmalar da sağlandığını, o yüzden Genel Sekreter’in şimdiye kadar örneği olmayan bir ilerlemenin sağlandığını söylediğini kaydeden Akıncı, müzakere sürecinde takvim olmamasına sevinen değil, kaygılanan bir Rum kamuoyu görme isteğini ifade etti, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu kadar emeğin çöpe gitmesi yazıktır. Tarihi bir fırsat heba edilmiş olur. Diğer iki başlık tartışılmaya muhtaçtır. Onları da bu anlattığımız modalitelerde tartışırsak sonuca götürebiliriz diye düşünüyorum. Bunun aksini düşünmek istemiyorum. Ancak tabi ki bu tek taraflı bir olay olamaz. Bizim bu istekliliğimiz, kararlılığımız, takvimlemeye, planlamaya verdiğimiz önem hep çözüm arzumuzun göstergeleridir. Ve bu dünya kamuoyunun önünde bir kez daha kendini göstermiştir. Aynı tavrı Rum tarafından da bekliyoruz. Takvim olmamasına sevinen değil, kaygılanan bir Rum kamuoyu görmek istiyoruz.

‘Oh ne güzel takvim de yok ucu açık bu iş bitecek’ demenin ileride başka büyük pişmanlıklara yol açması mümkündür. Rumlar açısından da… Bunu çok iyi değerlendirmeleri gerekir. Zaman geç değildir, önümüzdeki üç ayı çok iyi değerlendirip Kıbrıs’ı kaderini değiştirebiliriz.”



Bakan Ertuğruloğlu Washington temaslarını sürdürüyor



Washington temaslarına devam eden Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu dün, ABD Kongresi Milletvekilleriyle ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Bakan Ertuğruloğlu bu bağlamda, Kongre Üyeleri Pete Sessions, Randy Weber, Steve Cohen ve Senato Üyesi Tom Udall ile ayrı ayrı görüştü.

Ertuğruloğlu, Milletvekillerine, Kıbrıs’taki son gelişmeleri anlatarak, müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, ayrıca, Hürriyet Gazetesi Washington Temsilcisi Tolga Tanış ile bir mülakat gerçekleştirdi.

Ertuğruloğlu, Turkish American Steering Committee (TASC) tarafından onuruna verilen akşam yemeğine de katıldı.



Ban, 2016 sonundan önce çözüm için taraflarla yakın çalışma kararlılığını teyit etti



BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, dün, New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı arayarak, 2016 yılı sonundan önce Kıbrıs’ta bir çözüm için iki tarafla yakın çalışma kararlılığını teyit etti ve çözüm sürecinin bundan sonraki aşaması hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Genel Sekreter, 2016 yılı sonundan önce adada kapsamlı bir çözüme ulaşma hedefi doğrultusunda iki tarafla yakınen çalışma kararlılığını yeniden teyit etti.

Akıncı ve Genel Sekreter, süreci yılsonundan önce sonuca taşıyabilmek için gerekli yöntemler hakkında fikir teatisinde bulundukları telefon görüşmesinde, önümüzdeki yakın dönemde yeniden irtibat içinde olunması konusunda mutabık kaldı.



Eroğlu: “Rum aşırı taleplerini alma peşindedir”



3’üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Rumların aşırı taleplerle masada olduğuna, bunları almadıkları sürece anlaşmaya yanaşmayacaklarına işaret ederek, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın tüm gerçekleri halkla paylaşması zamanının geldiğini belirtti.

Derviş Eroğlu, önceki gün katıldığı bir TV programda soruları yanıtladı.

Eroğlu, Rum tarafını tanıdığı, ne yapacaklarını kestirebildiği için New York’taki üçlü görüşmeden bir şey beklemediğini söyledi ve “Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Rum tarafını yeni yeni anlamaya başlaması nedeniyle halkta büyük beklentiler yarattığını, şimdi ise hayal kırıklığı içinde olduğunun görüldüğünü” kaydetti.

Derviş Eroğlu, devamla şunları belirtti:

“Ben, Rum lider Hristofyas’la Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de katıldığı 4-5 saat süren hatta ertesi gün devam eden 5 zirve toplantısı yaptım. Bunların sonuncusu New York, Greentree’de 22-23 Ocak 2012 tarihinde yapıldı. BM Genel Sekreteri’nin beşinci görüşme öncesinde taraflara yazdığı mektup son derece önemli idi. Genel Sekreter, söz konusu mektubunda ilk kez “ artık son oyun (end game) içerisinde bulunulduğunu, ana konuların görüşülüp karara bağlanmasının ardından çok taraflı konferans düzenlemeyi düşündüğünü” belirtti.

Biz Greentree zirvesine Genel Sekreter’in “son oyun içinde bulunuyoruz” sözlerine uygun olarak ilerleme kaydedilmesi ve çok taraflı konferansa geçilmesi için üç ana konuda önerilerle gitti. Bu üç konu, 1-Yürütmenin Seçimi, 2-Vatandaşlık, 3-Mülkiyet konusunda bilgi değişimi idi. Ama Rum lider Hristofyas, Greentree zirvesine katılmadan Ulusal Konsey’de konuları görüştürdü ve dört “hayır” ile New York’a gitti. Ne idi bunlar? 1-Hakemliğe hayır 2-Arabuluculuğa hayır, 3.Zaman takvimlemesine hayır, 4.5’li toplantıya hayır.

Anastasiadis, 2013’te seçildi. Bir yıl masaya gelmemek için her türlü şeyi yaptı. Rumlar zamana oynuyor. Biz ‘ zaman Kıbrıs Türk Halkı’nın aleyhinedir. Bir an önce çözüm isteriz, acele çözüm isteriz. Çözüm olmazsa mahvolduk ’ dedikçe onlar da ‘ ya istediklerimizi verirsiniz çözüm olur ya da zamanı aleyhinize işletmeye devam ederiz’ taktiğini sürdürüyor”.

Eroğlu, Rumların bu taktiğini görmesi gereken Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya bir an önce gerçekleri halkla paylaşması çağrısında bulundu.3’üncü Cumhurbaşkanı Eroğlu, “Madem ki üç aya kadar çözüme gidilmesi gerektiğini söylüyorsunuz o zaman ne olup bittiğini halka anlatmalısınız. Halk kendisini nereye götürmekte olduğunuzu bilmelidir.” dedi.

Derviş Eroğlu, “Cumhurbaşkanı Akıncı da artık 2016 yılı sonuna kadar bir çözüm olmazsa başka alternatiflerin gündeme geleceğini, sığınılacak tek limanın Türkiye olduğunu, dönüşümlü başkanlık ve Türkiye’nin garantisi olmadan bir çözüm olamayacağını söylüyor. Ne dersiniz?” şeklindeki soruyu yanıtlarken ise, “Demek ki Sayın Akıncı da Eroğlu gibi konuşmaya başladı. Ama ben bunları söylerken ‘ Eroğlu çözüm istemez diye’ sözüm onlara çözümcü geçinenler bana saldırıyorlardı. Şimdi ne yapacaklar? ‘Çözüm istemez’ diye Sayın Akıncı’ya karşı da mı saldırıya geçecekler? Sayın Akıncı çözüm istiyor. Herkes istiyor. Ben 11 Şubat 2014’te Anastasiadis’le ortak açıklama imzaladım ama çözümcü geçinenler yine bana saldırdılar. Bunlar hiç Rum’u suçlamadılar. Hep bizi suçladılar. Oysa halkımızı çözüm isteyenler, istemeyenler diye ayırmak son derece yanlıştır ve bize zarar vermektedir. Demek ki Cumhurbaşkanlığı görevi ilerledikçe o da bazı şeyleri daha iyi görmeye anlamaya başlamıştır” dedi.

Eroğlu, yapılması gerekenlerle ilgili bir başka soruyu yanıtlarken ise, Türk tarafının mutlaka bir takvimleme yapılmasını başarması gerektiğini, Birleşmiş Milletler’le diğer büyük ülkelerin bu konuda Türk tarafına yardımcı olmasının şart olduğunu vurguladı.

“Olmazsa, Rum bir anlaşmaya yanaşmazsa ne yapılmalıdır. Alternatifler nedir? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtılmasına mı yönelmek lazım” şeklindeki bir soruyu da yanıtlayan 3’üncü Cumhurbaşkanı Eroğlu şunları söyledi:

“Tanınma konusu zaman meselesidir. Ama yapılması gereken sağcısı-solcusu herkesin Devlet’e sahip çıkması ve dünyadan bize Rumların baskısı, talebi ile uygulanan ambargo ve izolasyonların kaldırılmasını talep etmektir. Aslında bu 2004’te Genel Sekreter Annan’ın referandumlar sonrası Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda da vardı ama o rapor geçmedi. O raporda sadece bu değil Rumların referandumda hayır demekle sadece o metne değil, Türklerle anlaşmaya yönetim ve refahı paylaşmaya da hayır dediği yazıyordu ama onlar hep görmezden gelindi. Türkiye ile iyi ilişkiler mutlaka geliştirilmelidir. Türkiye ile yakın işbirliği içinde alternatifler üzerinde durulmalıdır.”

3’üncü Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, “Türkiye’nin garantörlük konusunda geri adım atıp atamayacağı, kendisinin görev süreleri içinde böyle bir şeyin gündeme gelip gelmediği ile ilgili bir başka zoru üzerine ise, kendisinin Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Türkiye’nin Kıbrıs’ın bütünü üzerindeki etkin ve fiili garantisinden bir santim gerilemeyeceği üzerinde durulduğunu, herhangi bir şekilde geri adım atmanın konuşulmadığını açıkladı.

Eroğlu, Türkiye’nin Kıbrıs’ta asker bulundurması ve bir ihtiyaç söz konusu olduğunda adaya tek yanlı müdahalede bulunmasının Kıbrıs Türkü için hayati bir konu olduğunu, bundan geri adım atılamayacağını söyledi. Derviş Eroğlu dönüşümlü başkanlık konusunda da taviz verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

3’üncü Cumhurbaşkanı, bir diğer soruya yanıtında ise, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın kendisine tutanakları göndermediğini, gelişmeleri tutanakları okuyan milletvekili arkadaşları ve basından takip ettiğini söyledi ve izlediği kadarı ile mülkiyet konusunda önemli hatalar yapılmakta olduğunu söyleyebileceğini belirtti.

Derviş Eroğlu, “Bir örnek verir misiniz?” denilmesi üzerine, “Önceliğin, birinci söz hakkının Rumlara verilmesi, duygusal bağın 1974 öncesinde bu tarafta oturan Rumlar için geçerli olduğunun kabul edilmesi yanlıştır. Duygusal bağı kabul etmekle 1974 öncesinde bir evde 10 yıl oturan birisi ile 42 yıldır o evde oturan Türkü aynı noktaya getirdiniz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demopulos kararı bizim lehimize iken bunun kabul edilmesi ciddi bir tavizdir” dedi.

Eroğlu, “ Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’nin yaptığı tapu işlemleri ile tapuların Devlet’in güvencesi altında olduğunu “ açıklamasını değerlendirirken de “ doğru bir açıklamadır. KKTC Devleti’nin tapuları Devletin güvencesi altındadır. Bundan geri adım atılamaz” diye konuştu.

3’üncü Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum tarafının hidrokarbon yatakları konusundaki tutumunun görüşmeleri torpillemekte olduğuna da işaret etti ve “Bir taraftan masada oturuyorlar, sizinle yılsonuna kadar anlaşacağız diyorlar diğer taraftan Ekim ayı içinde ihaleleri sonuçlandırmaya çalışıyorlar. Gelecek yıl ise kazı yaptırmayı planlıyorlar. Bunlar iyi niyetli şeyler değildir. Belli ki görüşmelerde bir kriz de bu konudan dolayı çıkacaktır. Sayın Akıncı, Anastasiadis’e geçmişte olduğu gibi hidrokarbon yatakları konusunda atacakları adımlara paralel adımların Kıbrıs Türk tarafınca atılacağını hatırlatmalıdır. Kıbrıs Türk tarafı gelişmeleri iyi takip etmeli bizi dünyadan tecrid edilmiş durumda tutan Rumların ayak oyunlarına mutlaka yanıt verilmelidir” diye konuştu.



Bazı Türk ve Rum siyasi parti başkan ve temsilcileri bir araya geldi



Bazı Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi parti başkan ve temsilcileri, Slovakya Büyükelçiliği tarafından organize edilen rutin ortak toplantılar kapsamında dün bir araya geldi.

“Müzakere Süreci: Bu Fırsat Değerlendirilmeli” başlıklı toplantıda, fırsatın değerlendirilmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varıldığı kaydedildi.

Toplantı ara bölgede bulunan Ledra Palas Otel’de Toplumcu Demokrasi Partisi’nin (TDP) ev sahipliğindeki gerçekleşti.

Dünkü toplantıya Kuzey’den Ulusal Birlik Partisi (UBP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Halkın Partisi (HP), Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP), Güney Kıbrıs’tan ise; Çalışan Halkın İlerici Partisi (AKEL), Kıbrıs Yeşiller Partisi, Demokrat Parti (DIKO), Birleşik Demokratlar (EDİ), Demokratik Seferberlik Partisi (DISI), Sosyal Demokrat Hareketi (EDEK) ile Merkezin Yeniden Yapılandırılması İçin Siyasi Gurup (EPALXI) temsilcileri katıldı.

Toplantı sonrasında Slovakya Büyükelçisi Oksana Tomova, hazırlanan ortak açıklamayı okudu ve bir sonraki toplantının 26 Ekim Çarşamba günü gerçekleştirileceğini kaydetti.

Tomova, toplantıda bu fırsatın değerlendirilmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varıldığını dile getirdi ve siyasi parti temsilcilerinin liderleri, Kıbrıs sorununun en erken bir zamanda çözüm bulunması yönündeki çabalarını yoğunlaştırmaları yönünde cesaretlendirdiklerini belirtti.



Avrupa Ralli Şampiyonası’nın Lefkoşa seyirci özel etabı 8 Ekim’de



Kuzey Kıbrıs Turing Otomobil Kurumu (KKTOK) ve Kıbrıs Otomobil Kurumu (CAA) işbirliğinde üçüncüsü yapılacak olan Avrupa Ralli Şampiyonası’nın (ERC) Kıbrıs turunun Lefkoşa seyirci özel etabı, 8 Ekim 2016 Cumartesi günü yapılacak.



19. Türksoy Opera Günleri başlıyor



Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRKSOY ve T.C. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nün işbirliğinde her yıl düzenlenen TÜRKSOY Opera Günleri etkinliğinin 19’uncusu için geri sayım başladı.

Uzun bir aradan sonra bu yıl Gazimağusa’ya da taşınacak olan konserler 8 Ekim 2016 Cumartesi akşamı Othello Kalesi’nde ve 9 Ekim 2016 Pazar akşamı da Bellapais Manastırı’nda yer alacak.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın da konuk olacağı 19. TÜRKSOY Opera Günleri’nde, KKTC’yi temsilen Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Opera Şan Bölümü Öğrencisi Bas-Bariton Emre Özarabacı sahne alacak. Konserlerde, KKTC’nin yanı sıra TÜRKSOY’a üye ülke ve topluluklardan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Türkiye, Altay, Başkurdistan, Hakas, Saha-Yakut, Tataristan, Tiva ve Gagavuz Yeri’nden gelecek sanatçılar da yer alacak. Türk dünyası ülkelerinden gelecek opera sanatçıları piyano eşliğinde dünya klasikleri ile ülkelerinin ulusal opera aryalarından örnekler sunacaklar.

19. TÜRKSOY Opera Günleri kapsamında KKTC’de düzenlenecek konserler Kıbrıslı Opera Sanatçısı Cemaliye Kıyıcı’ya ithafen gerçekleştiriliyor.

Geçtiğimiz Haziran ayında hayatını kaybeden Ankara Devlet Opera ve Balesi Sanatçılarından Mezzosoprano Cemaliye Kıyıcı, 1940 yılında Gazimağusa’da doğdu. 1955 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı Opera-Şan Bölümü’ne giren Kıyıcı, 1960 yılında da Ankara Devlet Operası’na solist sanatçı olarak kabul edildi.

Cemaliye Kıyıcı opera hayatı boyunca, Türkiye, Rusya, Bulgaristan, Polonya, Mısır, Yugoslavya, Avusturya, Bakü ve İtalya'da opera ve oratoryoları orijinal dilde icra etti. İki kez Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali'ne katılan sanatçı 1996 yılında düzenlenen 3. TÜRKSOY Opera Günleri etkinliğinde de sahne aldı.









Enformasyon Dairesi







Facebook





Twitter





Website





Instagram













Dışişleri Bakanlığı











Facebook





Twitter





YouTube





Websitesi













KKTC Dışişleri Bakanlığı

Enformasyon Dairesi



Tel: +90 (392) 228 3365 / 228 3241

Fax: +90 (392) 228 4847

E-Mail: pio_news@mfa.gov.ct.tr

Adres: Selçuklu Caddesi, Lefkoşa KKTC

via Mersin 10 / TURKEY



Twitter: @trnc_pio

Facebook: TRNC Public Information Office / KKTC Enformasyon Dairesi

Youtube: KKTCDisisleri





Yorumlar










Aktif Ziyaretçi 24
Dün Tekil 1032
Bugün Tekil 970
Toplam Tekil 1937018
IP 54.167.202.184






TURAN-SAM PRINTED ISSN: 1308-8041
TURAN-SAM ONLINE ISSN: 1309-4033
Journal is indexed by:

































































3 Safer 1439
Ekim 2017
P
S
Ç
P
C
Ct
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez.
(MEVLANA)


Ekle Çıkar









Anasayfa - Amaç - Misyon - Vizyon - Faaliyetler - Tüzük - Yönetim - Yasal Uyarı - İletişim

Her Hakkı Saklıdır © 2007 - 2017 TURAN-SAM : TURAN Stratejik Araştırmalar Merkezi
Sayfa 1.311 saniyede oluşturulmuştur.

TURAN-SAM rssTURAN-SAM rss
Google Sitemap

"Bu site en iyi mozilla firefox'ta 1280x960 çözünürlükte görüntülenir."

Turan Portal v1.3 | Tasarım TURAN-SAM , Kodlama Serkan Aygün

Turan Nedir?, Bilimsel Dergiler, En popüler Bilimsel Dergi, Endeksli Bilimsel Dergiler, Saygın Bilimsel Dergi, Türk Dünyasının en popüler ve en saygın Bilimsel Hakemli Dergisi, SSCI, SCI, citation index, Turan, Türk Devletleri, Türk Birligi, Türk Dünyası, Türk Cumhuriyetleri, Türki Cumhuriyetler, Özerk Türkler, Öztürkler, Milliyetçi, Türkçü, Turancı, Turan Askerleri, ALLAH'ın askerleri, Turan Birliği, Panturan, Pantürk, Panturkist, Türk, Dünyası, Stratejik, CSR, SAM, Center for Strategical Researches, Araştırma, Merkezi, Türkiye, Ankara, İstanbul, Azer, Azeri, Azerbaycan, Bakü, Kazakistan, Alma-Ata, Astana, Kırgız, Bişkek, Kırgızistan, Özbekistan, Özbek, Taşkent, Türkmen, Türkmenistan, Turkmenistan, Aşxabad, Aşkabat, Ozbekistan, Kazakhstan, Uzbekistan, North, Cyprus, Kıbrıs, MHP, AKP, CHP, TURKEY, Turancılık, KKTC, Vatan, Ülke, Millet, Bayrak, Milliyet, Cumhuriyet, Respublika, Alparslan Türkeş, Atatürk, Elçibey, Bahçeli, Aytmatov, Bahtiyar Vahabzade, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, İsmail Gaspıralı, Gaspırinski, Nihal Atsız, Alptekin, Kürşad, Tarih, Kardeş, Xalq, Halk, Milletçi, Milliyetçi, Yürek, Ürek, Türklük, Beynelxalq, Arbitrli, Elmi, Jurnal, Nüfuzlu